MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının iş akdine geçerli bir neden bulunmadan son verildiğini öne sürerek feshin geçersizliğinin tespiti ile davacının işe iadesine karar verilmesini ve işe iadenin mali sonuçlarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı şirket davacının iş güvencesi hükümlerinden yararlanamayacağını ve feshin geçerli bir nedene dayalı olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, 4857 Sayılı Yasanın 18. maddesine göre davalının davacının da çalıştığı işyerinde fesih tarihi itibariyle 27 işçisinin bulunduğu, işyerinde çalışan sayısı otuz ve üzerinde olmadığından davacının iş güvencesi hükümlerinden yararlanma hakkının bulunmadığı kaldı ki feshin de geçerli nedene dayandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
Taraflar arasında fesih tarihi itibariyle işverence otuz veya daha fazla işçi çalıştırılıp çalıştırılmadığı ve dolayısıyla davacının işgüvencesi kapsamında kalıp kalmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı İş Kanunu'nun 18.maddesidir.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 18. maddesinin birinci fıkrasına göre iş güvencesi hükümlerinden yararlanmak için otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerinde çalışmak gerekir. İşçi sayısına ilişkin bu hüküm nispi emredici olduğundan, daha az işçi sayısını öngören sözleşme hükümleri geçerli kabul edilmektedir.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/2 maddesine göre, işverenin işyerinde ürettiği mal veya hizmet ile nitelik yönünden bağlılığı bulunan ve aynı yönetim altında örgütlenen yerler (işyerine bağlı yerler) ile dinlenme, çocuk emzirme, yemek, uyku, yıkanma, muayene ve bakım, beden ve mesleki eğitim ve avlu gibi diğer eklentiler ve araçlar da işyerinden sayılır. İşyeri, işyerine bağlı yerler, eklentiler ve araçlar ile oluşturulan iş organizasyonu kapsamında bir bütündür. 4857 sayılı İş Kanunu'nun dördüncü fıkrasına göre ise işverenin aynı işkolunda birden fazla işyerinin bulunması halinde, işyerinde çalışan sayısı bu işyerlerinde çalışan toplam işçi sayısına göre belirlenir.
Otuz işçi sayısının belirlenmesinde fesih bildiriminin işçiye ulaştığı tarih itibariyle belirli-belirsiz süreli, tam-kısmi süreli, daimi-mevsimlik sözleşmelerle çalışan tüm işçiler dikkate alınır.
Somut uyuşmazlıkta, dosya içerisinde mevcut ... yazı cevabına göre; davalının davacının çalıştığı işyerinde fesih tarihinde 27 işçi;1211725 nolu İstanbul işyerinde ise fesih tarihinde 12 işçi çalışmaktadır.
Mahkemece yukarıda belirtilen ilkeler ışığında davalının İstanbul işyerinin ''bağlı işyeri'' olup olmadığı bir başka deyişle iki işyerinin aslında tek bir işyeri olduğundan söz edilip edilemeyeceği belirlenmeli, İstanbul işyerinin bağımsız bir işyeri olduğunun tespiti halinde bu kez davacının çalıştığı işyeri ile aynı iş kolunda olup olmadığı araştırılarak fesih tarihinde davalı işverenin otuz ve üzerinde işçisi bulunup bulunmadığı netleştirilmeli ve sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece bu husus araştırılmadan eksik inceleme ile karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, sair temyiz yönlerinin incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 22.05.2017 gününde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy