MAHKEMESİ: . Hukuk Dairesi
MAHKEMESİ: İş Mahkemesi
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının 10/12/2012 tarihinden itibaren çalışmaya başladığını, iş akdinin 22/04/2016 tarihinde geçersiz olarak feshedildiğini belirterek feshin geçersizliğine, davacının işe iadesine, işe iade kararı gereğince davacının işe başlatılmaması durumunda 8 aylık tazminat ile boşta geçen 4 ay karşılığı ücretin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının 21/01/2016 ve 22/01/2016 tarihlerinde kumaşlardaki hataları görmeyerek kumaşların kalitesinin düşmesine, 21/04/2016 tarihinde newport kalitesinde kırık hatasını görmeyerek 1200 metre kumaşın ikinci kalite olmasına neden olduğunu, bu nedenlerle müvekkilinin zarara uğradığını, davacının sözleşmesinin İş Kanunu 25/II maddesine göre haklı nedenle feshedildiğini beyanla davanın reddini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:
Davalı işveren tarafından davacının 21/01/2016 ve 22/01/2016 tarihlerinde ikaz edilmesine rağmen kumaşta hataya neden olduğu ve bu nedenle iş akdinin 25/2-ı maddesi uyarınca 22/04/2016 tarihinde fesh edildiğinin iddia edildiği, iş akdinin feshinin haklı ya da geçerli nedenle feshedildiğinin ispat edilemediği, bu hususta herhangi bir delil ibraz edilmediği, davacının iş akdinin feshinin geçersiz olduğu anlaşıldığından davacının davasının kabulüne karar verilmiştir.
İstinaf:
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı davalı istinaf yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi Kararı:
Davalı tarafça davacının sebep olduğu olay nedeni ile davacının 1 aylık brüt ücreti kadar zarar meydana geldiği davalı tarafça ispatlanamamıştır. Davalı işveren tarafından 21/04/2016 tarihinde meydana gelen olay ile ilgili davacının savunması alınmamıştır. Haklı sebeple fesih ispat edilemediğinden davacının savunmasının alınmamış olması ayrıca davacıya gerekli eğitimler verilip durumunu düzeltmesi imkanı tanımadan, feshin son çare olması ilkesine uyulmadan iş akdinin feshedilmiş olması hususları göz önüne alındığında davalı tarafın istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
Temyiz:
Bölge Adliye Mahkemesi kararını davalı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
İş sözleşmesinin, işçinin işverenin malına zarar vermesi sebebiyle, haklı nedenle feshedilip feshedilmediği noktasında uyuşmazlık söz konusudur.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 25/II-(ı) bendinde, işçinin, işverenin malı olan veya eli altında bulunan makine, tesisat, başka eşya ya da maddelere otuz günlük ücreti tutarını aşacak şekilde zarar vermesi halinde işverenin haklı fesih imkanının bulunduğu hususu düzenlenmiştir.
İşçinin kusursuz olduğunun ortaya çıkması halinde işverenin haklı fesih imkanı olmadığı gibi, işçinin kusuru belli bir yüzde ya da belli bir oran olarak saptanmışsa; zararın miktarı bu kusur nispetinde azaltıldıktan sonra, sonuç olarak zararın işçinin otuz günlük ücretini aşıp aşmadığına bakılmalıdır. Zararın işçinin kasıtlı davranışından ya da taksirli eyleminden kaynaklanmasının herhangi farkı bulunmamaktadır. İşçinin kusuru ve zararı, ayrı ayrı uzman kişilerce belirlenmelidir.
Bu noktada zarar tutarı ile karşılaştırılacak olan işçinin otuz günlük ücretinin brüt ya da net ücret olduğu noktasında 4857 sayılı Kanun'da herhangi bir açıklık olmasa da, bu durumda işçi lehine yorum ilkesi uyarınca brüt ücretin esas alınması gerekir. Otuz gün, bir aydan farklı bir kavramdır. İşçiye aylık olarak ödenen ücret yerine, günlük yevmiyesinin otuz katı tutarı dikkate alınmalıdır. Maddede sözü edilen ücret dar anlamda ücrettir. İkramiye, prim, fazla çalışma ücreti ve benzeri ödemeler bu maddede yer alan otuz günlük ücret içerisinde değerlendirilmemelidir. Ancak ücretin garanti ücret üzerine yapılan işe göre ilave ücret veya satış pirimi olarak belirlendiği hallerde gerçek ücreti bu ödemeler toplamı olarak değerlendirilmesi yerinde olur.
İşçinin hangi tarihteki ücretinin dikkate alınması gerektiği de ayrı bir sorunu oluşturabilir. Gerçekten zararın ortaya çıktığı tarih ile fesih tarihi arasında ücret değişmiş olabilir. Hatta zararın oluşumuna sebep olan olay tarihi ile zararın belirlendiği tarih bile farklı olabilir. Bu durumda, fesih hakkının kullanıldığı tarihte işçinin almakta olduğu ücret esas alınarak bir değerlendirme yapılmalıdır.
Somut olayda, davacı; iş sözleşmesinin haklı neden olmaksızın feshedildiğini ileri sürmüş, davalı işveren; davacının kumaşlardaki üretim ve kırık hatalarını görmeyerek kumaşların kalitesinin düşmesi nedeniyle zarar verdiğini, iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince iş akdinin feshinin haklı ya da geçerli nedenle feshedildiğinin ispat edilemediği, bu hususta herhangi bir delil ibraz edilmediği, davacının iş akdinin feshinin geçersiz olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de; Mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin yeterli olmadığı anlaşılmaktadır. Davalıdan meydana gelen olay ve zarar konusunda delilleri sorulup getirtilerek meydana gelen olayda davacının ve diğer çalışanların kusurunun bulunup bulunmadığı, tarafların kusur oranı ile zarar miktarının belirlenmesi, zararın davacının otuz günlük ücreti ile giderilip giderilemeyeceği konusunda bilirkişi incelemesi yapılarak, feshin haklı veya geçerli sebebe dayanıp dayanmadığının şüpheye yer bırakmayacak şekilde tespiti ile ulaşılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm tesisi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 11/09/2017 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.