MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin 02 Aralık 1998 tarihinden itibaren 18.04.2013 tarihine kadar davalı işverenin çeşitli mağazalarında çalıştığını, müvekkiline son zamanlarda “istifa et” baskısının başladığını, raporlu iken bile istifasının alınmaya çalışıldığını, raporunun ertesi günü müvekkilinin noter yoluyla istifa etmek zorunda kaldığını ileri sürerek kıdem tazminatı ile ikramiye ve fazla mesai alacağının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalının Cevabının Özeti:
Davalı vekili, zamanaşımı def’inde bulunmuş, davacının istifaya zorlanmasının söz konusu olmadığını aksine kendisinin usulsüz işlemlerinin ortaya çıkmış olması nedeniyle istifa etmek istemesinin söz konusu olduğunu ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Bozma ilamına uyulan mahkemece, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda karar verilmiş olmasına göre; davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasındaki sorun bozmadan sonra ıslah yapılıp yapılmayacağı konusundadır.
Yargıtay (Kapatılan) 7. Hukuk Dairesinin 27.10.2015 tarihli ilamı ile, davacının haftada 2 saat fazla çalışma yaptığı dikkate alınmaksızın fazla çalışma yaptığını ispatlayamadığı gerekçesi ile bu alacağın reddine karar verilmesinin hatalı olduğu ve fazla çalışma ücreti alacağı bulunduğundan iş sözleşmesini feshinin haklı olduğu dikkate alınmadan kıdem tazminatı talebinin kabulü yerine reddine karar verilmesinin hatalı olduğu belirtilerek mahkemenin 23.03.2015 tarihli kararı bozulmuştur.
Dosya içeriğinden; bozma sonrasında Mahkemece bozma ilamına uyulduğu, dosyanın ek rapor için bilirkişiye gönderildiği, 26.04.2016 havale tarihli bilirkişi ek raporunun dosyaya sunulduğu, bunun üzerine davacı vekilince 03.05.2016 tarihli ıslah dilekçesi vermek ve aynı tarihte ıslah harcı ödemek suretiyle bozma sonrasında ıslah yapıldığı görülmektedir.
Gerek mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 84. maddesinde gerekse 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 177. maddesinde ıslahın ancak tahkikat tamamlanıncaya kadar yapılabileceği hükme bağlanmıştır.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 04.02.1948 tarih ve 1944/10 esas, 1948/3 sayılı kararı uyarınca bozmadan sonra ıslah yapılması mümkün değildir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 13.05.2016 tarih ve 2015/1 esas ve 2016/1 karar sayılı ilamında da bozma sonrası ıslahın mümkün olmadığı kesin bir şekilde belirtilmiştir.
Davacı vekilinin ıslahı bozma sonrası yapmasına rağmen bu ıslah dikkate alınarak hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 25.05.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy