MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davalı işyerinde geçici işçi olarak çalışırken 04.04.2007 tarihinde yürürlüğe giren 5620 sayılı Kanun ile daimi işçi statüsü hakkını kazandığını, ancak davalı Kurumun geçiş işlemlerini yapmaması üzerine idari yargıda dava açtığını ve yargılama devam ederken daimi işçi statüsüne geçirildiğini, bu süre içinde kendisine ödenmeyen ücret ve toplu iş sözleşmesinden doğan alacaklar ile kadrosunu geç almasından kaynaklı yaşadığı üzüntü nedeniyle manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili davanın reddini savunmuştur.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece yapılan ilk yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, davalı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 7. Hukuk Dairesinin ilamı ile özetle, davacının manevi tazminat ile ilgili istemine ilişkin olarak kararın hüküm kısmında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesi ile karar bozulmuştur. Mahkeme bozma kararına uymuş, davacının manevi tazminat talebinin kabulüne karar vermiştir.
Mahkeme kararının tekrar davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 7. Hukuk Dairesi'nin 28.01.2016 tarih, 2015/26365 esas, 2016/1747 karar sayılı ilamı ile özetle; davalının eyleminin davacının şeref ve saygınlığına, onuruna müdahale niteliğinde olmadığı anlaşıldığından manevi tazminat isteğinin reddinin gerektiği ve davacının manevi tazminat dışı taleplerine ilişkin de verilen hükmün onanarak 30.06.2014 tarihinde kesinleştiği anlaşıldığından karar verilmesine yer olmadığına şeklinde hüküm kurulmasının hatalı olması gerekçeleriyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece son yapılan yargılamada bozma ilamına uyulmasına karar verilerek, sadece davacının manevi tazminat talebinin reddine şeklinde hüküm kurulmuş, davacının kesinleşen diğer alacaklarıyla ilgili hüküm kurulmamıştır.
Temyiz:
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297. maddesi uyarınca, mahkeme kararlarının;
a)Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini,
b)Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile ... Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini,
c)Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri,
ç)Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini,
d)Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını,
e)Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi, içermesi, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi zorunludur. Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, hükmün infazında zorluklara ve tereddütlere, yargılamanın ve davaların gereksiz yere uzamasına, davanın tarafı bulunan kişi ve kurumların mağduriyetlerine sebebiyet verecek ve Kamu düzeni ve barışını olumsuz yönde etkileyecektir (Hukuk Genel Kurulunun 2007/14-778 esas, 2007/611 karar sayılı ilamı).
Hükmün bir kısmının bozma kapsamı dışında bırakılması bu kısımların bağımsız bir şekilde onandığını göstermez, hükmün bir kısmının bozma kapsamı dışında bırakılmasının amacı bu kısımların doğru olduğunu belirlemek, bozmanın sınırlarını çizmek ve bu şekilde usulü kazanılmış hakları oluşturup, korumaktır.
Bozma kararı üzerine önceki hüküm tamamen ortadan kalkar. Bu sebeple bozma kararından sonra da Mahkemece 6100 sayılı Kanun'un 297. maddelerinde belirtilen unsurları taşıyacak şekilde yeni bir karar verilmek zorundadır. Hukuk Genel Kurulu’nun 05.10.2011 tarihli ve 2011/20-607 esas-604 karar ve Hukuk Genel Kurulunun 2012/9-851 esas 2012/705 karar 10.10.2012 sayılı kararlarında da bu ilkeler aynen kabul edilmiştir.
Somut olayda, mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş olmasına rağmen, bozma ilamının gerekleri yerine getirilmemiştir.
Mahkeme tarafından hükmüne uyulan bozma kararı doğrultusunda yapılan inceleme sonunda bozma kapsamı dışında kalan fark maaş alacağı, fark ikramiye alacağı, izin ücreti alacağı, eksik ödenen kıdem zammı alacağı, eksik ödenen ağırlık zammı alacağı, eksik ödenen aile yardımı, eksik ödenen sosyal yardım zammı, çalışmadığı tarihlerde ekmek ve yemek ücreti alacağı ve eksik ödenen giyim yardımı alacağı talepleri hakkında da açıkça hüküm kurulması gerekirken ve bozma ilamında bu husus açıkça belirtilmiş olmasına rağmen, hüküm fıkrasında bu talepler yönünden herhangi bir karar verilmemesi hatalı olup kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 09.05.2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy