MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, mermer ocağında ağır çalışma şartları altında çalıştığını, fazla çalışma alacaklarını ödenmemesi sebebi ile iş sözleşmesini ihtarname göndererek haklı sebeple feshettiğini ileri sürerek, kıdem tazminatı ile izin, fazla çalışma ve genel tatil alacaklarını istemiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı, davacının iş sözleşmesini istifa ederek sonlandırdığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının iş sözleşmesini haklı sebeple feshettiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne; izinlerini kullandığı anlaşıldığından izin alacağının ise reddine karar verilmiş, kararın taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 14.05.2014 tarih, 2013/11289 esas, 2014/12883 karar, sayılı ilamı ile, davacı temyizi yönünden, davacının davalı işvereni dava tarihinden önce 16.06.2009 tarihinde temerrüde düşürdüğü anlaşıldığından, mahkemece talep doğrultusunda temerrüt tarihi yerine dava ve ıslah tarihinden itibaren faize karar verilmesinin hatalı olduğu; davalı temyizi yönünden, işyerinde vardiya sistemi ile çalışıldığı belirtilmiş ise de ikili ya da üçlü vardiya sisteminden hangisinin uygulandığının açıklığa kavuşturulmadığı, öncelikle davacının çalışma şekli ortaya konularak, gerekirse davalı işyerinin tüm kayıtları üzerinde bilirkişiye yerinde inceleme yetkisi verilerek veya keşif icra edilerek çalışma sistemi tereddüte yer vermeyecek biçimde biçimde açıklığa kavuşturulduktan sonra sonucuna göre yapılan işin niteliği dikkate alınarak günlük çalışma süresinin belirlenmesi gerektiği, davalı işyerinin özellikleri de göz önüne alınarak davacının fazla çalışma yapıp yapmadığı ve yapmışsa miktarının belirlenmesi gerektiği; kabule göre de hükme esas alınan bilirkişi raporunda 07.00-19.00 arası fiili çalışmadan ara dinlenme düşülmeden yapılan hesaplamaya itibar edilerek hüküm kurulması isabetli görülmediğinden, Yargıtay'ın içtihatlarıyla istikrar kazanmış uygulamalarına göre onbir saat ve üstündeki çalışmalarda ara dinlenme süresi bir buçuk saat kabul edilerek hesaplama yapılması gerektiği gerekçeleriyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz başvurusu :
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Gerekçe:
Anayasanın 141. maddesi uyarınca, yargı kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerekir. Bu husus 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297. maddesinde de hüküm altına alınmıştır. Anılan anayasal ve yasal düzenlemeler gereğince yargıcın, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri kararda göstermesi zorunludur. Maddi olgularla hüküm fıkrası arasındaki hukuki bağlantı da ancak bu şekilde kurulabilecek, ayrıca yasal unsurları taşıyan bu gerekçe sayesinde, kararların doğruluğunun denetlenebilmesi mümkün olacaktır. Kararın gerekçesi ile hüküm fıkrasının birbirine aykırı olmaması gerekir. Hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.
Diğer taraftan, yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir.
Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.
Somut olayda, Mahkemece bozma ilamından sonra fazla mesai alacağı konusunda bilirkişi raporları aldırılmış, her raporda farklı hesap yapılmıştır. 09.03.2015 tarihli raporda %30 hakkaniyet indirimi ile 11.423,65 TL; 07.09.2015 tarihli raporda %30 hakkaniyet indirimi ile beraber 12.600,13 TL, 26.11.2015 tarihli raporda %30 hakkaniyet indirimi ile 12.600,03 TL, son olarak 11.04.2016 tarihli raporda da %30 hakkaniyet indirimiyle 11.752,09 TL fazla çalışma alacağı belirlendiği ancak kararda 13.886,00 TL fazla çalışma alacağının hüküm altına alındığı anlaşılmaktadır. Mahkemece 13.886,00 TL alacak miktarının ne şekilde hesaplandığı, hangi raporun esas alındığı, hakkaniyet indiriminin uygulanıp uygulanmadığı denetlenememektedir.
Diğer yandan, dava dilekçesinde, davacının günde 12 saat olmak üzere haftada 72 saat çalışarak, haftalık çalışma süresinin aşıldığı, haftada 27 saat fazladan çalıştırıldığı beyan edilmiştir. Bu durumda fazla çalışma alacağı hesabında davacının beyanı doğrultusunda haftanın 6 günü çalıştığı hususu da göz ardı edilmemelidir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 04.07.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.