MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: TESPİT
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti
Davacı vekili, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na yapılan şikayetler üzerine, Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkez Gazi Hastanesinde yapılan inceleme sonucunda İş Teftiş Kurulu Başkanlığı’nca düzenlenen raporda, davalı Üniversite ile dava dışı Akademi Pazarlama İth İhr Ltd Şti arasında imzalanan Acil Biyokimya Laboratuvar Tetkik Hizmetleri Sözleşmesinin 4857 sayılı İş Kanunu’nun 2 ve 3. maddeleri ile Alt İşverenlik Yönetmeliğine aykırı olduğunun ve taraflar arasındaki asıl işveren-alt işveren sözleşmesinin muvazaaya dayalı olduğunun, bu sözleşme çerçevesinde davalıya ait işyerinde çalışan işçilerin baştan itibaren asıl işveren olan davalı Üniversitenin işçisi olduklarının tespitine karar verildiğini ileri sürerek, 11.03.2015 tarihinde tebliğ tarihli 09.01.2015/9423-inc-1 ve 9651-inc-1 26707-2 tarih numaralı rapora itirazlarının kabulü ile dava konusu raporun ve raporda İdare aleyhine kesilen 15.226 TL idari para cezasının iptalini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı ... vekili, müvekkili Kurumca 4857 sayılı İş Kanunu’nun 2 ve 3 üncü maddeleri ile Alt İşveren Yönetmeliği kapsamında düzenlenen raporun içeriğinin doğru olduğunu, davanın altı işgünü olan hak düşürücü süre içinde açılmadığını, ayrıca müfettiş raporunda belirlenen idari para cezasının iptaline yönelik taleple ilgili olarak, İş Kanunu’nun 107 vd maddeleri çerçevesinde sulh ceza mahkemelerinin görevli olduğunu ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda toplanan delillere göre, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
Temyiz Başvurusu:
Karara karşı yasal süresi içinde davacı vekili temyiz yoluna başvurmuştur.
Gerekçe:
1-4857 sayılı İş Kanunu’nun 108. maddesine göre, bu kanunda öngörülen idari para cezaları, 101. ve 106. maddelerdeki idari para cezaları hariç, gerekçesi belirtilmek suretiyle T.C. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Bölge Müdürünce verilir. 101. ve 106. maddeler kapsamındaki idari para cezaları ise doğrudan Türkiye İş Kurumu il müdürü tarafından; birden fazla ilde işyerleri bulunan işverenlere uygulanacak idari para cezası ise işyerlerinin merkezinin bulunduğu yerdeki Türkiye İş Kurumu il müdürünce verilir ve genel esaslara göre tahsil edilir.
5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 3. maddesinde, "Bu Kanunun; a)İdarî yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümleri, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde, b)Diğer genel hükümleri, idarî para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında, uygulanır" denilirken yine aynı Kanun’un “Başvuru Yolu” başlıklı 27. maddesinin 1. fıkrasında ise, “İdari para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin idari yaptırım kararına karşı, kararın tebliği veya tefhimi tarihinden itibaren en geç onbeş gün içinde, sulh ceza mahkemesine başvurulabilir. Bu süre içinde başvurunun yapılmamış olması halinde idari yaptırım kararı kesinleşir” düzenlemesine yer verilmiştir.
Görüldüğü üzere, 4857 sayılı Kanun’da idari para cezasına karşı başvurulacak kanun yoluna ilişkin özel bir düzenleme yer almadığından bu konudaki genel düzenlemeler olan Kabahatler Kanunu’nun 3. ve 27. maddelerindeki düzenlemelerden ayrılmayı gerekli kılacak bir durum mevcut değildir. Nitekim Uyuşmazlık mahkemesi de 02.05.2012 gün, 28280 sayılı Resmi Gazete ’de yayımlanan 09.04.2012 gün, 2012/17 esas, 2012/70 sayılı kararıyla bu konuda görevli yargı yolunun adli yargı, görevli mahkemenin ise sulh ceza mahkemesi olduğunu ifade etmiştir.
Davacı asıl işveren, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Müfettişinin asıl işveren-alt işveren ilişkisinin muvazaaya dayandığına ilişkin tespitin ve bu tespit nedeniyle verilen para cezasının iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Kabahatler Kanunu’nun 27. maddesine göre, idari para cezasına ilişkin itirazlar yönünden görevli mahkeme sulh ceza mahkemesidir. Bu itibarla, davacının idari para cezasının iptaline ilişkin talebi ile muvazaa tespitine itiraza yönelik talebi birbirinden ayrılmak suretiyle, idari para cezasının iptali talebi ile ilgili olarak, davanın, görev yönünden dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken esasa girilerek, hüküm kurulması hatalı olmuştur.
2-4857 sayılı İş Kanunu'nun 3/2. maddesine göre "Bu Kanunun 2. maddesinin altıncı fıkrasına göre iş alan alt işveren; kendi işyerinin tescili için asıl işverenden aldığı yazılı alt işverenlik sözleşmesi ve gerekli belgelerle birlikte, birinci fıkra hükmüne göre bildirim yapmakla yükümlüdür. Bölge müdürlüğünce tescili yapılan bu işyerine ait belgeler gerektiğinde iş müfettişlerince incelenir. İnceleme sonucunda muvazaalı işlemin tespiti halinde, bu tespite dair gerekçeli müfettiş raporu işverenlere tebliğ edilir. Bu rapora karşı tebliğ tarihinden itibaren otuz iş günü içinde işverenlerce yetkili İş Mahkemesine itiraz edilebilir. İtiraz üzerine görülecek olan dava basit yargılama usulüne göre dört ay içinde sonuçlandırılır. Mahkemece verilen kararın temyizi hâlinde Yargıtay altı ay içinde kesin olarak karar verir. Kamu idarelerince bu raporlara karşı yetkili iş mahkemelerine itiraz edilmesi ve mahkeme kararlarına karşı diğer kanun yollarına başvurulması zorunludur. Rapora otuz iş günü içinde itiraz edilmemiş veya mahkeme muvazaalı işlemin tespitini onamış ise tescil işlemi iptal edilir ve alt işverenin işçileri başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçileri sayılır".
Somut olayda asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaaya dayandığına dair tespit Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş müfettişi tarafından yapılmış olmakla, davanın anılan Bakanlık aleyhine açılması gerekirken, tespit ile ilgisi bulunmayan ...’ne husumet yöneltilmesi temsilcide hata olup, davacıya davasını Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına yöneltmek üzere süre verilip, taraf teşkili sağlandıktan sonra karar verilmesi gerekirken taraf sıfatı olmayan ... hakkında karar verilmesi hatalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan sebeplerden BOZULMASINA, temyiz sebepleri itibariyle şimdilik sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 12/09/2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.