MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : İŞE İADE
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacıya tebliğ edilen fesih bildiriminde her ne kadar davacının hizmetine ihtiyaç duyulmaması feshe gerekçe olarak gösterilmiş ise de işten ayrılış bildirgesinde fesih sebebinin kod 04 olarak işlendiğini, kod 04’ün anlamının belirsiz süreli iş sözleşmesinin işveren tarafından haklı sebep bildirilmeden feshinin olduğunu, davalı işverenin davacının belirsiz süreli hizmet akdini haklı bir nedene dayanmadan feshettiğini bizzat kendisinin ikrar etmekte olduğunu ileri sürerek feshin geçersizliğine, davacının işe iadesi ile çalıştırılmadığı süreye ilişkin 4 aylık ücret ve diğer hakları ve işe başlatmama tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının iş sözleşmesinin, davacının çalıştığı halkla ilişkiler bürosunda yeteri kadar çalışan olduğu için davacının hizmetine gerek kalmadığından hayır kurumu olan müvekkili derneğin işyerinin gereklerinden feshedildiğini ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:
İlk Derece Mahkemesince, toplanan kanıtlara dayanılarak, yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
İstinaf başvurusu:
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti:
Bölge Adliye Mahkemesince, davalı tarafın istinaf başvuru dilekçesinde istinaf sebepleri ile gerekçesinin gösterilmediği ve ilk derece mahkemesi kararında kamu düzenine aykırılık da bulunmadığı gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
Temyiz başvurusu:
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 8. maddesinde; “İş mahkemelerince verilen nihaî kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Şu kadar ki, para ile değerlendirilemeyen dava ve işler hakkındaki kararlar hariç, miktar veya değeri üç bin Türk lirasını geçmeyen davalar hakkındaki nihaî kararlar kesindir.
İstinaf yoluna başvurma süresi, karar yüze karşı verilmişse nihaî kararın taraflara tefhimi, yokluklarında verilmiş ise tebliği tarihinden itibaren sekiz gündür.
Bölge Adliye Mahkemesinin para ile değerlendirilemeyen dava ve işler hakkındaki kararları ile miktar veya değeri kırk bin Türk lirasını geçen davalar hakkındaki nihaî kararlara karşı tebliğ tarihinden başlayarak sekiz gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir.
Kanun yoluna başvurulan kararlar, bölge adliye mahkemesi ve Yargıtayca iki ay içinde karara bağlanır.
(Değişik beşinci fıkra: 24/11/2016-6763/5 md.) Birinci ve üçüncü fıkralardaki parasal sınırlar her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların; o yıl için 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanır. Bu şekilde belirlenen sınırların on Türk lirasını aşmayan kısımları dikkate alınmaz. Parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktar esas alınır.” hükmü yer almaktadır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesinde, “Ön inceleme sonunda dosyada eksiklik bulunmadığı anlaşılırsa;
a) Aşağıdaki durumlarda bölge adliye mahkemesi, esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği başka bir yer mahkemesine ya da görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan kesin olarak karar verir:
1) Davaya bakması yasak olan hâkimin karar vermiş olması.
2) İleri sürülen haklı ret talebine rağmen reddedilen hâkimin davaya bakmış olması.
3) Mahkemenin görevli ve yetkili olmasına rağmen görevsizlik veya yetkisizlik kararı vermiş olması veya mahkemenin görevli ya da yetkili olmamasına rağmen davaya bakmış bulunması veyahut mahkemenin bölge adliye mahkemesinin yargı çevresi dışında kalması.
4) Diğer dava şartlarına aykırılık bulunması.
5) Mahkemece usule aykırı olarak davanın veya karşı davanın açılmamış sayılmasına, davaların birleştirilmesine veya ayrılmasına, merci tayinine karar verilmiş olması.
6) Mahkemece, tarafların davanın esasıyla ilgili olarak gösterdikleri delillerin hiçbiri toplanmadan veya gösterilen deliller hiç değerlendirilmeden karar verilmiş olması.
b) Aşağıdaki durumlarda davanın esasıyla ilgili olarak;
1) İncelenen mahkeme kararının usul veya esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığı takdirde başvurunun esastan reddine,
2) Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında,
3) Yargılamada bulunan eksiklikler duruşma yapılmaksızın tamamlanacak nitelikte ise bunların tamamlanmasından sonra yeniden esas hakkında, duruşma yapılmadan karar verilir.” hükmü yer alırken,
355. maddesinde ise, “İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak, bölge adliye mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir.” hükmü yer almaktadır.
Somut olayda; ilk derece mahkemesince 14.10.2016 tarihinde verilen kısa karara karşı davalı vekilince 14.10.2016 tarihinde süre tutum dilekçesi verilmiştir. Gerekçeli kararın 17.11.2016 tarihinde davalı vekiline tebliğ edilmiş, gerekçeli istinaf dilekçesinin ise sunulmamış olduğu görülmektedir.
Bölge Adliye Mahkemesince verilen 11.01.2017 tarihli kararda; davalı tarafça süre tutum dilekçesi ile istinaf kanun yoluna başvurulduğu, gerekçeli kararın davalı vekiline 17.11.2016 tarihinde tebliğ edildiği ancak davalı tarafça dosya içerisine gerekçeli istinaf dilekçesinin sunulmadığının görüldüğü, kısa kararın tefhiminden sonra ibraz edilen istinaf başvuru dilekçesinde istinaf sebepleri ile gerekçesinin gösterilmediğinin anlaşıldığı, 6100 sayılı Kanun'un 342/2-e maddesinde istinaf dilekçesinde başvuru sebepleri ve gerekçesinin gösterilmesi gerektiğinin düzenlendiği, istinaf sebeplerinin bildirilmemesi halinde ilgili karara ilişkin ancak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı noktasında istinaf incelemesi yapılabileceği, davalı tarafın istinaf başvuru dilekçesinde, istinaf sebepleri ile gerekçesinin gösterilmediği ve ilk derece mahkemesi kararında kamu düzenine aykırılık da bulunmadığından bahisle davalı tarafın istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 352. maddesi gereğince reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi maddi vakıa denetimi bakımından istinaf sebepleri ile bağlıdır. Ancak, bölge adliye mahkemesi aynı zamanda hukukilik denetimi de yapmak durumundadır. Hukukilik denetimi bakımından ise istinaf sebepleri ile bağlı değildir.
Her ne kadar ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararına karşı gerekçeli istinaf dilekçesi verilmemiş ise de süresinde süre tutum dilekçesi verilmekle artık hukukilik denetimi yapılması gerekmektedir. Nitekim temyize konu bölge adliye mahkemesi kararında kamu düzenine aykırılık olup olmadığı hususunun incelendiği görülmekte, bu yöndeki bir inceleme de hukukilik denetiminin yapıldığını göstermektedir.
Bu nedenle, açıkça işin esastan reddine karar verildiği belirtilmesi gerekirken istinaf başvurusunun reddine şeklinde verilen karar hatalı olduğundan kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan bölge adliye mahkemesi kararının yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 03.04.2017 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.