MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, yıllık izin, fazla mesai ücreti, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı ... İnş. Ltd. Şti. avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, iş sözleşmesinin haksız şekilde işverence feshedildiğini ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatları ile izin, fazla çalışma, hafta ve genel tatil alacaklarını İstemiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı ... İnşaat Taah. San. ve Dış Ticaret Ltd. Şti. Davacının iş sözleşmesinin haklı olarak feshedildiğini, ancak iyiniyet kuralları çerçevesinde 8.500,00 TL ödeme yapıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... Müh. ve İnş. Yapı Tic. Ltd. Şti. davaya cevap vermemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalının iş sözleşmesini fesihte haksız olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davalı ... İnşaat Taah. San. ve Dış Ticaret Ltd. Şti. temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalı ... İnşaat Taah. San. ve Dış Ticaret Ltd. Şti.'nin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-İhbar önelleri ve ihbar tazminatı yönlerinden taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur.
Bildirim sürelerine ilişkin 4857 sayılı İş Kanunu'nun 17. maddesindeki kurallar nispi emredici niteliktedir. Taraflarca bildirim süreleri ortadan kaldırılamaz ya da azaltılamaz. Ancak, sürelerin sözleşme ile arttırılabileceği Kanunda düzenlenmiştir.
İhbar tazminatı, belirsiz süreli iş sözleşmesini haklı bir nedeni olmaksızın ve usulüne uygun bildirim süresi tanımadan fesheden tarafın, karşı tarafa ödemesi gereken bir tazminattır. Buna göre, öncelikle iş sözleşmesinin Kanun'un 24 ve 25. madde yazılı olan sebeplere dayanmaksızın feshedilmiş olması ve Kanun'un 17. maddesinde belirtilen şekilde usulüne uygun olarak ihbar öneli tanınmamış olması halinde ihbar tazminatı ödenmelidir. Yine haklı fesih nedenine rağmen işçi ya da işverenin 26. maddede öngörülen hak düşürücü süre içinde fesih yoluna gitmemeleri halinde sonraki fesihlerde karşı tarafa ihbar tazminatı ödeme yükümlülüğü doğar.
İhbar tazminatı iş sözleşmesini fesheden tarafın karşı tarafa ödemesi gereken bir tazminat olduğu için, iş sözleşmesini fesheden tarafın feshi haklı bir nedene dayansa dahi, ihbar tazminatına hak kazanması mümkün olmaz. Yine, işçinin 1475 sayılı İş Kanunu'nun 14. maddesi hükümleri uyarınca emeklilik, muvazzaf askerlik, evlilik gibi nedenlerle iş sözleşmesini feshetmesi durumunda ihbar tazminatı talep hakkı bulunmamaktadır. Anılan fesihlerde işveren de ihbar tazminatı talep edemez.
İhbar tazminatının miktarı “bildirim süresine ait ücret” olarak Kanunda belirlenmiştir. Buna göre ihbar tazminatı, yasadan doğan götürü tazminat olarak nitelendirilebilir. Bu niteliği itibarıyla Borçlar Kanunu'nun 125. maddesine göre 10 yıllık zamanaşımı süresine tabidir.
İşçiye bildirim süresi içinde yeni iş arama izninin kullandırılmamış olması, tanınan ihbar süresinin geçersiz olduğu sonucunu doğurmaz.
Somut olayda; 17.11.2009 tarihli fesih bildiriminde, iş sözleşmesinin 4857 sayılı Kanun'un 17. maddesi gereğince feshedildiğinin ve 31.12.2009 tarihinde sona ereceğinin bildirildiği, fesih bildirimi ile ilgili olarak işçinin imzadan imtina ettiğine dair tutanak düzenlendiği anlaşılmaktadır. İşçinin kıdemine göre hak ettiği ihbar süresi dört hafta olup, ihbar süresinin bildirildiği 17.11.2009 tarihi ile işçinin çıkışının yapıldığı 31.12.2009 tarihleri arasında altı haftalık süre bulunduğundan, ihbar süresinin usulüne uygun olarak kullandırıldığının kabulü gerekir. Usulüne uygun olarak ihbar süresi kullandırılan işçi ihbar tazminatı talep edemeyeceğinden; ihbar tazminatı talebinin reddi gerekirken, yazılı gerekçe ile kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
3-Davalı tarafça işçiye ödendiği savunulan 8.500,00 TL'nin mahsup edilmesi gerekip gerekmediği hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
Somut olayda; davalı işverence, işçinin iş sözleşmesin haklı olarak feshedildiği ancak işçiye iyiniyetli olarak 8.500,00 TL ödeme yapıldığı savunulmuştur. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda; “Dosyada mevcut banka havale belgelerine göre, 04.01.2010 tarihinde davacının banka hesabına, "Aralık ayı maaşı ve diğer birikmiş hak ve alacakların toplamı" açıklamasıyla davalı şirket tarafından 6.500,00 TL, 08.01.2010 tarihinde "borç olarak verilmiştir" açıklamasıyla davalı şirket sahibi Sinan Toprak tarafından 2.000,00 TL yatırılmış olduğu görülmektedir. Yine dosyada mevcut davacıya ait hesap cetveli ile banka havale belgelerine göre; davacının hesabına yatan 6.500,00 TL'nin (1.000,00 TL + 1.000,00 TL =) 2.000.00 TL'sinin davalı şirketin şantiyelerden sorumlu müdürü Özer Kızılay'ın hesabına, 1.000,00 TL'sinin şantiye formeni ...'ın hesabına, 1.500,00 TL'sinin davalı şirket işçisi İdris Bekler'in hesabına, davacı tarafından 04.01.2010 tarihinde havale edilmiş olduğu, 1.000,00 TL'sinin kendisi tarafından ATM'den nakit olarak çekildiği, 08.01.2010 tarihinde yatan 2.000,00 TL'nin de davacının Aralık ayına ait ücreti olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre davacının kıdem ve ihbar tazminatı için herhangi bir ödeme yapılmamış olduğu sonucuna varılmakla ....” gerekçesi ile ödendiği ileri sürülen miktarların
mahsup edilmediği anlaşılmaktadır. Her ne kadar mahkemece davacının hesabına yatırılan paraların davacı tarafından şirket çalışanları ve sahiplerine iade edildiği kabul edilerek mahsup işlemi yapılmamışsa da; söz konusu havaleler ile ilgili yeterince inceleme ve araştırma yapılmamıştır. Bu sebeple; öncelikle söz konusu havalelerin ne şekilde yapıldığı (internet-ATM-Banka şubesi-talimat) belirlenmeli, havalelerin davacı tarafından yapıldığının anlaşılması halinde ise havale sebepleri araştırılarak tespit edilmeli ve oluşacak sonuca göre söz konusu ödemenin dava konusu alacaklardan mahsubu gerekip gerekmediği hususu yeniden bir değerlendirmeye tabi tutulmalıdır. Eksik inceleme ve araştırma ile sonuca gidilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 17.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.