MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, müvekkilinin davalı işveren yanında baş mühendis olarak çalıştığını, davalının iş sözleşmesini haksız olarak feshettiğini, fazla çalışma ücretinin, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile yemek ücreti alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek, anılan alacakların davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, fazla çalışma ücreti alacağının kısmen kabulüne, diğer taleplerin ise reddine ilişkin verilen karar, tarafların temyizi üzerine Dairemizin 08/04/2014 tarih, 2013/36533 esas, 2014/7353 karar sayılı ilamı ile bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sırasında, davacının ... 13. İş Mahkemesinin 2014/738 esas sayılı dosyası ile 20/11/2014 tarihinde açtığı itirazın iptali davası ile İstanbul 23. İş Mahkemesi'nin 2014/1178 esas sayılı dosyası ile 22/12/2014 tarihinde açtığı dava eldeki dosya ile birleştirilmiş, dava ve birleşen davaların kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar, süresi içerisinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda karar verilmiş olmasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Birleşen itirazın iptali davasında, dava dilekçesine karşı ileri sürülen zamanaşımı def'inin doğru değerlendirilip değerlendirilmediği taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
Zamanaşımı, alacak hakkının belli bir süre kullanılmaması yüzünden dava edilebilme niteliğinden yoksun kalmasını ifade eder. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere zamanaşımı, alacak hakkını sona erdirmeyip sadece onu "eksik bir borç" haline dönüştürür ve "alacağın dava edilebilme özelliği"ni ortadan kaldırır.
Bu itibarla zamanaşımı savunması ileri sürüldüğünde, eğer savunma gerçekleşirse hakkın dava edilebilme niteliği ortadan kalkacağından, artık mahkemenin işin esasına girip onu incelemesi mümkün değildir.
Uygulamada, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması, dava açma tekniği bakımından, tümü ihlal ya da inkâr olunan hakkın ancak bir bölümünün dava edilmesi, diğer bölümüne ait dava ve talep hakkının bazı nedenlerle geleceğe bırakılması anlamına gelir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca benimsenmiş ilkeye göre, kısmi davada fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmuş olması, saklı tutulan kesim için zamanaşımını kesmez, zamanaşımı, alacağın yalnız kısmi dava konusu yapılan miktarı için kesilir. Dava konusunun ıslah yoluyla arttırılması durumunda, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 01/10/2011 tarihinden sonraki uygulamada 317/2 ve 319. maddeler uyarınca ıslah dilekçesinin davalı tarafa tebliği üzerine iki haftalık süre içinde ıslaha konu kısımlar için zamanaşımı def'inde bulunulabileceği kabul edilmelidir.
Dosya içeriğine göre, asıl dava ile dava tarihine kadar (22/12/2009) hesaplanacak fazla mesai ve genel tatil ücreti alacakları talep edilmiştir. Bu davada talep edilen ve hesaplanan, bakiye fazla mesai ve genel tatil ücreti alacaklarının tahsili istemi ile davalı aleyhine 18/04/2013 tarihinde icra takibi yapılmıştır. İcra takibine yapılan itiraz üzerine İstanbul 13. İş Mahkemesinin 2014/738 esas sayılı dosyası ile 20/11/2014 tarihinde açılan itirazın iptali davası eldeki dosya ile birleştirilmiştir. Davalı taraf icra takibine karşı zamanaşımı def'inde bulunmamakla birlikte, itirazın iptali davasında zamanaşımı def'ini süresi içerisinde ileri sürmüştür. Bu durumda, birleşen itirazın iptali davasına ilişkin zamanaşımı def'i değerlendirilirken, dava tarihinden (20/11/2014) geriye doğru beş yıl öncesinden (20/11/2009), asıl (kısmi) dava ve itirazın iptali davasının konusunu oluşturan 22/12/2009 tarihine kadar olan dönem için hesaplama yapılmalıdır. Zira davacı 22/12/2009 tarihi sonrasına ilişkin alacaklarını birleşen İstanbul 23. İş Mahkemesinin 2014/1178 esas sayılı dosyasına konu etmiştir. Bu dosyanın konusu 22/12/2009 tarihi sonrasına ilişkin olmamasına rağmen hesaplama yapılırken bu hususun gözetilmemiş olması hatalıdır.
Kabule göre de, birleşen itirazın iptali davası hakkında hüküm kurulurken, icra takibinin varlığı gözetilmeden karar verilmiş olması hatalıdır. Faiz başlangıç tarihi ve diğer yönlerden temyiz eden davalı lehine oluşan usulü kazanılmış haklar gözetilerek, davacının hak kazandığı miktarlar yönünden icra takibine yapılan itirazın iptali ve icra takibinin devamı yönünde karar verilmelidir. Eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 13/09/2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.