MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı isteminin özeti:
Davacı, iş akdine işverence haksız şekilde son verildiğini, 4.000 TL kıdem ve ihbar ödemesi yapıldığını öne sürerek bakiye kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil, sefer prim kesintisi, ücret ve yıllık izin ücreti alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
Davalı cevabının özeti:
Davalı, davacının istifa ettiğini ve alacağının bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme kararının özeti:
Mahkemece, yıllık izin ücreti alacağının kısmen kabulüne, diğer taleplerin reddine karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının tüm davacının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine.
2-Taraflar arasında davacının iş akdinin istifa ile son bulup bulmadığı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Dosyada bulunan 03.08.2007 tarihli istifa dilekçesi '' özel nedenlerden dolayı kendi istek ve rızamla herhangi bir baskı olmadan 03.08.2007 tarihinde ayrılmak istiyorum, gerekli işlemlerin yapılmasını talep ederim'' şeklindedir.
Mahkemece, davacının el yazısı ile yazarak imzaladığı 03.08.2007 tarihli dilekçede, özel nedenlerle kendi istek ve rızası ile işten ayrılmak istediğini belirtmiş olduğu gerekçesiyle kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Davacı, iş akdinin işverence sonlandırıldığını ve kendisine 4.000 TL kıdem ve ihbar tazminatı ödemesi yapıldığını, istifa dilekçesinin gerçek iradesini yansıtmadığını öne sürmüştür. Davalı ise davacının bir çok kez istifa ederek yeniden başladığını, en son 03.08.2007 tarihinde de istifa ettiğini, davacıya kıdem ve ihbar tazminatı ödemesi yapılmadığını, davacının kendisine ödendiğini öne sürdüğü 4.000 TL'nin kıdem ve ihbar tazminatı karşılığı değil davacıya borç olarak verildiğini savunmuştur.
Davalı yanca Dairemizden geçen bazı dosyalarda istifa dilekçesine itibar edildiği savunulmuş ise de, her dosya kendi içindeki delil durumuna göre değerlendirilmelidir. Davacı davalı işyerinde 01.07.1994-22.07.1998, 28.05.2001-03.08.2007 tarihleri arasında toplam 10 yıl 2 ay 26 gün çalışmıştır. Davacının dosyaya sunulan önceki tarihli ve yazılı bazı istifa dilekçeleri bulunduğu, bu dilekçelerin son tarihli istifa dilekçesi ile benzer içerikte olduğu ve davacının çalışması devam ederken alındığı, davacının kuruma bildirilen tüm kayıtlı çalışmalarının sona erme nedeninin ise işverence istifa olarak bildirildiği görülmektedir. Davalı, davacının düzenli ve disiplinli bir çalışan olmadığını savunmasına karşın bir çok kez istifa ettiğini savunduğu işçisini yeniden işe almıştır. İşçinin sürekli istifa ederek işten ayrılması ve ayrıldıktan sonra her defasında işverence tekrar işe başlatılması hayatın olağan akışına uygun değildir. Ayrıca, işverence fesihten sonra borç ödemesi başlığı altında yapılan ödemeler olduğu görülmektedir. Davacı bu ödemelerin kıdem ve ihbar tazminatı karşılığı olduğunu öne sürmekte, davalı ise borç olarak verildiğini savunmaktadır. Bu ödemelerin iş akdinin son bulduğu 03.08.2007 tarihinden sonra 10.12.2007, 31.01.2008, 22.02.2008, 06.03.2008 tarihlerinde olduğu dikkate alındığında, davalının iş ilişkisi sona erdikten sonra davacıya iş ilişkisi nedeniyle doğan alacaklar dışında borç olarak bir ödeme yapmış olması da hayatın olağan akışına uygun bulunmamıştır.
Açıklanan nedenle davacının iş akdinin işverence haklı bir neden olmadan sona erdirilmiş olduğu kabul edilerek kıdem ve ihbar tazminatı alacağı hesaplanmalı ve davacının da kabulünde olan ödendiği belirtilen 4.000 TL miktar yöntemince mahsup edildikten sonra alacaklar hüküm altına alınmalıdır.
3-Taraflar arasında davacının ulusal bayram ve genel tatil ücret alacağı bulunup bulunmadığı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Davacı, davalıya ait işyerinde ağırlıklı olarak yurtdışında ve ayrıca yurt içinde sefere çıkan uzun yol tır şoförü olarak çalışmıştır. Mahkemece, davacının ağırlıklı olarak yurtdışında çalıştığı dönemde mesaisini kendisi belirlediği gerekçesiyle ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının reddi gerektiği kabul edilmiştir. Davacının yurtiçinde çalıştığı dönemler bakımından bir açıklık bulunmadığı gibi davacı tanıkları husumetli olup yan deliller ile desteklenmeyen beyanlarına tek başına itibar edilemeyeceğinden yurt içi çalışma dönemi bakımından ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağı hesaplanmamasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak yurda giriş -çıkış kayıtlarına göre davacının yurtdışında olduğu döneme rastlayan ulusal bayram ve genel tatil günleri olup olmadığı tespit edilerek varsa bu günlerde çalıştığı kabulü ile hesaplama yapılması gerektiği düşünülmeden yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, aşağıda yazılı harç miktarının davalıya yükletilmesine, 12.06.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.