MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
DAVATÜRÜ:ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; davacının 01/08/2006 tarihinden beri davalı Bankada çalıştığını, 15 yıllık sigortalılık süresini ve 3600 prim ödeme gün sayısını doldurup, 03/12/2013 tarihinde emeklilik sebebiyle işten ayrıldığını, davalının tazminat ve fazla mesai ücretlerini ödememesi sebebiyle ekonomik zorluklar yaşayan davacının dava dışı Finansbank... Şubesi'nde tekrar işe girdiğini, davacının fazla çalışma yaptığını fakat karşılığının ödenmediğini belirterek kıdem tazminatı ve fazla mesai ücretinin ödenmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili; fazla mesai ücreti talebine karşı zamanaşımı def'inde bulunulduğunu, davacının emeklilik sebebiyle iş akdini feshetme iradesi taşımadığını, esasında başka bir bankada iş bulduğu için istifa iradesi taşıdığını, aylık ücretinin içine fazla mesai ücretinin dahil olduğunu, davacının iddia ettiği sürelerde çalışmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece; davacının12/12/2013 tarihinde davalı iş yerindeki işinden ayrıldığı, 14/12/2013 tarihinde başka bir işyerinde işe başladığı, davacının başka bir iş bularak işyerinden ayrılmış olması nedeni ile kıdem tazminatını hak edemeyeceği, davacının fazla çalışmalarını tanık beyanları ile ispat ettiği gerekçeleri ile davanın kısmen kabulüne karar vermiştir.
Temyiz:
Kararı taraflar vekilleri temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-İş sözleşmesinin emeklilik sebebine dayalı olarak feshetmesine rağmen işçinin başka bir işte çalışmaya başlamasının kanuni hakkın kötüye kullanımı olup olmadığı uyuşmazlık konusudur.
Mülga 1475 sayılı Kanun'un 14. maddesinin birinci fıkrasının dördüncü bendinde, işçinin bağlı bulunduğu kurum veya sandıktan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla ayrılması halinde, kıdem tazminatına hak kazanılabileceği hükme bağlanmıştır. O halde anılan hüküm uyarınca, fesih bildiriminde bulunulabilmesi için işçinin bağlı bulunduğu kurum veya sandıktan yaşlılık, emeklilik, malullük ya da toptan ödemeye hak kazanmış olması şarttır. Mülga 1475 sayılı Kanun'un 14. maddesinin birinci fıkrası (5) numaralı bent hükmüne göre, işçinin emeklilik konusunda yaş hariç diğer şartları yerine getirmesi halinde kendi isteği ile işten ayrılması imkânı tanınmıştır. Başka bir anlatımla, sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayan işçi, yaş şartı sebebiyle emeklilik hakkını kazanamamış olsa da, anılan bent gerekçe gösterilmek suretiyle iş yerinden ayrılabilecek ve kıdem tazminatına hak kazanabilecektir. Ancak, işçinin iş yerinden ayrılmasının yaş hariç emekliliğe dair diğer şartları tamamlaması üzerine çalışmasını sonlandırması şeklinde gelişmesi ve bu durumu işverene bildirmesi gerekir.Somut olayda; davacı işçinin 25/11/2013 tarihinde emeklilik için SGK’ya müracaat ettiği, 03/12/2013 tarihli dilekçe ile işverenden emeklilik nedeniyle kıdem tazminatı ve yıllık izin ücretini talep ederek 12/12/2013 tarihinde işten ayrılacağını bildirdiği belirtilen tarihte işten ayrıldığı dosya kapsamı ile sabittir. Sosyal Güvenlik Kurumunun yazısından davacının emekliliğe hak kazandığı anlaşılmaktadır.Mahkemece davacının başka bir iş bularak iş yerinden ayrılmış olması nedeni ile kıdem tazminatını hak edemeyeceği gerekçesi ile davacının kıdem tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.İşçinin emeklilik sebebi ile iş sözleşmesini feshetmesinden kısa bir süre sonra, yeniden çalışmasını gerektirecek durumlar ortaya çıkabileceği gibi, işçinin bu hakkını kendisi için daha olumlu sonuçlar doğurabileceğini düşündüğü bir başka işyerinde çalışma amacı ile de kullanması mümkündür. Sosyal Güvenlik Hukuku alanında yaş şartını da gerçekleştirmek sureti ile emekli olan işçilere sigorta destek primi ödeyerek çalışma imkanı tanındığı da dikkate alındığında, mülga 1475 sayılı Kanun'un 14/1-5 maddesindeki düzenleme açısından, kanun koyucunun amacının işçinin çalışma yaşamını fiili olarak sonlandırması olduğundan bahsedilemez. Çalışmakta olduğu işyerinde yıpranmış olan ve bu arada sigortalılık yılı ile prim ödeme süresine ilişkin yükümlülüklerini tamamlayan davacının, kendisi için çalışma şartlarının daha olumlu olduğunu düşündüğü bir iş yerinde çalışma amacı ile bu hakkını kullanması halinde 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesinde öngörülen dürüstlük kuralına aykırı davrandığı kabul edilemez. Kanun ile tanınmış emeklilik sebebi ile fesih hakkının kullanması ile birlikte kıdem tazminatına hak kazanılacağının kabulü gerekir. Davacının hangi amaçla bu hakkı kullandığı, kıdem tazminatına hak kazanması açısından önem arz etmemektedir. Dolayısıyla davacının kıdem tazminatı talebinin kabulü gerekirken reddi hatalı olup bozma sebebidir.
3-Davacının fazla mesai alacağı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp ispatlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.Fazla çalışmanın ispatı konusunda iş yeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın bu tür yazılı belgelerle ispatlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları şahit beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille söz konusu olabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda dahi, işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille ispatlaması gerekir. Bordrolarda tahakkuk bulunmasına rağmen bordroların imzasız olması halinde ise, varsa ilgili dönem banka ve tüm ödeme kayıtları celp edilmeli ve ödendiği tespit edilen miktarlar yapılan hesaplamadan mahsup edilmelidir.
Somut olayda, Mahkemece, davacı tanıklarının beyanlarına göre fazla çalışma alacağının hesaplandığı bilirkişi raporuna itibar edilerek davacının fazla mesai alacağı hüküm altına alınmıştır. Ne var ki, bilirkişi raporunda yapılan hesaplamanın hatalı olduğu anlaşılmaktadır. Gerçekten de bilirkişi raporunda davacının haftanın 5 günü 1,5 saat ara dinlenme düşüldükten sonra 10 saat çalıştığı, 5 gün için toplam 50 saat çalıştığı belirlendikten sonra cumartesi günü ara dinlenme düşüldükten sonra davacının 5,5 saat çalıştığı tespit edilmiş ancak haftalık çalışma saati toplamı, 50 saatlik çalışma ile 5,5 saatlik çalışma yerine 10,5 saatlik çalışma toplanarak 60,5 saat olarak bulunmuş, fazla çalışma saati de 15,5 saat olarak tespit edilmiştir. Bu hesaba göre davacının toplam haftalık çalışma saati 55,5 saat olup haftalık fazla çalışması 10,5 saattir. Raporda davacının haftalık fazla çalışması 5 saat fazla hesaplanmıştır. Hatalı hesaplamaya dayalı bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup bozma nedenidir.
Sonuç:Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 20/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.