MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının işçilik alacaklarının ödenmemesi nedeniyle iş akdine haklı olarak son verdiğini öne sürerek kıdem tazminatı, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil, hafta tatili ve yıllık izin ile ücret alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin tüm davacınn aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine,
2-Taraflar arasında ıslah ile arttırılan miktarların faizi ile hüküm altına alınıp alınamayacağı uyuşmazlık konusudur.
Mahkemece, 11.03.2014 tarihli kısmi ıslah dilekçesinde faiz talebi bulunmaması nedeniyle sadece dava dilekçesinde talep edilen miktarlar yönünden faize hükmetmiştir.
Kavram olarak ıslah; taraflardan birinin yapmış olduğu usul işleminin tamamen veya kısmen düzeltilmesine denir. (HUMK. m.83, HMK m. 176) (Kuru B., Hukuk Muhakemeleri Usulü, B.6. C.IV, İstanbul 2001, s.3965) Islah müessesi, dava değiştirme, başka deyişle iddia ve müdafaanın değiştirilmesi veya genişletilmesi yasağını bertaraf eden bir imkandır. Zira bu suretle, aslında yasal itiraz ile karşılaşılabilecek olan herhangi bir taraf muamelesi, ıslah kurumu yardımı ile artık bu itirazı davet etmeksizin yapabilmektedir (Üstündağ S., Medeni Yargılama Hukuku, C.I.II. B,5, İstanbul 1992 s.534).
Islahın konusu tarafların yapmış oldukları usul işlemleri olduğu için, ıslahla düzeltilecek usul işlemlerinin neler olduğundan da söz etmek gerekir. Gerek öğreti, gerekse Yargıtay uygulaması davanın değiştirebileceğini ve genişletilebileceğini aynı şekilde savunmanın genişletilebileceğini ilke olarak kabul etmektedir. Yine müddeabihin artırılıp artırılmayacağı hususu da bir usul işlemi olup, ıslahın konusudur (Kuru B: s 4035).
Islahın amacı, yargılama sürecinde, şekil ve süreye aykırılık sebebiyle ortaya çıkabilecek maddi hak kayıplarını ortadan kaldırmak olduğundan, hak ve alacağı bu sürecin dışında ortadan kaldırmış olan işlemlerin, yani maddi hukuk işlemlerinin ıslah yoluyla düzeltilebilmesi elbette ki mümkün değildir. Bir başka deyişle, maddi hakkı sona erdiren maddi hukuk işlemleri, ıslahla düzeltilemez. Feragat, kabul, sulh gibi işlemler, velev ki dava içinde yapılsın, asıl hakkı ortadan kaldırdıklarından, usul işlemi olduğu kadar (davayı etkilediği için usul işlemidir) maddi hukuk işlemi mahiyetini de taşımaktadır ve bu sebeple, bu işlemlerin ıslah yoluyla düzeltilmesi imkansızdır; çünkü ıslah, yargılama hukukunun şekle ve süreye bağlılığından kaynaklanan zımni hak kayıplarının telafisi için öngörülmüş bir müessesedir. Açık bir irade beyanı ile terkedilen haklar, maddi gerçeğin şekle feda edilmesi gibi bir sonuç doğurmadığı için, ıslahın konusu olamaz.
Bilindiği gibi, mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 87. maddesinin son cümlesindeki “müddei ıslah suretiyle müddeabihi tezyit edemez” hükmü Anayasa Mahkemesi’nin 20.07.1999 tarih ve 1999/1 esas, 1999/33 karar sayılı kararı ile iptal edilmiştir. Davacı bundan böyle dava dilekçesinde gösterdiği müddeabihini (davalı muvafakat etmese bile) aynı dava içinde ıslah yolu ile artırabilecektir. Bu düzenleme, davacının ilk dava dilekçesinde saklı tuttuğu fazlaya ilişkin hakkını ek bir dava ile istemesine de engel olmayacaktır.
Davanın tamamen ıslahı durumunda, dava dilekçesinden itibaren bütün usul işlemlerinin yapılmamış sayılmasını gerektirir (HUMK. m.87, HMK m. 179). Gerek öğretide, gerekse yerleşik yargısal kararlarda, davanın tamamen ıslahında yeni bir dava açılmamış sayılacak, tamamen ıslah edilen dava ilk açılan davanın devamı niteliğinde olduğundan, bunun doğal sonucu olarak, zamanaşımı, hak düşürücü süre ilk davanın açıldığı tarihteki duruma göre dikkate alınacaktır. Onun için davanın tamamen ıslahında ıslah olunan dava, ilk dava gününde açılmış sayılacaktır. (Kuru B., Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6. baskı c. IV, s.3998 vd; Ansay S. Ş., Yargılama Usulleri, 1960 baskı sh:194 vd,; Postacıoğlu İ., Medeni Usul Hukuku Dersleri, 1975 baskı s.460 vd,; Üstündağ S. Medeni Yargılama Hukuku Esasları, 1973 baskı s.335 vd, ile aynı yöndeki HGK 18.12.1957 gün ve 2/66 E., 64 K.; HGK 30.1.2002 gün ve 2002/2-63 E., 2002/23 K.; HGK 3.7.2002 gün ve 2002/9-564 E., 2002/572 K., HGK 5.3.2003 gün ve 2003/9-76 E., 2003/126 K.)
Davanın kısmen ıslahı durumunda ise davacı; kısmi davada saklı tuttuğu fazlaya ilişkin haklarını, ek bir dava açarak isteyebileceği gibi, müddeabihin arttırılmasını önleyen yasal düzenlemenin yukarıda belirtilen Anayasa Mahkemesi kararı ile ortadan kalkmasından yararlanarak müddeabihi aynı davada kısmi ıslah dilekçesi verip harcını yatırmak suretiyle arttırabilecektir.
Somut olaya gelince; davacı işçilik alacaklarının tahsili için fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak suretiyle kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla çalışma ücreti, genel tatil ve hafta tatili ücreti ve ücret alacağının faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Yargılama sırasında da dava açarken saklı tuttuğu fazlaya ilişkin hakları kapsamındaki isteklerini 11.03.2014 harç tarihli ıslah dilekçesi ile artırmış; ancak dilekçede ıslah ettiği miktarlar yönünden faiz talebine yer vermemiştir.
Yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde yapılan değerlendirmede; kısmi ıslahın faize karar vermek için talep şartı yönünden ayrı bir dava, diğer bir deyişle ek dava olarak nitelendirilemeyeceği, davanın kısmen ıslahı ile ek davanın esas itibariyle farklı kurumlar olmaları nedeniyle ıslah ile ilgili uyuşmazlıkların ıslah kurumu çerçevesinde çözümlenmesi gerektiği, kısmi ıslahta davacının sadece talep sonucundaki miktarı değiştirdiği, davacının dava dilekçesindeki diğer unsurların aynen devam ettiği yönünde iradesinin mevcut olması dikkate alındığında ıslah ile arttırılan kısım için faiz talep edilmese bile dava dilekçesinde mevcut olan faiz talebinin kısmi ıslah için de geçerli olduğu kabul edilmiştir. ( Bkz HGK'nın 2015/22-449 E, 2017/128 K sayılı kararı)
Açıklanan nedenle, 11.03.2014 tarihli ıslah dilekçesiyle talep edilen miktarlar yönünden de ıslah tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması hatalı olup bozma nedeni ise de; yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi uyarınca uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 438/7. maddesi uyarınca aşağıda belirtilen şekli ile düzeltilerek onanması uygun bulunmuştur.
SONUÇ: Temyiz olunan mahkeme kararının hüküm kısmının
''Net 29.940,47 TL kıdem tazminatı alacağının 5.000 TL sinin fesih tarihi 01/06/2012 den itibaren en yüksek reeskont faizini geçmemek üzere en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
Net 1.701,25 TL yıllık ücretli izin alacağının 100 TL sinin dava tarihinden itibaren en yüksek reeskont faizini geçmemek üzere yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
%45 indirimle hesaplanan Net 12.069,59 TL fazla çalışma alacağının 1.000 TL sinin dava tarihinden itibaren en yüksek reeskont faizini geçmemek üzere en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
%30 indirimle hesaplanan Net 563,87 TL hafta tatili alacağının 100 TL sinin dava tarihinden itibaren en yüksek reeskont faizini geçmemek üzere en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
%30 indirimle hesaplanan Net 1.026,73 TL ulusal bayram ve genel tatil alacağının 100 TL sinin dava tarihinden itibaren en yüksek reeskont faizini geçmemek üzere en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
Net 1.417,71 TL ücret alacağının 1.300 TL sinin dava tarihinden itibaren enyüksek reeskont faizini geçmemek üzere en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine,'' şeklinde olan ikinci, üçüncü, dördüncü, beşinci ve altıncı paragraflarının hüküm yerinden çıkarılmasına; yerine,
'' Net 29.940,47 TL kıdem tazminatı alacağının fesih tarihi 01/06/2012 den itibaren en yüksek reeskont faizini geçmemek üzere en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
Net 1.701,25 TL yıllık ücretli izin alacağının 100 TL sinin dava tarihinden, bakiyesinin 11.3.2014 olan ıslah tarihinden itibaren en yüksek reeskont faizini geçmemek üzere yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
%45 indirimle hesaplanan Net 12.069,59 TL fazla çalışma alacağının 1.000 TL sinin dava tarihinden, bakiyesinin 11.03.2014 olan ıslah tarihinden itibaren en yüksek reeskont faizini geçmemek üzere en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
%30 indirimle hesaplanan Net 563,87 TL hafta tatili alacağının 100 TL sinin dava tarihinden, bakiyesinin 11.3.2014 olan ıslah tarihinden itibaren en yüksek reeskont faizini geçmemek üzere en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
%30 indirimle hesaplanan Net 1.026,73 TL ulusal bayram ve genel tatil alacağının 100 TL sinin dava tarihinden, bakiyesinin 11.3.2014 olan ıslah tarihinden itibarenen yüksek reeskont faizini geçmemek üzere en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
Net 1.417,71 TL ücret alacağının 1.300 TL sinin dava tarihinden, bakiyesinin 11.03.2014 olan ıslah tarihinden itibaren en yüksek reeskont faizini geçmemek üzere en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, " rakam ve sözcüklerinin yazılmasına; hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, peşin alınan temyiz harcının talep halinde davacıya iadesine, 12.06.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.