MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : MENFİ TESPİT
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, müvekkilinin haklı nedenle sözleşmeyi feshettiğini, tazminat ödemesi gerekenin davalı olduğunu, davalının müvekkiline borçlu olduğunu, çalıştığı döneme ait ücreti ve ciroya göre ödenmesi gereken ek ücretin halen ödenmediğini, bu ücret alacakları için ayrıca dava açtıklarını, davalının sadece kendi yararına cezai şart koydurduğunu, bunun karşısında kendisinin haksız feshi durumunda herhangi bir cezai şart kararlaştırılmadığını, bu sebeple cezai şartın geçersizliğine karar verilmesi gerektiğini belirterek icra takip dosyasında talep edilen 75.000,00 TL asıl alacak ve ferileri yönünden müvekkilin davalıya borçlu olmadığının tespitine ve cezai şartın geçersizliğinin tespiti için bu davayı açma zorunluluğu doğduğunu, davalının haksız ve kötü niyetli yaptığı takibin % 40’ın dan aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini,birleşen dava dilekçesinde davacının ücret alacağının ödenmediğini belirterek ücret alacağının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacı ile şirket arasında 01.06.2011 tarihinde sözleşme imzalandığı ve davacının bu tarihte işbaşı yapıp çalışması gerekirken trafik kazası geçirdiğini bu nedenle fiilen 06.06.2011 tarihinde kardiyoloji uzmanı olarak çalışmaya başladığını, davacının baştan iş sözleşmesini ihlal ettiği halde iş sözleşmesinin devam ettirildiğini,bu kez davacının haklı sebep bildirmeden 07.06.2011-16.06.2011 tarihleri arasında işe gelmediğini, bu nedenle hastanenin zararı olduğunu, davacının daha sonra ücret ödeme zamanı gelmeden 28.06.2011 tarihinde kendisinin istifa ederek işten ayrıldığını, davacının ücrete hak kazanacağı zamanın 25.07.2011 tarihi olduğunu, davacının bu süreyi beklemeden ve ücrete hak kazanmadan işten ayrıldığını, bu şekli ile davacının hem sözleşmeye aykırı davrandığını hem de haksız sebeple sözleşmeyi feshettiğini,davacının fiilen çalışma süresinin onüç gün olduğunu, müvekkilinin icra takibinde ve tazminat talebinde haklı olduklarını belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini,birleşen dava dosyası bakımından davacının fiilen çalışmadığı günlerin ücretini talep ettiğini, davacının kötü niyetli olduğunu, başka bir ile gitmek için ücretin ödenmemesini gerekçe olarak gösterdiğini belirterek birleşen davanında reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, yapılan yargılama sonucunda toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacının ücret alacağı bulunup bulunmadığı noktasındadır.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının 07.05.2011-08.05.2011, 23.05.2011-30.05.2011 ile 01.06.2011-29.06.2011 tarihlerinde çalıştığı kabul edilerek belirtilen tarihlerdeki ücreti hesaplanmıştır. Davacı yemininde 10.05.2011 tarihinde çalışmaya başladığını, davalı ile 07.05.2011 tarihinde iş sözleşmesi imzaladığını ve aynı gün dönüş yolunda kaza geçirdiğini, 1 haftalık tedavi sonrasında çalışmaya başladığını beyan etmiştir. Davacının raporlarına göre 09.05.2011-23.05.2011 tarihleri arasında istirahatli olduğu sabittir. Davacı iş sözleşmesini 23.06.2011 tarihinde feshetmiştir. Tüm bu bilgi ve belgeler dikkate alındığında davacının davalı işyerinde 23.05.2011-23.06.2011 tarihleri arasında çalıştığı ve bu döneme ilişkin ücrete hak kazandığı, ücretinin ödendiğinin davalı tarafından ispat edilemediği anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca mahkemece yukarıda belirtilen gerekçeye uygun hesaplama yapılan 30.10.2014 tarihli bilirkişi raporuna göre ücret alacağının hüküm altına alınması gerekli iken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
3-Taraflar arasındaki bir diğer uyuşmazlık davacının kötüniyet tazminatına hak kazanıp kazanmadığı noktasındadır.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi uyarınca menfi tespit davası açan borçlunun tazminat isteme hakkı vardır. Anılan maddenin 5. fıkrası aynen; “Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz.” hükmünü içermektedir.
Madde metninden de açıkça anlaşıldığı üzere menfi tespit davası açmak zorunda bırakılan borçlunun tazminat talep edebilmesi için gerekli koşullar; bu yönde bir talep olması, borçluya karşı icra takibi yapılmış bulunması ile takibin haksız ve kötüniyetli olmasıdır.
Başka bir ifadeyle; İcra İflas Kanunu'nun 72/5. maddesi hükmüne göre, menfi tespit davasının davacı (borçlu) lehine sonuçlanması üzerine, alacak likit olsun veya olmasın, böyle bir alacağa dayalı takibin, haksız ve kötüniyetli olması halinde, istem varsa, davacı (borçlu) lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gereklidir. Takibin haksız olması tek başına yetmemekte, ayrıca kötüniyetli olması da gerekmekte olup, ispat yükü; takibin kötüniyetli olduğunu iddia eden davacı (borçlu)’nun üzerindedir.
Nitekim aynı ilkeler, Hukuk Genel Kurulunun 17.03.2010 tarihli ve 2010/19-123 esas, 2010/154 karar, 07.12.2011 tarihli ve 2011/13-576 esas 2011/747 karar ve 20.03.2013 tarihli ve 2012/19-778 esas, 2013/250 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Dosya içeriğine göre, davalı şirket tarafından iş sözleşmesindeki cezai şart ile ilgili maddeye istinaden davacı aleyhine icra takibi yapılmıştır. Dosya kapsamına göre, icra takibinin haksız olduğu yargılama sonucunda ortaya koyulmuştur. Ancak sözkonusu alacağın tahsili amacı dışında kötüniyetle icra takibi yapıldığı kanıtlanamadığından kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 15.06.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy