MAHKEMESİ: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ: ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, iş sözleşmesini ödenmeyen işçilik alacakları sebebi ile haklı olarak feshettiğini ileri sürerek, kıdem tazminatı ile bir kısım işçilik alacaklarının tahsilini istemiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı, zamanaşımı def'inde bulunarak, davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının iş sözleşmesini fesihte haklı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İstinaf Başvurusu:
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti:
Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davalı tarafından 09.09.2016 tarihinde süre tutum dilekçesi verilerek temyiz kanun yolu (maktu) harcının yatırıldığı, eksikliğin mahkemesince fark edilmesi üzerine 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 344. maddesi uyarınca muhtıra ile 386,75 TL tamamlama harcının ödenmesi için bir haftalık kesin süre verildiği, muhtıranın 11.10.2016 tarihinde davalı vekiline usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, eksik harcın ise süresinden sonra 19.10.2016 tarihinde sayman mutemedi alındısı ile yatırıldığı; her ne kadar davalı şirket yetkilisi tamamlama harcının ...aracılığı ile ödendiğini ancak mahkemeye ödemenin ulaşmadığını beyan etmiş ise de; buna itibar edilemeyeceğini ve bu durumda istinaf başvurusunun kesinleşmiş bulunan ilk derece mahkemesi kararına karşı yapıldığı gerekçesiyle davalının istinaf kanun yoluna başvurma talebinin reddine karar verilmiştir.
Temyiz Başvurusu:
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalının istinaf harç ve giderini süresinde yatırıp yatırmadığı noktasında toplanmaktadır.
Muhtıranın usulüne uygun olması için aşağıdaki hususlara dikkat edilmelidir:
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2010/19-286 esas- 2010/330 karar sayılı kararında bir muhtıranın geçerli olması için gereken özellikler belirtilmiştir. Buna göre;
Temyiz harç ve giderlerinin eksik ödendiğinin anlaşılması halinde muhtıra gönderilerek kararı veren Hâkim veya Mahkeme Başkanı tarafından yedi günlük kesin süre içinde harç ve giderin tamamlanması, aksi halde temyizden vazgeçmiş sayılacağı hususu temyiz edene yazılı olarak bildirilir. Verilen süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığı takdirde, mahkeme kararın temyiz edilmemiş sayılmasına karar verir. Bu kararın da temyiz edilmesi halinde 432. maddenin son fıkrası hükmü kıyasen uygulanır.
Hâkim veya Mahkeme Başkanı tarafından “temyiz harç ve giderlerinin tamamlanması için yedi günlük kesin süre” verilmesi ve ayrıca yazılı olarak “aksi halde temyizden vazgeçmiş sayılacağı hususu”nun bildirilmesi gerekmektedir.
Bu nedenle muhtırada Hâkim veya Mahkeme Başkanı’nın sicili ve imzası bulunmalıdır. Muhtıra Hâkim veya Mahkeme Başkanı tarafından imzalanmadan verilmişse, dolayısıyla da Hâkim tarafından usulünce düzenlenmiş muhtıra yoksa geçerli bir bildirimin yapıldığından söz etmeye de olanak yoktur.
Mahkeme Yazı İşleri Müdürünün veya Kalem personelinin temyiz harcı veya giderinin tamamlanması için temyiz edene süre vermesi veya tebligat zarfı üzerine ihtar/uyarı şeklinde yazılan ve Hâkim imzası taşımayan muhtıra usule aykırıdır, Mahkeme Yazı İşleri Müdürü’nün veya Kalem personelinin vermiş olduğu süre ya da tebligat zarfı üzerine ihtar/uyarı şeklinde yazılan ve Hâkim imzası taşımayan muhtıra üzerine temyiz harcını veya giderini ödememiş olan taraf, temyiz talebinden vazgeçmiş sayılamaz.
Yargıtayın kararlılık kazanmış uygulamasına göre, muhtırada yapılması gereken işlemin ne olduğu açıkça ve ilgili tarafın yanılmasına neden olmayacak biçimde gösterilmeli; bu açıdan ikmal edilecek harç ya da giderin miktarı ve yatırılma merci ve süresi, bunun yapılmamasının sonuçları net biçimde açıklanmalıdır. Örneğin, “dosyaya yatırılması” şeklindeki ifade tarafın yanılmasına neden olabileceğinden, bu ifadeyi taşıyan muhtıra geçersiz olacaktır.
Somut olayda; Mahkemece davalı vekiline tebliğ edilen muhtırada yatırılması gereken tutarın dosyaya yatırılması gerektiğinin belirtildiği, harç isminin de istinaf olmasına rağmen temyiz olarak yazıldığı ve böylelikle davalıya gönderilen muhtıranın usulsüz olduğu anlaşılmaktadır. 11.10.2016 tarihinde tebliğ edilen muhtırada harcın dosyaya yatırılması gerektiği belirtildiğinden; davalı taraf yanılgı sonucu harcı 18.10.2016 tarihinde PTT kanalı ile yatırmış, 19.10.2016 tarihinde de mahkeme veznesine yatırmış ve mahkeme kalemince 19.10.2016 tarihli sayman mutemedi alındısı düzenlenmiştir.
Muhtıranın usulsüz olması sebebi ile davalı vekiline tebliğ tarihi ile bir haftalık kanuni süre başlamayacağından, nispi harcın süresinde yatırıldığının kabulü gerekir. Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesinin harcın süresinde tamamlanmadığı gerekçesiyle başvurunun usulden reddine ilişkin kararı isabetli olmamıştır. Belirtilen sebeple; işin esasına girilerek davalı vekilinin istinaf sebepleri incelenmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 06.04.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy