MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, iş yerinde bir başka işçi ile tartıştığı gerekçesiyle hizmet akdinin haksız olarak feshedildiğini ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin, ulusal bayram genel tatil ve fazla mesai çalışma alacaklarını istemiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı, iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, mevcut işe giriş bildirgeleri, hizmet cetveli, özlük dosyası ile taraf ve tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde, davacının davalı işyerinde daimi işçi olarak 01.08.2004 - 30.11.2010 tarihleri arasında olmak üzere toplam 6 yıl 3 ay 29 gün süreyle çalıştığı; iş akdinin işverence haklı nedene dayalı olarak son verildiği ve bu itibarla davacının kıdem ve ihbar tazminatı ile fazla çalışma ücretine hak kazanmadığı gerekçesiyle davanın kısmen reddine karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı taraflar temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasında, iş sözleşmesinin feshinin haklı veya geçerli nedene dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18 ve devamı maddeleridir.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesi bakımından işçinin davranışlarından kaynaklanan sebepler, işçinin aynı Kanun'un 25/II. maddesinde öngörülen sebepler niteliğinde ve ağırlığında olmayan, işyerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen, sözleşmeye aykırı davranışlarıdır. İşçinin davranışı ancak işyerinde olumsuzluklara yol açması halinde geçerli sebep olabilir. İşçinin sosyal açıdan olumsuz bir davranışı, toplumsal ve etik açıdan onaylanmayacak bir tutumu işyerinde üretim ve iş ilişkisi sürecine herhangi bir olumsuz etki yapmıyorsa geçerli sebep sayılamaz.
4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin ikinci fıkrasına göre feshin geçerli nedene dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
Somut olayda; davacı cankurtaran ve resepsiyon elemanı olarak davalı işverene bağlı olarak çalışırken kendisi ile işyeri çalışanlarından ...'ın birbirlerine küfür ederek saldırdıkları, araya girenlerce kavganın önlendiğinin belirtildiğine dair tutanak düzenlenmiştir. Bunun üzerine iş sözleşmesi davalı işveren tarafından haklı nedenle feshedilmiştir. Söz konusu olaya dair mahkemece dinlenilen tanıkların görgüye dayalı bilgisi olmadığı gibi eylemin içeriğine dair de dosya kapsamında beyanlar dışında delil mevcut değildir. Bu kapsamda iddia konusu eylemin bir tartışma boyutunda kaldığı taraflarca kabul edilmişse de bu durum fesih sebebi yapılan davranışları haklı fesih ağırlığında kılmamakla birlikte, geçerli fesih sayılmasını gerektirecektir. Bu açıdan davacının talep ettiği tazminatlarını almasına engel oluşturmayacağı açıktır. Mahkemece kıdem ve ihbar tazminatı isteklerinin hüküm altına alınması gerekirken, yazılı şekilde hatalı gerekçeyle reddine karar verilmesi isabetsizdir.
3-Taraflar arasındaki uyuşmazlık konularından biri hizmet süresine ilişkindir. Davacı çalışma süresini 01.08.2004-30.11.2010 tarihleri arasında olduğunu iddia etmiş mahkemenin kabulünde de davacı talebi gibi hesaplama yapılmıştır. Davalı ise 31.09.2009 sonrası çalışmanın kendilerinde olmadığını beyan etmektedir. Davacının çalışmasının görüldüğü diğer şirketin işten ayrılış bildirgesindeki adresler de farklı görünmektedir. Dosya kapsamındaki hizmet cetveli ile de sabit olduğu üzere davacının 01.08.2004-30.11.2010 tarihleri arasında farklı iki şirkette çalışması görünmektedir. Söz konusu işveren davalı işyeri sicilinden farklı olmakla birlikte davalı işyeri ile aralarında organik bağ olup olmadığı Mahkemece araştırılmış değildir. Tüm bu şirketlerin ilgili ticaret sicil kayıtları getirtilmeli, ortakları ve faaliyet alanları belirlenmeli, dava dışı sicil numaralı işyerleri ile davalı arasındaki ilişkinin bir işyeri devrine dayanıp dayanmadığı tespit olunmalıdır. Ticaret sicil kayıtları ile gerekirse vergi dairesi ve Sosyal Sigortalar Kurumu kayıtları da getirtilerek etraflıca incelenmesi gerekir. Yapılacak olan araştırma sonunda davacının davalı işyerinde çalışması ve hizmet süresi yeniden değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken bu hususun gözetilmemesi hatalı olup bozma sebebidir.
4-Kabule göre de, karar tarihinde yürürlükte bulunan 2015 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13. maddesinde; Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (yedinci maddenin ikinci fıkrası, dokuzuncu maddenin birinci fıkrasının son cümlesi ile onuncu maddenin son fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla,) Tarifenin üçüncü kısmına göre belirleneceği ancak hükmedilen ücretin kabul veya reddedilen miktarı geçemeyeceği düzenlenmiştir.
Somut olayda; davacı lehine kabul oranı maktu ücret altında kalmasına rağmen Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13. maddesi nazara alınmadan maktu vekalet ücreti hükmedilmesi isabetli olmamıştır.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 05.06.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.