MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı, davalı Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünde kadroya geçmeden önceki dönem mevsimlik işçi olarak çalıştığı hizmetlerinin kıdeminden sayılmadığını, 2011-2013 yıllarını kapsayacak 3. Dönem Toplu İş Sözleşmeşmesi’nin geçici 4. maddesi gereği önceki işyerlerinde geçen çalışmaların da davalı işyerinde geçmiş gibi kabul edileceğine dair düzenleme gereği derece ve kademesinin tespiti ile yeni derece ve kademesi dikkate alınarak ilk kadroya geçişlerinden itibaren toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan ücret farkı, yıpranma primi, ilave tediye farkı ve ikramiye farkı alacaklarının ödetilmesini istemiştir.
Davalı, davacıya sözkonusu hakların 2011-2013 yıllarını kapsayan toplu iş sözleşmesi ile tanındığını, bu nedenle geçmişe yönelik olarak talebinin yerinde olmadığını, derece ve kademe tespitinde hata olmadığını, gerekli ödemelerin toplu iş sözleşmesine göre zaten yapıldığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen karar her iki tarafın temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 7. Hukuk Dairesi 01/12/2014 tarih, 2014/16112 esas, 2014/21759 karar sayılı ilamı ile sair yönler incelenmeden bozulmuştur. Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda dava kısmen kabul edilmiştir.
Karar, süresi içerisinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Taraflar arasındaki ilk sorun, davacının mevsimlik işçi olarak çalıştığı dönem değerlendirildiğinde, dava tarihinde olması gereken derece ve kademesi ile buna göre hesaplanacak fark alacaklarının miktarı konusundadır.
Dosya içeriğine göre, bozma ilamı öncesinde, alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, davacının 10. derecenin 19. kademesinde olduğu kabul edilerek hesaplanan alacaklar hüküm altına alınmıştır. Karar her iki tarafın temyizi üzerine, gerekirse davacıya talepleri tek tek açıklattırılıp buna göre her alacak ile ilgili ayrı ayrı hüküm kurulması için sair yönleri incelenmeksizin bozulmuştur. Kabule göre de, hükümde yer alan eksiklikler açıklanmıştır. Mahkemece, hükmüne uyulan bozma ilamı sonrasında yapılan yargılama sırasında, yeni bir bilirkişiden rapor alınmış ve davacının, dava tarihinde 11. derecenin 26. kademesinde olduğu kabul edilerek yapılan hesaplamaya itibarla hüküm kurulmuştur. Ancak raporlar arasındaki farklılıkların sebebi denetime açık şekilde ortaya koyulmamıştır.
Bu durumda, davacının yararlandığı toplu iş sözleşmesi metinleri temin edilmeli, pozisyonuna göre yapılan düzenlemeler de gözetilerek iki bilirkişi raporu arasındaki çelişki denetime açık şekilde giderilmeli ve sonucuna göre hüküm kurulmalıdır.
2-Mahkeme kararında yazılacak hususlar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297. maddesinde belirtilmiştir. Maddeye göre, hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, isteklerin her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.
Öte yandan, kanunun aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararın hüküm fıkralarının, açık, anlaşılır, çelişkisiz ve uygulanabilir olması gerekmekle birlikte, kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların Mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi sebeplere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak, kısaca maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir.
Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi sebeple haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtayın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.
10/04/1992 gün ve 1991/7 esas 1992/4 karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ve 6100 sayılı HMK'nın 298. maddesi uyarınca hüküm fıkrası ile gerekçe arasında veya tefhim edilen kısa karar ile gerekçe arasında çelişki olması bozma sebebidir.
Dosya içeriğine göre, gerekçeli kararda, davacının dava tarihinde 10. derecenin 19. kademesinde olduğu açıklandıktan sonra hüküm fıkrasında 11. derecenin 26. kademesinde olduğu belirtilerek karar verilmesi ve bu şekilde gerekçe ile hüküm fıkrası arasında çelişki yaratılması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 13/09/2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.