MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 6. İş Mahkemesi
TARİHİ : 16/05/2013
NUMARASI : 2010/245-2013/249
Hüküm süresi içinde davacı ve davalı B. B.P. İnş. Müşavirlik Teknik Hizm. San. Tic. A.Ş. ile Sariyer Belediye Başkanlığı avukatları tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi . tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, ödenmeyen ücret, aile geçim indirim alacağı, fazla çalışma, hafta ve genel tatil alacaklarını istemiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı Belediye, husumet yönünden davanın reddi gerektiğini, davacı ile aralarında düzenlenmiş olan iş sözleşmesi bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı L. İnşaat P. San. Tic. Ltd. Şti. davanın reddini istemiştir.
Davalı B. B. P. İnşaat Müşavirlik Teknik Hizmetler San. Tic. A.Ş. vekili davanın reddini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacı işçinin çalışmalarının Sarıyer Belediyesi nezdinde geçtiği, davalı Belediye ile alt işverenler arasındaki asıl işveren-alt işveren ilişkisinin muvazaalı olduğu, bu itibarla davalı şirketler yönünden açılan davanın husumet yokluğu sebebiyle reddine karar verilmesi gerektiği kanaatiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davacı ve davalılardar S.. B.. ile B. B. P. İnşaat Müşavirlik Teknik Hizmetler San. Tic. A.Ş. temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Somut olayda, mahkemece, davalılar arasındaki hizmet alım sözleşmelerinin muvazaalı olduğu, davacının baştan itibaren Şanlıurfa Belediyesi işçisi olarak kabul edilmesi gerektiği gerekçesi ile davalı şirketler yönünden davanın husumet yokluğu sebebiyle reddine karar verilmiş ise de;
Davalı şirketin davacıyı davalı belediyenin park ve yeşil alanların tamir bakım onarım periyoduk bakım ve temizlik hizmetlerine ilişkin alınan ihale kapsamında çalıştırdığı sabittir. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/6. maddesine göre "bir işverenden iş yerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik sebeplerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu kanundan, iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur."
Davacı, davalı şirket tarafından sadece davalı belediyeye ait birimlerde çalıştırılmıştır.
5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 67. maddesinde "Belediyede, belediye meclisinin belediyeye bağlı kuruluşlarda yetkili organın kararı ile park, bahçe, sera, refüj, kaldırım ve havuz bakımı ve tamiri, araç kiralama, kontrollük, temizlik, güvenlik ve yemek hizmetleri, makine, teçhizat bakım ve onarım işleri, bilgisayar sistem ve santralleri ile elektronik bilgi bilişim hizmetleri, sağlıkla ilgili destek hizmetleri, fuar, panayır ve sergi hizmetleri, baraj arıtma ve katı artık tesislerine ilişkin hizmetler, kanal bakım ve temizleme, alt yapı ve asfalt yapım ve onarımı, trafik sinyalizasyon ve aydınlatma bakımı, sayaç okuma ve sayaç sökme-takma işleri ile ilgili hizmetler, toplu ulaşım ve taşıma hizmetleri, sosyal tesislerin işletilmesi ile ilgili işler, süresi ilk mahalli idareler genel seçimlerini izleyen altıncı ayın sonunu geçmemek üzere ihale yoluyla üçüncü şahıslara gördürülebilir" kuralına yer verilmiştir.
Belediyeler kendilerine ait birimlerde düzenin ve temizliğin sağlanmasını kendi işçileri ile yerine getirebilecekleri gibi, bu birimlerde hizmet alımı yaparak alt işveren işçisi çalıştırmak suretiyle de görevlerini yerine getirmelerine kanuni bir engel bulunmamaktadır. Esasen belediyelerin kendi birimlerinde temizliği sağlamalarının asli görevleri içinde kabul edilmesi gerekir. Buna bağlı olarak 4857 sayılı Kanun'un 2/6. maddesi hükümleri uyarınca davacının ödenmeyen alacaklarından dolayı asıl işveren olarak sorumlu tutulması gerekmiş, davalı belediye vekilinin belediye ile şirket arasındaki ilişki ve davalı belediyenin sorumluluğu yönünden husumet itirazı yerinde görülmemiştir.
Ayrıca davalılar arasındaki sözleşmenin geçerlilik şartlarını taşımaması halinde dahi davacının davalı şirket işçisi olarak çalıştığı ve asıl hizmet sözleşmesinin başından beri davalı şirketle yapılmış olduğu, işe giriş ve çıkış bildirgelerinin davalı şirket tarafından verilip, sigorta primlerinin davalı şirket adına ödendiği, bu haliyle davacı ile davalı şirket arasındaki ilişkinin 4857 sayılı Kanun'un 8. maddesinde tanımlanan iş sözleşmesinin tüm unsurlarını taşıyan bir ilişki olduğu anlaşılmaktadır. Davalı asıl işverenin işin düzenli ve sağlıklı yürütümü bakımından verdiği emir ve talimatların alt işverenin yönetim hakkını ortadan kaldırıcı nitelikte değerlendirilmemesi gerekir. Bu sebeple ilişkinin muvazaaya dayandığına yönelik mahkemece varılan sonuç isabetli olmamıştır. Davacının muvazaa iddiası da bulunmamaktadır. Davalılar arasında 4857 sayılı Kanun'un 2. maddesine uygun kurulan ve muvazaaya dayanmayan geçerli bir asıl işveren- alt işveren ilişkisi bulunduğundan dava konusu tazminat ve alacaklardan davalıların müteselsilen sorumluluğuna karar verilmesi gerekirken davalı şirketler hakkında açılan davanın husumet yokluğu sebebiyle reddi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
3-Taraflar arasında fazla çalışma alacağı bir başka uyuşmazlık konusudur.
Dosya içeriğine göre mahkemece davacının hafta içi 08-20 arası; Cumartesi 08-13.00 arası çalıştığı ve haftada onbirbuçuk saat fazla çalışma yaptığı kabul edilmiş ise de isabetli olmamıştır. Zira davacı şahitlerinin çalışma saatlerine ilişkin açık beyanları bulunmamaktadır. Davalı tarafından işçiye fazla çalışma yapılması yönünde verilmiş bir talimatta bulunmamaktadır. Davalı şahit beyanlarına göre kamu kuruluşuna ait iş yerinde fazla çalışma yapılmadığı anlaşılmaktadır. Fazla çalışma alacağı somut yeterli ve inandırıcı deliller ile ispatlanamadığından reddi gerekirken kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
4-Taraflar arasında davacının aylık ücret miktarı noktasında uyuşmazlık vardır.
Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır.
Somut olayda, peyzaj ve bakım ustası olarak çalışan davacı aylık net 1.525,00 TL ücret aldığını iddia etmiştir. Ücret bordroları 700,00 TL üzerinden düzenlenmiştir Davacı şahitlerinden biri davacıyı doğrularken diğeri 1.400,00 TL ücret ile çalıştığını beyan etmiştir. Mahkemece davacı iddiası doğrultusunda yapılan hesaplamaya itibar edilerek hüküm kurulmuştur. İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, iş yerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda şahit beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, iş yerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir. Eksik inceleme ile karar verilmesi isabetsiz olup bu husus bozmayı gerektirmiştir
Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 11.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy