MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : İŞE İADE
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen karar, duruşmalı olarak süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiş ise de; işin mahiyeti itibariyle duruşma isteminin reddine, incelemenin dosya üzerinden yapılmasına karar verilmiş olmakla; dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin iş sözleşmesinin 25.07.2016 tarihinde davalı işveren tarafından son verildiğini, söz konusu fesihte 4857 sayılı İş Kanunu'nun 19. madde de yer alan fesih nedeninin açık ve kesin olarak belirtilmesi koşuluna uyulmadığını,dava konusu feshin geçerli nedene dayanmadığını, fesih sebebinde soyut beyanda iddia edilen paylaşımların müvekkili tarafından yapıldığı hususunun sabit olmadığını, bu paylaşımların müvekkili tarafından yapıldığı sabit olsa dahi bu konuda müvekkilinin uyarılmadan iş ve işyeri ile ilgili olmayan bu paylaşımların fesih sebebi olarak dinlenmesi kabul edilemeyeceğini beyan ederek, bu nedenle davanın kabulü ile feshin geçersizliğine, müvekkilinin işe iadesine, işe başlatmama halinde işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen sürelere ilişkin ücretinin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili; davacının iş sözleşmesinin geçerli nedenle feshedildiğini, davacıya kıdem ve ihbar tazminatlarının ödendiğini, davacının iş sözleşmesinin davacının kendisine ait sosyal medya hesaplarından müvekkili bankanın saygınlığını ve imajını zedeleyici itibar kaybına yol açan paylaşım ve beğenileri neticesinde feshedildiğini bildirerek davanın reddini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:
İlk derece Mahkemesi tarafından, işverenin fesih bildiriminde fesih sebebinin açık ve net olmadığı, davacının feshe konu eylemlerinin ne olduğu ile ilgili herhangi bir açıklama yapılmaksızın davacının insan kaynakları yönetmeliğinin personelin temel sorumlulukları başlığı altında düzenlenen bentlerden iyiniyet ve dürüstlük kurallarına riayet etmek ve banka değerlerine uygun hareket etmek zorunda olduğunun bildirildiği, ayrıca etik ilkeler sözleşmesinin giriş bölümünde ifade edilen çalışanların tüm iş ilişkilerinde haysiyetli, şerefli ve dürüst davranması gerektiği, sorumlulukları yerine getirirken T.C. Ziraat Bankası'nın saygınlığını zedeleyecek her türlü kişisel davranış ve tutumdan kaçınması gerektiği maddelerine davacının fiillerinin aykırılık teşkil ettiğinin belirtilerek herhangi bir somutlaştırmaya gidilmeksizin salt yönetmelik hükümleri bildirilip davacının iş sözleşmesinin feshedildiği, bu haliyle 4857 sayılı Kanun'un 19. maddesinde düzenlenen usule riayet edilmediği, geçerli yada haklı nedenle bir feshin söz konusu olmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
İstinaf Başvurusu:
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti:
Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Temyiz Başvurusu:
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin geçerli sebebe dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, kanuni dayanak 4857 sayılı Kanun’un 18 ve devamı maddeleridir.
4857 sayılı Kanun'un 18. maddesi işverene, işçinin davranışlarından ve yeterliliğinden kaynaklanan sebeplerle iş sözleşmesini feshetme yetkisi vermiştir. İşçinin davranışlarından kaynaklanan fesihte takip edilen amaç, işçinin daha önce işlediği iş sözleşmesine aykırı davranışları cezalandırmak veya yaptırıma bağlamak değil; onun sözleşmesel yükümlülükleri ihlale devam etmesi, tekrarlaması ihtimalinden kaçınmaktır. İşçinin davranışları sebebiyle iş sözleşmesinin feshedilebilmesi için, işçinin iş sözleşmesine aykırı, sözleşmeyi ihlal eden bir davranışının varlığı gerekir. İşçinin kusurlu davranışı ile sözleşmeye aykırı davranmış ve bunun sonucunda iş ilişkisi olumsuz bir şekilde etkilenmişse işçinin davranışından kaynaklanan geçerli bir fesih söz konusu olur. Buna karşılık, işçinin kusur ve ihmaline dayanmayan sözleşmeye aykırı davranışlarından dolayı işçiye bir sorumluluk yüklenemeyeceğinden işçinin davranışlarından kaynaklanan geçerli fesih sebebinden de bahsedilemez.
İşçinin davranışlarından ve yeterliliğinden kaynaklanan sebepler, aynı Kanun'un 25. maddesinde belirtilen sebepler yanında, bu nitelikte olmamakla birlikte, işyerlerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen sebeplerdir. İşçinin davranışlarından veya yetersizliğinden kaynaklanan sebeplerde, iş ilişkisinin sürdürülmesinin işveren açısından önemli ve makul ölçüler içinde beklenemeyeceği durumlarda, feshin geçerli sebeplere dayandığını kabul etmek gerekecektir.
İşçinin davranışlarına dayanan fesih, herşeyden önce, iş sözleşmesinin işçi tarafından ihlal edilmesini şart koşmaktadır. Bu itibarla, önce işçiye somut olarak hangi sözleşmesel yükümlülüğün yüklendiği belirlenip, daha sonra işçinin, hangi davranışı ile somut sözleşme yükümlülüğünü ihlal ettiğinin eksiksiz olarak tespit edilmesi gerekir. Daha sonra ise işçinin isteseydi yükümlülüğünü somut olarak ihlal etmekten kaçınabilip kaçınamayacağının belirlenmesi gerekir. İşçinin somut olarak tespit edilmiş sözleşme ihlali sebebiyle işverenin işletmesel menfaatlerinin zarar görmüş olması şarttır.
Geçerli fesih sebebinden bahsedilebilmesi için, işçinin sözleşmesel yükümlülüklerini mutlaka kasıtlı ihlal etmesi şart değildir. Göstermesi gereken özen yükümlülüğünün ihlal edilerek ihmali davranış ile ihlali yeterlidir. Buna karşılık, işçinin kusuruna dayanmayan davranışları, kural olarak işverene işçinin davranışlarına dayanarak sözleşmeyi feshetme hakkı vermez. Kusurun derecesi, iş sözleşmesinin feshinden sonra iş ilişkisinin arz edebileceği olumsuzluklara ilişkin yapılan tahminî teşhislerde ve menfaatlerin tartılıp dengelenmesinde rol oynayacaktır.
İşçinin iş sözleşmesini ihlal edip etmediğinin tespitinde, sadece asli edim yükümlülükleri değil; kanundan veya dürüstlük kuralından doğan yan edim yükümlülükleri ile yan yükümlerin de dikkate alınması gerekir. Sadakat yükümü, sözleşmenin taraflarına sözleşme ilişkisinden doğan borçların ifasında, karşı tarafın şahsına, mülkiyetine ve hukuken korunan diğer varlıklarına zarar vermeme, keza sözleşme ilişkisinin kapsamı dışında sözleşme ile güdülen amacı tehlikeye sokacak özellikle karşılıklı duyulan güveni sarsacak her türlü davranıştan kaçınma yükümlülüğünü yüklemektedir.
Somut olayda, davalı işyerinde girişimci müşteri ilişkileri yetkilisi olarak çalışan davacının iş sözleşmesi işveren tarafından sosyal paylaşım/beğenilerin banka saygınlığını ve imajını zedelediği ve itibar kaybına neden olduğu gerekçesiyle geçerli neden belirtilerek feshedilmiştir. Her ne kadar mahkemece fesih gerekçesinin açık ve net olmadığı gerekçesi ile iş sözleşmesinin feshinin geçersiz olduğu kabul edilmiş ise de fesih bildiriminde fesih gerekçesinin açık ve net olarak belirtildiği anlaşılmakla bu gerekçe yerinde olmamıştır. Dosya kapsamında bulunan davacıya ait sosyal medya hesabından yapılan paylaşım ve beğenilerin bankanın kurumsal imajını zedeler nitelikte olduğu anlaşıldığından, bu nedenle davalı banka tarafından yapılan fesih geçerli neden dayanmaktadır. Hal böyle olunca davanın reddi yerine yazılı gerekçe ile kabulü hatalı olmuştur.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun'un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda belirtilen sebeplerle;
1-Bölge Adliye Mahkemesinin ve İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararlarının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Karar tarihi itibariyle alınması gerekli olan 31,40 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 29,20 TL harcın mahsubu ile bakiye 2,20 TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalı tarafından yapılan 166,70 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile bu davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.980,00 TL ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, karardan bir örneğin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
7-Taraflarca yatırılan gider avanslarından varsa kullanılmayan bakiyelerinin ilgili tarafa iadesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 21.06.2017 tarihinde oybirliği ile kesin olarak karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy