MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı ... Nakliye Gıda Temizlik İnş. Mak. Taah. San. Ve Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, dava şirkette ve ... Belediyesinde şoför olarak çalışmakta iken, iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından haklı bir neden olmaksızın feshedildiğini, fazla mesai yaptığını, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştırıldığını ileri sürerek; kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla çalışma ücreti, genel tatil ücreti, hafta tatili ücreti ve yıllık izin ücreti alacaklarının davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Davalıların Cevabının Özeti:
Davalılar, usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen davaya cevap vermemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, yapılan yargılama sonucunda, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar süresi içerisinde davalı ... Nakliye Gıda Temizlik İnş. Mak. Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
1-Davacının iş sözleşmesinin sona erip ermediği ve davacının işyeri devri kapsamında olup olmadığı uyuşmazlık konusudur.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/6 maddesi uyarınca, “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.
İşyerinin tamamının veya bir bölümünün hukuki bir işleme dayalı olarak başka birine devri işyeri devri olarak tanımlanabilir. 4857 sayılı Kanun’un 6. maddesinde, işyerinin bir bütün olarak veya bir bölümünün hukuki bir işleme dayalı olarak başkasına devri halinde mevcut iş sözleşmelerinin devralana geçeceği düzenlenmiştir.
Buna göre, özellikle ihale sözleşmeleri çerçevesinde, asıl işverene ait işin görülmesine ilişkin faaliyetlerin yapıldığı işyerinin, ihale süresinin sona ermesi sonucunda bir başka alt işverene devri, 6. madde kapsamında işyeri devrinin en yaygın örneği olarak kabul edilebilir. Böyle bir durumda, ihale süresi sona eren alt işverenle, yeni ihaleyi kazanan alt işveren arasında işyeri devrini öngören bir sözleşme yapılması imkan dahilinde olduğu gibi; böyle bir sözleşme olmadan mevcut işçilerin yeni alt işveren nezdinde çalışmaya devam etmeleri de mümkün olabilir.
İşyeri devrinin söz konusu olduğu hallerde; iş sözleşmesinin taraflarının fesih iradelerinden söz edilemeyeceği gibi; salt işyerinin devredilmiş olması, taraflara, bu nedenle iş sözleşmesini fesih hakkı vermez.
Bununla birlikte, asıl işveren ile alt işveren arasındaki sözleşmenin süresinden önce sona erdirilmesi veya süre bitiminde sona ermekle birlikte, alt işverenin işçilerini alarak bir başka işyerine götürmesi, bu konuda işçilere teklifte bulunması yahut iş sözleşmesini feshe yönelik irade açıklamasında bulunması gibi hallerde alt işverenler arasında işyeri devri meselesine şüphe ile yaklaşılmalıdır. Çünkü bu halde, alt işverenler arasında 4857 sayılı Kanun’un 6. maddesinde aranan “hukuki ilişki” nin varlığından söz edilemez.
Sonuç olarak, tarafların fesih konusunda irade açıklamaları veya fesih beyanı yerine geçecek işlemleri olmadığı sürece, işçinin asıl işverenden alınan iş kapsamında ve değişen alt işverenlere ait işyerinde ara vermeden çalışması halinde işyeri devri kurallarına göre çözüme gidilmesi yerinde olur. Bu durumda değişen alt işverenler işçinin iş sözleşmesini ve doğmuş bulunan işçilik haklarını devralmış sayılır. İş sözleşmesinin tarafı olan işçi veya alt işveren tarafından bir fesih bildirimi yapılmadığı sürece iş sözleşmeleri değişen alt işverenle devam edeceğinden, işyerinde çalışması devam eden işçinin feshe bağlı haklar olan ihbar ve kıdem tazminatı ile izin ücreti talep koşulları gerçekleşmiş sayılmaz.
Buna karşın süresi sona eren alt işverence, işçinin iş sözleşmesinin feshi konusunda irade beyanı açıklaması, fesih işlemi yerine geçecek işlemler yapılması halinde yapılan fesih bildirimi ile iş ilişkisi sona ereceğinden, işçinin daha sonra yeni alt işveren yanındaki çalışmaları yeni bir iş sözleşmesi niteliğindedir. Bu ihtimalde feshe bağlı hakların talep koşulları gerçekleşeceğinden feshin niteliğine göre hak kazanma durumunun değerlendirilmesi gerekir.
Tüm dosya içeriğine göre, davacı dava dilekçesinde, ... Belediyesinde şoför olarak çalışmakta iken iş sözleşmesinin davalı şirket tarafından feshedildiğini ileri sürerek işçilik alacaklarının ödenmesini talep etmiş; yine aynı dilekçede, halen ... Belediyesinde “Sentez” isimli bir şirkette şoför olarak çalışmaya devam ettiğini beyan etmiştir. Mahkemece, davacının beyanı doğrultusunda herhangi bir araştırma yapıldığı gibi, ... ile davalı şirket arasındaki ilişkinin niteliği dahi tam olarak ortaya konulmamıştır. Dosyada mevcut sigorta kayıtları eksiktir. Davacı dava dilekçesinde, davalı Timsan şirketinden ayrıldıktan sonra, aynı Belediye bünyesinde Sentez şirketine bağlı olarak halen çalıştığını beyan ettiğine göre, davacının hizmet döküm cetvelinde işyeri sicil numarası bulunan şirketlerin diğer davalı Belediye ile bağlantısı araştırılarak, davalı şirket ile dava dışı şirket veya şirketler arasında işyeri devri bulunup bulunmadığı tespit edilmeli; şayet işyeri devri mevcut ise yukarıda açıklanan bilgiler çerçevesinde davacının feshe bağlı alacak taleplerinin reddine karar verilmelidir. Söz konusu hususlar araştırılmadan, eksik inceleme ile davacının feshe bağlı alacakları olan kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık izin ücreti taleplerinin kabulüne karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
2-Davacı asil 06.06.2012 tarihli dilekçesi ile, davalı ... Belediye Başkanlığı hakkındaki davasından vazgeçtiğini beyan etmiştir. Mahkemece bu dilekçenin hiç dikkate alınmadığı ve davalı Belediye yönünden de davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır. Davacı asile, dilekçesindeki vazgeçme beyanının hangi anlama geldiğinin açıklattırılması ve buna göre işlem yapılması gerekirken yazılı gerekçe ile karar verilmesi hatalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 13.06.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy