MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalı vekilince istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 23.05.2017 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı adına vekili Avukat ... ile karşı taraf adına vekili Avukat ... geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, müvekkili işçinin ihbar tazminatı, aylık ücret, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasında, davacının fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarına hak kazanıp kazanmadığı noktasında uyuşmazlık vardır.
Somut olayda, mahkemece davacı tanıkları anlatımlarına itibarla, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacakları hüküm altına alınmış ise de, her iki tanığın da işverenle davasının olmasının sebebiyle husumetli olduğu anlaşılmaktadır. Bu halde, salt husumetli tanık anlatımlarına itibarla sonuca gidilmesi yerinde değildir. Ancak, davalı işverence sunulan sözleşme ekinde bulunan “Çalışma Düzeni ve Ücret Tarifeleri” başlıklı belgede, günlük çalışma saatlerinin hafta içi 08:00-19:00 saatleri arası ve bir saat ara dinlenme, cumartesi günleri 08:00-17:00 saatleri arası ve yine bir saat ara dinlenme, çalışılan pazar (ayda iki pazar) günü çalışma saatlerinin de cumartesi çalışma saatleri gibi olduğu açıklanmıştır. Mevcut durumda, husumetli tanık anlatımları yerine, çalışma düzenine ilişkin bu belgeye göre çalışma saatlerinin belirlenmesi gereklidir.
Hafta tatili çalışması bakımından da, yukarıda belirtilen çalışma düzenine ilişkin belgenin dikkate alınması gereklidir. Bu belgenin yanı sıra, işyeri dosyası içeriğinde, hafta tatili izinlerinin toplu kullandırıldığına dair bir kısım belgeler de sunulmuş olup, hafta tatili dinlenme hakkının niteliğine göre, toplu olarak kullandırılması, kanunen geçerli bir kullandırım sayılamaz. Hafta tatilinin toplu kullanılmasına ilişkin izin belgelerinde yer alan izin günlerinden sadece o haftaya denk gelen bir hafta tatili gününde dinlendiğinin kabulü gerekir. Anılan sebeple, çalışma düzenine ilişkin belge ve hafta tatili izinlerinin toplu kullandırıldığına dair bir kısım belgeler birlikte değerlendirilerek, hafta tatili ücreti alacağında sonuca gidilmelidir.
Ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağı noktasında ise, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının dini bayramlardan sadece kurban bayramının arife günü ile üç günü, yılbaşı ve kalan diğer tatillerde çalıştığı kabul edilmiştir. Bahsi geçen çalışma düzenine ilişkin belgede, ramazan ve kurban bayramlarında şirketin tayin ettiği günlerde tatil olacağı, yılbaşının tatil olduğu, diğer resmi tatillerde ise çalışılacağı belirtilidir. Dosyaya, davacının çalışma süresine denk gelen 2011 yılı ramazan bayramında tatil yaptığına ilişkin imzalı belge sunulmuş, keza davacı asıl duruşmada alınan beyanında da, ramazan bayramında tatil yaptığını doğrulamış olup, bu halde bilirkişi raporunda, ramazan bayramında çalışılmadığının esas alınması isabetlidir. Kurban bayramı bakımından ise, şirketin tayin ettiği günlerde tatil yapılacağının yazılı olmasına rağmen, tayin edilen tatil günlerine ilişkin belge sunulmadığından bu konuda birbiri ile örtüşen tanık beyanlarının esas alınması gerekecek olup, kurban bayramının birinci günü çalışılmadığı, arife günü ve diğer günlerinde ise çalışıldığının kabul edilmesi yerinde olmuştur. Yılbaşı genel tatili (1 Ocak) yönünden ise, bahsi geçen belgede söz konusu günün tatil olacağı açıkça belirtildiğinden, husumetli tanık anlatımları yerine bu belgeye itibarla, söz konusu “1 Ocak” genel tatil gününde çalışılmadığı esas alınmalıdır.
Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular nazara alınarak, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının yeniden değerlendirilmesi için kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, davalı yararına takdir edilen 1.480,00 TL duruşma vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 23.05.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.