MAHKEMESİ: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ: İŞE İADE
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin 13.02.2014 tarihinde davalı iş yerinde kalite kontrol teknikeri olarak çalışmakta başladığını, 17.06.2015 tarihide davalı işveren tarafından şirketi zarara soktuğu gerekçesi ile iş akdinin sona erdirildiğini, müvekkiline davalı tarafından Eskişehir'de bulunan ... firmasının siparişinin önseri çalışmaları sırasında hatalı yapıldığı gerekçesi ile sonlandırıldığının bildirildiğini, müvekkilinin davalı iş yerinde tekniker olarak çalışmakta olduğunu, amir konumunda şef ve müdürün bulunduğunu, yapılan bu önseri çalışmasının test niteliğinde olduğunu ve müdür ve şef tarafından ve müşteri tarafından da onaylanarak seri imalata geçildiğini, önseri çalışmasının bir çok üründe hata olma ihtimali olup çok rastlanan bir durum olduğunu, ön serinin yapılmasındaki amaçta bu hatalı göz ile görmekte olduğunu, gerçekten davalı tarafından müvekkilinin işten çıkma sebebi olarak gösterilen sebep önseri çalışmasının hatalı olması haklı nedenle iş akdi feshinin yapılamayacağını ileri sürerek iş akdinin haksız olarak fesih edildiğinini tespiti ile müvekkilinin işe iadesine, en az 4 aylık ücreti kadar işe başlatmama tazminatı ile en az 4 aylık ücreti kadar boşta geçen süre ücretinin davalıdan alınarak müvekkili davacıya verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının iş sözleşmesinin müvekkili şirket tarafından 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25. maddesinde sayılan haklı nedenlerden birkaçına dayanılarak feshedildiğini, davacının CMM makinesiyle ilgili eğitim almasına rağmen kendisini işine verememesi sebebiyle birçok hata yaptığını ve şirketin açıkça zarara uğramasına neden olduğunu, ayrıca davacının özgeçmiş formunda B sınıfı ehliyet sahibi olduğunu belirttiğini, yapılan bir güvenlik kontrolünde aracı ehliyetsiz kullandığı tespit edilerek hakkında tutanak tutulup müvekkiline iletildiğini, müvekkili şirketin feshinin Yargıtay içtihatlarıyla da açık olduğu üzere geçerli ve haklı olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesi talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:
İlk Derece Mahkemesince, kısa süre önce uygulanmasına başlanılan formun düzenlenilmemesi nedeniyle işçinin hizmet akdinin feshinin işveren tarafından uygulanan ağır bir yaptırım olduğu, davacının meydana gelen zarardan sorumlu olduğu miktarın otuz günlük brüt ücretinin altında kaldığı gerekçesi ile feshin geçersiz olduğuna ve davanın kabulüne karar verilmiştir.
İstinaf Başvurusu:
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti:
Bölge Adliye Mahkemesince, davalı işverenin feshinin yerinde olmadığı, fesih işleminin geçerli veya haklı bir sebebe dayanmadığı gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Temyiz Başvurusu:
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin geçerli sebebe dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. ve devamı maddeleridir.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesinde iş sözleşmesinin işveren tarafından işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanılarak feshedilebileceği düzenlenmiştir. Söz konusu geçerli sebepler 4857 sayılı Kanun’un 25. maddesinde belirtilen derhal fesih için öngörülen haklı sebepler olduğu gibi, bu nitelikte olmamakla birlikte, işçinin ve işyerinin normal yürüyüşünü olumsuz etkileyen hallerdir. İşçinin sık sık rapor alması kanunun gerekçesinde bu sebepler içinde sayılmıştır. İşçinin yeterliliğinden veya davranışlarından kaynaklanan sebepler ancak işyerinde olumsuzluklara yol açması halinde fesih için geçerli sebep olabilirler. İş ilişkisinin sürdürülmesinin işveren açısından önemli ve makul ölçüler içinde beklenemeyeceği durumlarda, feshin geçerli sebeplere dayandığı kabul edilmelidir.
4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin ikinci fıkrasına göre feshin geçerli sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
Somut olayda davalı işyerinde Kalite kontrol teknikeri olarak çalışan davacının iş sözleşmesi 17.06.2015 tarihinde kendisine 04.06.2015 tarihinden itibaren hata tipleri alarm seviyesi formunun kullanılmasına başlanması talimatı verilmesine rağmen 15.06.2015 tarihinde müşteri firma Krone'nin denetimi sırasında bu formlardan hiç tutulmadığının tespit edildiği, konuyla ilgili alınan savunmasında 15.06.2015 tarihine kadar hiç hatalı malzeme çıkmadığını ve bu sebeple hata tipleri alarm seviyesi formunu tutmadığını söylediği, ancak yapılan araştırma neticesinde hatalı malzeme üretimi yapıldığının kalite vardiya defterinden tespit edildiği, Müşteri ... firmasına üretimi gerçekleştirilen 45005024 ve 45005023 kodlu ön kapak malzemelerinin hem proses hem de final kalitesi davacı tarafça takip edildiği halde 50 adet 45005024 kodlu malzemeyi ve 250 adet 45005023 kodlu malzemeyi teknik resme göre konrol edip, bir adet delik eksik olarak hatalı üretilmesine ve hatalı malzemenin müşteriye sevkine sebep olduğu gerekçesi ile 4857 sayılı Kanun'un 25. maddesinin II. fıkrasının e-h-ı bendi gereğince feshedilmiştir.
Dosya içeriğinden, feshe konu hatalı parçanın üretilerek müşteriye gönderilmesi olayında davacının hatalı olarak üretilen ilk ürüne onay vermesi sebebi ile kusurlu olduğu, davacının savunmalarında hatalı olduğunu kabul ettiği, görevinin gereklerini yerine getirmeyerek hatanın oluşmasına sebebiyet verdiği anlaşılmaktadır. Ne var ki işin yürütümünü bozucu nitelikteki bu davranışların haklı neden ağırlığında olmasa da geçerli sebep olarak kabulü gerekir. Davanın reddi gerekirken yazılı şekilde kabul edilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç:
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesi hükmü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarda açıklanan gerekçeler ile;
1-Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ilk derece mahkemesinin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Karar tarihi itibariyle alınması gerekli olan 31,40 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 27,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 3,70 TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
4-Davacının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 420,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Davalı vekille temsil edildiğinden, karar tarihinde yürürlükte olan tarifeye göre belirlenen 1.980,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, karardan bir örneğin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
7-Taraflarca yatırılan gider avanslarından varsa kullanılmayan bakiyelerinin ilgili tarafa iadesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 11.04.2017 tarihinde oybirliği ile kesin olarak karar verildi.