MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: İŞE İADE
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının, işe girdiği tarihten itibaren davalı ... işçisi olarak Karayolları Genel Müdürlüğüne ait işyerinde çalıştığını, iş sözleşmesinin ... yetkilileri tarafından geçerli sebep olmaksızın, yazılı bildirim de yapılmadan feshedildiğini belirterek, feshin geçersizliğine, müvekkilinin işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacı ile müvekkili idare arasında iş ilişkisi bulunmadığını, davanın müvekkili idare tarafından yapılan ihaleler neticesinde bu ihaleleri alan firmalar nezdinde çalıştığını, davacının yüklenici firmalara yöneltilmesi gerektiğini, işçinin yerine getirdiği iş yönünden idarenin asıl işveren-alt işveren ilişkisi kurma yetkisi bulunduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davalı ile dava dışı yükleniciler arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğunun kabulü ile davacının ...’ne işe iadesine dair kararın davalı vekilince temyizi üzerine, Dairemizce kararın “davanın davalı olarak gösterilmeyen alt işverene teşmili ile taraf teşkili sağlanması, taraf teşkili sağlandığı takdirde, işin esasına yönelik olarak inceleme yapılmak suretiyle taraflar arasındaki ilişkinin, davalı alt işverenin daha önce sonuçlanmış dosyalardaki alt işverenler ile aynı olup olmadığı da değerlendirilmek suretiyle muvazaalı olup olmadığının belirlenmesi gerektiği” noktasında bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davanın kabulüne, feshin geçersizliğine ve davacının alt işverene ait işe iadesine karar verilerek, işe iadenin diğer sonuçları hüküm altına alınmıştır.
Temyiz:
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 59. maddesinde, “Maddi hukuka göre, bir hakkın birden fazla kimse tarafından birlikte kullanılması veya birden fazla kimseye karşı birlikte ileri sürülmesi ve tamamı hakkında tek hüküm verilmesi gereken hâllerde, mecburi dava arkadaşlığı vardır.”, 60. maddesinde ise “Mecburi dava arkadaşları, ancak birlikte dava açabilir veya aleyhlerine de birlikte dava açılabilir. Bu tür dava arkadaşlığında, dava arkadaşları birlikte hareket etmek zorundadır. Ancak, duruşmaya gelmiş olan dava arkadaşlarının yapmış oldukları usul işlemleri, usulüne uygun olarak davet edildiği hâlde duruşmaya gelmemiş olan dava arkadaşları bakımından da hüküm ifade eder.” düzenlemeleri yer almaktadır.
Dairemizce, asıl işveren-alt işveren ilişkisinin söz konusu olduğu işe iade davalarında, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2. maddesinin altıncı ve yedinci fıkralarına göre asıl işveren-alt işveren ilişkisinin geçerli olup olmadığı veya muvazaaya dayanıp dayanmadığına yönelik yargısal denetimin, asıl işveren ve alt işverenin davada yer almalarını, her iki tarafın açıklama ve ispat hakkını kullanmalarını zorunlu kıldığı, bu sebeple taraflar arasında bir çeşit şekli (usûlî) bakımdan mecburi dava arkadaşlığının mevcut olduğu kabul edilmektedir.
Somut olayın içeriğine göre, davacı tarafça sadece asıl işveren Karayolları Genel Müdürlüğüne husumet yöneltilmek suretiyle, muvazaa iddiası ileri sürülmüş olup, mahkemece davanın kabulü ile davacının asıl işverene ait işe iadesine dair hüküm kurulmuştur. Söz konusu karar, Dairemizce, yukarıda açıklanan esaslar çerçevesinde, son alt işverenin tespiti ile davaya dahil edilmesi ve taraf teşkili sağlandıktan sonra muvazaa olgusu da araştırılmak suretiyle işin esasına yönelik bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sırasında, davacı vekilinin 27/12/2016 tarihli dilekçesi üzerine son alt işveren olarak ... ..Ltd Şti’nin davaya dahil edilmesi suretiyle yargılamaya devam edilmiş ise de; dosya içinde mevcut ... kayıtlarının incelenmesinde, fesih tarihi olan 31/12/2012 itibariyle son alt işverenin, ... ..Ltd Şti değil, ... Nak. İnş. Tur. San. Tic. Ltd. Şti. olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim bozma öncesi kararda da, ihbar olunan olarak ... Nak. İnş. Tur. San. Tic. Ltd. Şti.’nin yer aldığı, ancak bozma sonrası yargılama sırasında bir başka şirket davaya dahil edilerek esasa ilişkin olarak karar verildiği görülmüştür. Bu halde, gerçek son alt işveren davaya dahil edilmediği için usulüne uygun olarak taraf teşkil edildiğinden söz edilemez. Tarafların davada taraf olma ve hukuki haklarının korunmasına yönelik ispat hakkını kullanmaları mümkün olamadığından, mahkemece işin esasına girilmesi ve muvazaa iddiasına yönelik inceleme yapılması da hukuken geçerli kabul edilemez. Zira, alt işverenin şekli anlamda mecburi dava arkadaşı olarak davaya dahil edilmesi ile ulaşılmak istenen amaca ulaşılamamıştır. Belirtilen sebeplerle, mahkemece bozma gereğinin usulüne uygun olarak yerine getirilmediği anlaşılmakta olup, öncelikle bozma kararına uygun olarak fesih tarihindeki son alt işveren ... Nak. İnş. Tur. San. Tic. Ltd. Şti. davaya dahil edilerek taraf teşkilinin sağlanması, taraf teşkili sağlandığı takdirde, işin esasına girilerek önceki bozma kararı doğrultusunda muvazaa incelemesi yapılmak suretiyle karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeye ile karar verilmesi hatalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 10/10/2017 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.