MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: İŞE İADE
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; müvekkilinin davalı şirkette çalıştığını, davalı işveren tarafından iş sözleşmesinin usul ve kanuna aykırı bir şekilde feshedildiğini iddia ederek feshin geçersizliğinin tespiti ile davacının işe iadesine karar verilerek işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücretinin belirlenmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili; davacının iş sözleşmesinin iş sözleşmesinin işletme ve işyerinin gereklerinden kaynaklanan nedenlerden ötürü geçerli nedenle ve feshin son çare olması ilkesine uygun olarak feshedildiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, yapılan feshin sebebinin belirtilmediği, davacının başka bir konumda çalışmaya devam etmesi imkanının değerlendirilmediği, işletmesel kararın projeye uygun olarak yapılıp yapılmadığının ispatlanamadığı gerekçesiyle davacının davasını kabul etmiştir. Karar davalı vekilinin temyizi üzerine Dairemizin 20.10.2015 tarihli ilamı ile '' ... işverenin işletmesel kararı tutarlı uygulayıp uygulamadığı, feshin keyfi olup olmadığı ve feshin kaçınılmaz olup olmadığı ile feshe son çare olarak başvurulup başvurulmadığı hususlarında denetime elverişli açık ve ayrıntılı rapor alınması, özellikle işletmesel kararın davacının iş gücüne ihtiyacı ortadan kaldırıp kaldırmadığı, davacının mevcut veya makul süreli bir eğitimle kazanabileceği özellikleri itibariyle istihdam edilebileceği açık başka pozisyon ya da pozisyonların bulunup bulunmadığı, işe alınan ve çıkan personelin görev tanımları ve davacının görevi tanımı nazara alınarak davacının değerlendirilebileceği bu pozisyonlarda alım yapılıp yapılmadığı, bu konuda işverence işçiye teklif yapılıp yapılmadığı hususlarının açıklığa kavuşturulması '' gerekçeleri ile bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılamada feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine, işverenin süresi içinde davacıyı işe başlatmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının takdiren altı aylık ücreti olarak ve kararın kesinleşmesine kadar en çok dört aya kadar ücretinin ve diğer haklarının davalıdan tahsili gerektiğine, karar verilmiştir.
Temyiz:
Hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
Davalı işverence feshin geçerli nedene dayandığı kanıtlanmadığından, mahkemece feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar verilmiş olması dosya içeriğine uygun olup, davalının bu yöne ilişkin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Davacının yargılama sırasında vefat ettiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Bu hali ile iş akdinin işverence feshinin geçerli nedene dayanmadığının tespitine, davacı işçinin yargılama sırasında öldüğü sabit olmakla işe iade ve işe başlatmama tazminatı isteklerinin dayanağının kalmadığı ve bu talepler yönünden karar verilmesine yer olmadığına dair hüküm kurulması gereklidir.
4857 sayılı Kanun'un 21. maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen dört aya kadarki boşta geçen süreye ilişkin ücret ve diğer haklar işverenin işe başlatma veya başlatmamaya bağlı bir sonuç değildir. Ölüm olgusu bir hukuki ilişkide aleyhe olarak yorumlanmamalıdır. İşçi ölmeseydi ne tür davranışına üstünlük tanınacak idiyse, öngörülen bu davranışa hukuki sonuç bağlanmalıdır. Öte yandan bir yasa yorumlanırken kanunun konuluş amacı dikkate alınmalıdır. Kanundaki işe iade hükümleri işçinin işe iadesini amaçlamıştır. Ölüm olaylarına nasıl bir sonuç bağlayacağı kanunda belirtilmediğine göre bu boşluğu doldurmak hakimin görevidir (TMK m.l/II). Hakim burada Kanun koyucu olarak davranmalıdır.
Davacı işe iade davasını açarken feshin geçerli bir nedene dayanmadığını iddia etmiştir. Geçersiz fesih var ise ölüm tarihine kadarki boşta geçen süre ücretine kanuni dört aylık sınırlama dikkate alınarak hükmedilmelidir. Böyle bir sonuç genel olarak kanunun amacına da uygundur. Aksi halde işverenin haksız davranışı işçinin ölümü nedeniyle karşılıksız kalmaktadır.
Geçerli nedene dayanmayan feshin tespiti ile yetinilmesi, ölen işçinin mirasçıları yönünden hiçbir imkan sağlamayacaktır. Oysa konu, sosyal güvenlik haklarını da ilgilendirmektedir. Dört aya kadar ücret ve diğer haklar yönünden Sosyal Güvenlik Kurumuna pirim yatırılması ve ölen işçinin mirasçılarının buna göre sosyal güvenlik haklarından yararlanması gerekir.
Böyle olunca işçinin ölümü feshi izleyen dört ay geçtikten sonra gerçekleşmiş olmakla, ölen işçinin mirasçılarına dört aylık süre için boşta geçen süreye ait ücret ve diğer hakların ödenmesi gerekir.
Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı İş Kanunun 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda belirtilen nedenlerle;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-İşverence yapılan FESHİN GEÇERSİZLİĞİNE,
3-Davacının yargılama sırasında vefatı nedeniyle konusuz kalan işe iade ve işe başlatmama tazminatı hakkında karar verilmesine yer olmadığına,
4-Davacı işçinin yargılama sırasında vefat etmiş olması nedeniyle kararın kesinleşmesine kadar en çok 4 aya kadar ücret ve diğer haklarının davacının mirasçılarına ödenmesi gerektiğinin tespitine,
5-Karar tarihi itibariyle alınması gerekli olan 31,40 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 25,20 TL harcın mahsubu ile bakiye 6,20 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
6-Davacı vekille temsil edildiğinden, karar tarihinde yürürlükte olan tarifeye göre 1.980,00 TL vekâlet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafından yapılan 109,50 TL yargılama giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, davalının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
8-Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine kesin olarak oybirliğiyle 13.06.2017 tarihinde karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy