MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin iş sözleşmesinin haksız şekilde işverence feshedildiğini ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatı ile bir kısım işçilik alacaklarının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Mahkemece, davanın kabulüne dair verilen karar, Dairemizin 27.05.2015 tarihli ve 2014/12514 esas, 2015/18585 karar sayılı ilâmıyla, davalı ... tarafından düzenlenen ve fazla mesai saatleri ile hafta izinlerini gösteren cetvel ve liste dikkate alınarak davacının fazla mesai ve hafta tatili taleplerinin değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur.
2-Mahkeme kararlarında nelerin yazılacağı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297. maddesinde belirtilmiştir. Buna göre, hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait her hangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer açık şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.
Kararın asli unsurlarından olan gerekçenin de hüküm fıkrasına uygun biçimde kararda yer alması gerekir. (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 1991/7 esas; ve 1992/4 karar sayılı ve 10.04.1992 günlü kararı)
Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır. Hatta giderek denebilir ki, dava içinden davalar doğar ve hükmün hedefine ulaşması engellenir. Kamu düzeni ve barışı oluşturulamaz.
Davanın reddine veya kabulüne dair karar tefhim edilikten sonra bundan dönülerek yeni ve bundan farklı bir hüküm kurulamayacağı gibi, gerekçeli kararın kısa karara uygun yazılması ve kısa kararla çelişik olmaması da gerekir. Aksinin kabulü mahkemelere güveni sarsacağı gibi ... ve kanunlarda yer alan açık kurallara aykırılık oluşturur.
Somut olayda, mahkemece hüküm fıkrasında davacının hafta tatili ücreti alacağı talebinin kabulüne karar verilmiş ise de, kararın gerekçesinde belirtilen alacak talebi ile ilgili olarak, Yargıtay bozma ilamında belirtilen davacının yıllar itibariyle puantaj incelemesinin dosyada mevcut olduğu, davacının haftada mutlaka bir gün izin kullandığının tespit edildiği, haftalık izin bazen hafta içinde kullandırılmışsa da 4857 sayılı Kanun'un 46. maddesi uyarınca hafta tatili izninin haftanın herhangi bir gününde işçiye kullandırılmasının mümkün olduğu bu nedenle hafta tatili ücreti talebinin varit olmadığı belirtilmiştir.
Bu durumda, kararın açıklanan gerekçesi ile kurulan hüküm sonucu arasında çelişki bulunduğu belirgindir.
Hal böyle olunca, mahkemece 6100 sayılı Kanun'un 297. ve 298. maddelerinin açık hükmü gözetilmeksizin yazılı biçimde karar verilmesi doğru değildir. Karar bu sebeple bozulmalıdır.
Sonuç:
Hükmün yukarıda gösterilen sebepten dolayı BOZULMASINA, bozma sebebine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine 09.05.2017 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy