MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalı vekilince istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 26/09/2017 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı adına vekili Avukat ... ile karşı taraf adına vekili Avukat...geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, kıdem tazminatı ile fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, yıllık izin alacağı, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağının davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Bozma ilamına uyulan Mahkemece, bozma sonrası dinlenen tanık beyanları ile davacının bölge müdürü olduğu, mesaisinin çoğunu sahada müşteri ziyaretleri ile işverenin denetim ve gözetimi olmaksızın geçirdiği, kendi mesaisini belirlediği, fazla mesai kavramı olmadığı ve çalışma saatlerinin esnek olduğunun ortaya çıktığı, tanıkların beyanlarının da davacının hangi günlerde kaç saat fazla mesai yaptığı konusunda yeterli açıklık taşımadığı gibi, yine tanık beyanlarından davacıya fazla çalışma konusunda emir ve talimat veren bir üst amirin de bulunmadığı, davacının davalı şirkette çalıştığı dönemde satış müfettişi olarak çalıştığı ve üst düzey yönetici konumunda olduğu gerekçesi ile dava kısmen kabul edilerek kıdem tazminatı ve fazla mesai ücreti hüküm altına alınmıştır.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkeme kararında yazılacak hususlar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297. maddesinde belirtilmiştir. Maddeye göre, hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, isteklerin her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.
Öte yandan, kanunun aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararın hüküm fıkralarının, açık, anlaşılır, çelişkisiz ve uygulanabilir olması gerekmekle birlikte, kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi sebeplere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak, kısaca maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir.
Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi sebeple haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtayın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.
Kısa karar ile gerekçeli karar çelişkisi, Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 10/04/1992 tarihli ve 1991/7 esas, 1992/4 karar sayılı ilamı gereğince bozma sebebidir.
Mahkemece uyulan Dairemizin bozma ilamında “İşyerinde en üst düzey konumda çalışan işçinin görev ve sorumluluklarının gerektirdiği ücretinin ödenmesi durumunda ayrıca fazla çalışma ücretine hak kazanamaz. Bununla birlikte üst düzey yönetici konumunda olan işçiye aynı yerde görev ve talimat veren bir yönetici ya da şirket ortağı bulunması durumunda, işçinin çalışma gün ve saatlerini kendisinin belirlediğinden söz edilemeyeceğinden kanuni sınırlamaları aşan çalışmalar için fazla çalışma talep hakkı doğar. O halde üst düzey yönetici bakımından şirketin yöneticisi veya yönetim kurulu üyesi tarafından fazla çalışma yapması yönünde bir talimatın verilip verilmediğinin de araştırılması gerekir. İşyerinde yüksek ücret alarak görev yapan üst düzey yöneticiye işveren tarafından fazla çalışma yapması yönünde açık bir talimat verilmemişse, görevinin gereği gibi yerine getirilmesi noktasında kendisinin belirlediği çalışma saatleri sebebiyle fazla çalışma ücreti talep edemeyeceği kabul edilmelidir.” ilkelerinin belirtildiği ve bu ilkeler ışığında araştırma yapılmadan eksik inceleme ile karar verilmesinin hatalı olduğu tespit edilmiştir.
Somut olayda, mahkeme kararının gerekçesinde davacının bölge müdürü olduğu, kendi mesaisini belirlediği, fazla mesai kavramı olmadığı ve çalışma saatlerinin esnek olduğu, davacıya fazla çalışma konusunda emir ve talimat veren bir üst amirin de bulunmadığı, davacının satış müfettişi olarak çalıştığı ve üst düzey yönetici konumunda olduğunun belirtilmesine rağmen fazla mesainin hüküm altına alındığı anlaşılmakla,bu duruma göre gerekçe ile hüküm arasındaki çelişki sebebiyle Mahkemece verilen kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan sebeplerden BOZULMASINA, bozma sebebine göre davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, davalı yararına takdir edilen 1.480,00 TL duruşma avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 26/09/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.