MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: İŞE İADE
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davalı şirketin 29.05.2015 tarihli kararı ile müvekkilinin iş sözleşmesinin feshedildiğini, Sosyal Güvenlik Kurumu’na yapılan bildirimde 29 kod numarası ile “işveren tarafından işçinin ahlak ve iyiniyet kurallarına aykırı davranışı nedeni ile fesih” çıkışı yapıldığını, bu feshin hem usulsüz hem de gerçeğe aykırı olduğunu ileri sürerek feshin geçersizliğine, müvekkilinin işe iadesine, boşta geçen süre için 4 aylık ücreti ile diğer sosyal haklarının ödenmesine ve 9 aylık ücret tutarında işe başlatmama tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, iş sözleşmesinin feshinin haklı nedene dayandığını, davacının hijyen kurallarına aykırı olarak davranışta bulunduğunu, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/II maddesi (ı) bendi hükmü ve davacının da kapsamında olduğu işyerinde yürürlükteki toplu iş sözleşmesinin eki disiplin ceza cetvelinin 97. maddesindeki hükmü gereğince davacının eyleminin karşılığının haklı nedenle ve bildirimsiz fesih olduğunu ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan delillere dayanılarak, yazılı gerekçeyle davacının iş sözleşmesinin feshinin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmiştir.
Temyiz başvurusu:
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
İşverence yapılan feshin hak düşürücü süre içerisinde yapılıp yapılmadığı öncelikle incelenmesi gereken sorun olarak ortaya çıkmaktadır.
İşçi veya işveren bakımından haklı fesih sebeplerinin ortaya çıkması halinde, iş sözleşmesinin diğer tarafının sözleşmeyi haklı sebeple fesih yetkisinin kullanılma süresi sınırsız değildir. Bu bakımdan 4857 sayılı Kanun'un 26. maddesinde işverenin öğrendiği tarih ve olayın gerçekleştiği tarih başlangıç esas alınmak üzere iki ayrı süre öngörülmüştür. Bu süreler içinde fesih yoluna gitmeyen işçi ya da işverenin feshi, haklı bir feshin sonuçlarını doğurmaz. Bu süre, feshe neden olan olayın diğer tarafça öğretilmesinden itibaren altı işgünü ve herhalde fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren bir yıl olarak Kanunda belirlenmiştir.
4857 sayılı Kanunda, işçinin maddî çıkar sağlamış olması halinde bir yıllık sürenin işlemeyeceği öngörülmüştür. O halde, haklı feshe neden olan olayda işçinin maddî bir menfaati olmuşsa, altı işgününe riayet etmek koşuluyla olayın üzerinden ne kadar süre geçerse geçsin işverenin haklı fesih imkânı vardır.
Altı iş günlük süre işçi ya da işverenin haklı feshe neden olan olayı öğrendiği günden itibaren işlemeye başlar. Olayı öğrenme günü hesaba katılmaksızın, takip eden iş günleri sayılarak altıncı günün bitiminde haklı fesih yetkisi sona erer.
İşverenin tüzel kişi olması durumunda altı işgünlük süre feshe yetkili merciin öğrendiği günden başlar. Bu konuda müfettiş soruşturması yapılması, olayın disiplin kurulunca görüşülmesi süreyi başlatmaz. Olayın feshe yetkili kişi ya da kurula intikal ettirildiği gün, altı iş günlük sürenin başlangıcını oluşturur. Bir yıllık süre ise her durumda olayın gerçekleştiği günden başlar.
4857 sayılı Kanun'un 26. maddesinde öngörülen altı işgünlük ve bir yıllık süreler ayrı ayrı hak düşürücü niteliktedir. Bir başka anlatımla fesih hakkının öğrenmeden itibaren altı iş günü ve olayın gerçekleşmesinden itibaren bir yıl içinde kullanılması şarttır. Sürelerden birinin dahi geçmiş olması haklı fesih imkânını ortadan kaldırır. Hak düşürücü sürenin niteliğinden dolayı taraflar ileri sürmese dahi, hâkim resen dikkate almak zorundadır.
Yukarıda değinilen altı iş günlük ve bir yıllık hak düşürücü süreler, işçi açısından 24/II madde, işveren açısından ise 25/II maddede belirtilen sebeplere dayanan fesihler yönünden aranmalıdır. Bu itibarla, geçerli nedene dayanan fesih durumlarında, 26. maddede öngörülen hak düşürücü süreler işlemez.
Dosya içeriğinden somut olayda; 18.05.2015 tarihinde durum tespit tutanağı düzenlendiği ve aynı tarihte davacının savunmasının alındığı, 28.05.2015 tarihinde toplanan Disiplin Kurulunca davacı hakkında ihraç kararı verildiği, disiplin kurulunca verilen bu karardan hemen 1 gün sonra davalı şirket tarafından davacının iş sözleşmesinin 29.05.2015 tarihinde feshedildiği anlaşılmakta olup yasal düzenlemeler ve yukarıda belirtilen ilkeler çerçevesinde hak düşürücü sürenin geçirilmediği açıktır.
Hak düşürücü sürenin geçirilmediği anlaşılmakla bu kez davalı işverenin feshinin haklı bir nedene dayanıp dayanmadığı, dayanmıyorsa feshin geçerli nedene dayanıp dayanmayacağı sorununun incelenmesi gerekliliği ortaya çıkmaktadır.
Dosya içeriğinden, davalı işverence davacının hijyen kurallarına aykırı davranışta bulunduğu gerekçesiyle iş sözleşmesinin feshedildiği, davacının eyleminin de dosya kapsamına göre sabit olduğu görülmektedir. Ancak, davacının feshe konu eylemi karşısında herhangi bir ihtar, uyarı veya ikaz söz konusu olmadan davacının fesih konusuyla ilgili ilk eylemi üzerine iş sözleşmesinin feshedilmesinin ölçülülük ilkesiyle bağdaşmayacağı, dolayısıyla haklı nedene dayanan bir feshin varlığından söz edilemeyeceği açıktır. Bununla birlikte, oluşa göre davacının hijyen kurallarına uymamak şeklinde tezahür eden feshe konu eyleminin haklı neden ağırlığına varmamakla birlikte geçerli fesih nedeni teşkil ettiğinin kabulü gerekir. Bu bağlamda işverenden artık mevcut iş ilişkisinin devamı beklenemez. Feshin geçerli nedene dayandığı anlaşılmakla, işe iade isteğinin reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
Belirtilen sebeple, 4857 sayılı Kanun'un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Karar tarihi itibariyle alınması gerekli olan 31,40 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 27,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 03,70 TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
4-Davalı vekille temsil edildiğinden, karar tarihinde yürürlükte olan tarifeye göre 1.980,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,
5-Davalı tarafından yapılan 119,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, davacının yaptığı yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
6-Taraflarca yatırılan gider avanslarından varsa kullanılmayan bakiyelerinin ilgili tarafa iadesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 24.04.2017 tarihinde oybirliği ile kesin olarak karar verildi.