MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının davalı şirkette 11.12.1986 tarihinde işe başladığını, 17.04.2009 tarihinde iş sözleşmesinin feshedildiğini, feshin geçersizliği ve işe iade istemiyle açtığı dava sonucunda, işe iade kararı verildiğini, kararın kesinleştiğini, davalı şirketin 2000 yılında özelleştirilmesi sonrasında davacıyla akdedilen 21.10.2000 tarihli iş sözleşmesine göre belli dönemlerde artış yapılacağının kararlaştırılmasına rağmen sözleşmeye uygun olarak ücretinin artırılmadığını davacının 06.11.2000 tarihinden sonraki tüm ücretlerini eksik aldığını buna bağlı olarak işe iade kararına rağmen işe başlatılmayan davacının boşta geçen süre ücreti, işe başlatmama tazminatı, ihbar tazminatının eksik ödendiğini, fazla çalışma ücretlerinin de ödenmediğini belirtilmiş, yargılama devam ederken aynı sebeple fark ikramiye ve yıllık izin alacaklarının tahsilini talep ettiği İstanbul 7. İş Mahkemesi'nin 2011/464 esas sayılı dosyasının bu dosyayla birleştirilmesine karar verilmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili; öncelikle zamanaşımı itirazında bulunarak, davacının 17.04.2009 tarihinde tüm hak ve alacaklarının ödenerek iş akdinin feshedildiğini, 12.11.2003 tarihinde imzalanan yeni iş sözleşmesi ile geçmiş 6 aylık TÜFE oranından vazgeçildiğini ve ücret artışlarının işverenin takdirine bırakıldığını, 01.01.2004 yılından itibaren de işverenin belirlediği oranlarda artış yapıldığından davacının ücret farkı talep hakkı olmadığını beliterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece yapılan ilk yargılamada, asıl ve birleşen dosya yönünden davanın kabulüne karar verilmiş, davalının temyizi üzerine Dairemizce, taraflar arasında 14.11.2003 tarihinde imzalanan sözleşme uyarınca davacının ücretinin artış şeklinin belirlendiğinden davacının çalıştığı döneme ilişkin fark ücret ve diğer fark işçilik alacaklarının reddi gerektiği, fazla mesai alacağına ilişkin de davacının isticvap edilip işin niteliği ve dosya içeriğinin birlikte değerlendirilerek karar verilmesi nedenleriyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyulmasına karar verilerek, bilirkişi raporu, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamına göre, davacının asıl ve birleşen dava yönünden fark alacaklarının kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine, Dairemizce, aynı nedenlerle 14.11.2003 tarihli iş sözleşmesindeki düzenlemeler dikkate alındığında 21.10.2000 tarihli sözleşmede öngörülen zam oranlarının ücrete uygulanmasının talep edilemeyeceğinden davacının fark ücret ve işçilik alacaklarının reddi gerektiğinden hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece yapılan son yargılamada, asıl ve birleşen dosyadaki fark alacakların reddine, fazla mesai alacağı açısından da fazla mesaiye ilişkin hüküm kesinleştiğinden hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1- Dosya kapsamına göre, taraflar arasında 21.10.2000 ve 14.11.2003 tarihli olmak üzere iki ayrı sözleşme imzalanmıştır. 14.11.2003 tarihli sözleşmede ücret konusu yeniden düzenlenmiş ve ücrete yapılacak olan zamlar davalı işverenin takdirine bırakılmıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 21.10.2000 tarihli sözleşmede belirlenen zam oranlarının davacının maaşına uygulanıp uygulanmadığı ve buna bağlı olarak fark ücret ve işçilik alacaklarının olup olmadığı konusunda toplanmaktadır.
11.12.1986 yılında davalı işverende çalışmaya başlayan davacı ve davalı arasında 21.10.2000 tarihinde imzalanan sözleşmenin özel şartlar bölümünün 1. maddesinde, “(31.10.2000 maaşı baz kabul edilerek) 01.11.2000 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere maaşlar % 50 artırılacaktır. 01.01.2001 tarihinden itibaren geçerli olmak baz alınan ücret üzerinden hesaplanacak en son 6 aylık TÜFE oranında ücret artışı yapılacaktır. (baz maaş X 6 aylık TÜFE) personelin görev yaptığı birimin İstanbul'a taşındığı tarihi izleyen ilk aydan itibaren geçerli olmak üzere aylık ücreti baz maaş üzerinden hesaplanmak üzere %50 oranında arttırılacaktır. (baz maaş X % 50 oranında zam) 01.07.2001 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 30.06.2001 tarihinde almakta olduğu ücret üzerinden hesaplanacak en son 6 aylık TÜFE oranında ücret artışı yapılacak, bu tarihten itibaren her yıl 1 Ocak ve 1 Temmuz tarihleri itibariyle personelin almakta olduğu ücret en son 6 aylık TÜFE oranında arttırılacaktır.” hükmünün yer aldığı görülmektedir.
Mahkemece yapılan ilk yargılamada alınan raporlarda davacının 31.10.2000 tarihindeki ücreti baz alınarak 01.11.2000 tarihinde uygulanması gereken %50 zam oranı ve bu zamlı maaş baz alınarak davacının çalıştığı birimin İstanbul'a taşındığı 06.11.2000 tarihinde sözleşme uyarınca uygulanması gereken %50 zam ve bu tarihten 14.11.2003 tarihli sözleşmenin imzalanmasına kadar en son 6 aylık TÜFE oranında uygulanması gereken artışlar yapılarak 2003 Kasım ayı maaşı belirlenmiştir. Bu tarihten sonra da 14.11.2003 tarihli sözleşmede öngörüldüğü şekilde işverenliğin takdiri ile yapılan zam oranları uygulanmak suretiyle davacının alması gereken ücret farkları belirlenerek dava konusu fark alacakları hesaplanmış ve bu doğrultuda hüküm kurulmuştur.
Davalı ilk temyiz dilekçesinde, davacının bağlı olduğu birimin 01.07.2001 tarihinde taşındığını ve bu tarihe kadar TÜFE oranında zam uygulanması gerekirken Kasım 2000'de uygulanan %100 ücret artışı ile oluşan ücret üzerinden hatalı hesaplama yapıldığını belirterek kararı temyiz etmiştir. Bu nedenle artık dosyadaki uyuşmazlık, davacının çalıştığı birimin İstanbul'a taşındığı tarih ve buna göre zam oranlarının sözleşmeye uygun uygulanıp uygulanmadığı noktasında toplanmaktadır. Ancak Dairemizin 01.10.2013 ve 10.05.2016 tarihli bozma ilamlarıyla, 14.11.2003 tarihinde imzalanan sözleşme uyarınca davacının ücretinin artış şeklinin belirlendiğinden davacının çalıştığı döneme ilişkin fark ücret ve diğer fark işçilik alacaklarının reddi gerektiği belirtilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Ne var ki, davalı 10.12.2010 havale tarihli dilekçesinde, davacının ve çalıştığı Madeni Yağ biriminin 06.11.2000 tarihinde ...'dan İstanbul'a taşındığını bizzat kendisi beyan etmiş olup bu durumda bilirkişi tarafından 06.11.2000 tarihinde davacının çalıştığı birimin İstanbul'a nakliyle sözleşmeye göre yapılan hesap doğru olmakla davacının fark ücret ve işçilik alacaklarının doğduğu görüldüğünden söz konusu bozma ilamının maddi hataya dayalı olduğu anlaşılmaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 10.02.1988 gün ve 1987/2-520 esas, 1988/89 karar sayılı kararında belirtildiği üzere, Yargıtayca temyiz incelemesinin yapıldığı sırada dosyada bulunan bir belgenin gözden kaçırılması, maddi hata sebebi olarak açıklanmıştır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 04.02.1959 gün ve 1957/13 esas, 1959/5 karar ve 09.05.1960 gün ve 1960/21 esas, 1960/9 sayılı kararlarında açıklandığı üzere Yargıtayca maddi hata sonucu verilen bir karara Mahkemece uyulmasına karar verilmesi halinde dahi usulü kazanılmış hak oluşmaz ve Yargıtayın hatalı bozma kararından dönülmesi mümkündür.
Bu durumda, 27.03.2012 havale tarihli bilirkişi raporunda yapılan hesaplamaların denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşılmakla davacının talepleriyle bağlı kalınarak yeniden hüküm kurulması gerekmektedir.
2-Diğer yandan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297. maddesi uyarınca, mahkeme kararlarının;
a)Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini,
b)Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile ... Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini,
c)Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri,
ç)Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini,
d)Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını,
e)Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi, içermesi, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi zorunludur. Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, hükmün infazında zorluklara ve tereddütlere, yargılamanın ve davaların gereksiz yere uzamasına, davanın tarafı bulunan kişi ve kurumların mağduriyetlerine sebebiyet verecek ve Kamu düzeni ve barışını olumsuz yönde etkileyecektir (Hukuk Genel Kurulu - 2007/14-778 esas, 2007/611 karar).
Hükmün bir kısmının bozma kapsamı dışında bırakılması bu kısımların bağımsız bir şekilde onandığını göstermez, hükmün bir kısmının bozma kapsamı dışında bırakılmasının amacı bu kısımların doğru olduğunu belirlemek, bozmanın sınırlarını çizmek ve bu şekilde usulü kazanılmış hakları oluşturup, korumaktır.
Bozma kararı üzerine önceki hüküm tamamen ortadan kalkar. Bu sebeple bozma kararından sonra da Mahkemece 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297. maddelerinde belirtilen unsurları taşıyacak şekilde yeni bir karar verilmek zorundadır. Hukuk Genel Kurulu’nun 05.10.2011 gün ve 2011/20-607 esas-604 karar ve Hukuk Genel Kurulu 2012/9-851 esas 2012/705 karar 10.10.2012 sayılı kararlarında da bu ilkeler aynen kabul edilmiştir.
Somut olayda mahkeme tarafından hükmüne uyulan bozma kararı doğrultusunda yapılan inceleme sonunda bozma kapsamı dışında fazla mesai alacağı hakkında da açıkça hüküm kurulması gerekirken hüküm fıkrasında bu talepler yönünden karar verilmesine yer olmadığına şeklinde karar verilmesi hatalı olup kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 23.05.2017 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy