MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Davacı vekili, müvekkili işçinin ihbar tazminatı, fazla çalışma, hafta tatili, bayram ve genel tatil ücretleri ile ödenmemiş ücret alacağının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Mahkemece, 29.01.2014 tarihli nihai kararla, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın, davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine, Mahkemece, 18.04.2017 tarihli ek kararla, kararın kesin olması sebebiyle davacı vekilinin temyiz isteminin reddine karar verilmiştir.
Temyiz isteminin reddine ilişkin 18.04.2017 tarihli ek karar da, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta; davacı vekili, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak işçilik alacaklarının tahsili talebi ile kısmi dava açmıştır. Alacağın bir kısmının dava edilmesi halinde, kesinlik sınırı dava edilen miktara göre değil, alacağın tamamına göre belirlenir. Bu durumda, dava değerinin kesinlik sınırı altında kaldığından bahsedilemeyeceğinden, temyiz isteminin kesinlik sebebi ile reddedilmesi isabetsizdir. Anılan sebeple, davacı vekilinin temyiz isteminin reddine dair tesis edilen 18.04.2017 tarihli ek karar usul ve kanuna aykırı olduğundan, davacı vekilinin ek karara yönelik temyiz isteminin kabulü ile 18.04.2017 tarihli ek kararın BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA karar verildi. Dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 321. maddesinin 2. fıkrasında, "Kararın tefhimi, mahkemece hükme ilişkin tüm hususların gerekçesi ile birlikte açıklanması ile gerçekleşir. Ancak zorunlu hâllerde, hâkim bu durumun sebebini de tutanağa geçirmek suretiyle, sadece hüküm özetini tutanağa yazdırarak kararı tefhim edebilir. Bu durumda gerekçeli kararın en geç bir ay içinde yazılarak tebliğe çıkartılması gerekir." hükmü düzenlenmiştir. Bu sebeplerle basit yargılamada 6100 sayılı Kanun'un 297/2. maddesindeki unsurları taşıyan hükmün, 6100 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca gerekçeli olarak açıklanması zorunludur.
6100 sayılı Kanun'un 321. maddesindeki "hükme ilişkin tüm hususlar"dan kastedilen 6100 sayılı Kanun'un 297. maddesindeki unsurlardır. Taraflarca süre tutum dilekçesinin verilmesi gerekçeli kararın tebliğ edilmemesinden kaynaklanmaktadır. Gerekçeli karar tebliğ edildiğinde taraflar gerekçeli temyiz dilekçesi ile temyiz haklarını kullanabileceklerdir. Hukuk Muhakemeleri Kanununun “hukuki dinlenilme” başlıklı 27’nci maddesi, T.C. Anayasası’nın hak arama hürriyetini düzenleyen 36’ncı maddesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin adil yargılanma hakkına ilişkin 6’ncı maddesi nazara alındığında gerekçeli kararın taraflara tebliğ edilmesi gerektiği açıktır.
Öte yandan, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi uyarınca uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun, 26.09.2014 tarih ve 5236 sayılı kanunla yapılan değişiklikten önceki 433. madde hükmü gereğince tarafların kararın temyiz edildiğinden haberdar edilmeleri ve katılma yoluyla temyiz talebinde bulunma haklarını kullanmaları için temyiz dilekçelerinin de diğer tarafa tebliğ edilmesi gerekir.
Dosya içeriğine göre, 29.01.2014 tarihli gerekçeli kararın taraflar vekillerine tebliğ edilmediği, davacı vekilinin nihai karara yönelik 17.04.2017 tarihli temyiz dilekçesinin de davalı vekiline tebliğ edilmediği anlaşılmaktadır.
Anılan sebeplerle;
1-29.01.2014 tarihli gerekçeli kararın taraflar vekillerine tebliğ edilerek, buna ilişkin tebliğ belgelerinin dosyaya eklenmesi,
2-Davacı vekilinin nihai karara yönelik 17.04.2017 tarihli temyiz dilekçesinin de davalı vekiline tebliğ edilmesi,
3-Davalı tarafın da hükmü temyiz etmesi halinde ise, temyiz dilekçesinin hukuki dinlenilme hakkının sağlanması açısından karşı tarafa tebliğ edilmesi ile belirtilen usuli işlemler tamamlandıktan sonra dosyanın tekrar Dairemize gönderilmesi için Mahkemesine GERİ ÇEVRİLMESİNE, 07/09/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy