MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: İŞE İADE
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı isteminin özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin iş sözleşmesinin geçerli ve haklı sebebe dayanmaksızın işverence feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesini, ayrıca müvekkilinin iş sözleşmesinin habersiz feshedildiği 03/03/2015 tarihinden sonra da 23/03/2015 tarihine kadar yirmi gün çalıştığını ileri sürerek yirmi günlük ücreti olan 4.000,00 TL’nin de hüküm altına alınmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı cevabının özeti:
Davalı vekili, iş sözleşmesinin davacının kusurlu davranışıyla sözleşmeye aykırı davranmasından dolayı feshedildiğini, davacının sürekli işe geç gelmesinin, uzun süreli kişisel görüşmeler yapmasının, işini aksatarak işyerini dolaşmasının, çalışma arkadaşlarını olumsuz etkilemesinin müvekkili için iş ilişkisinin devam etmesini olanaksız hale getirdiğini, bu nedenle iş akdinin feshedildiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkeme kararının özeti:
Mahkemece, feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine, işe başlatılmaması durumunda davacının kıdem durumuna göre 4 aylık brüt ücreti tutarındaki tazminat ile mahkeme kararının kesinleşmesine kadar çalışamadığı süre için 4 aya kadar doğmuş bulunan ücret ve diğer haklarının ödenmesi gerektiğinin tespitine, davalı tarafından ödendiği ispatlanamayan son yirmi günlük çalışmasına ilişkin maaş alacağı talebinin kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekilinin temyizi üzerine Dairemizin 24/01/2017 tarihli ilamı ile özetle ''Mahkemece işe iade davası ile ücret alacağına ilişkin davanın tefrik edilerek yargılamaya ayrı dosyalar üzerinden devam edilmesi'' gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiştir. Bozmaya uyularak yapılan yargılamada mahkemece; davalı işverenin iş akdinin feshine ilişkin yazılı bildirimde bulunmadığı, savunmasında fesih için gerekçe olarak gösterdiği hususları ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
Davanın bir aylık hak düşürücü süre içinde açılıp açılmadığı hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 20. maddesi uyarınca iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan feshedildiğini ileri süren işçinin, fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içerisinde feshin geçersizliği ve işe iade istemi ile dava açması gerekir. Bu süre hak düşürücü süre olup, resen dikkate alınması gerekir.
İşveren fesih bildiriminde bulunmuş, ancak bunu tebliğ etmemiş olmasına rağmen, örneğin, işçi, işvereni şikayet ederek, fesih bildiriminin yapıldığı tarihi kesin olarak belirleyecek bir işlem yapmışsa, artık bu tarihin esas alınması uygun olacaktır. Bu anlamda işverenin fesih bildiriminin tebliğden imtina edildiği tutanakların tutulduğu tarih, tutanak düzenleyicilerinin doğrulaması halinde tebliğ tarihi sayılacaktır. Eylemli fesih halinde dava açma süresi, eylemli feshin yapıldığı tarihten itibaren işler. Fesih bildirimine karşı idari itiraz yolu öngören personel yönetmeliği ya da sözleşme hükümleri, dava açma süresini kesmeyeceği gibi, işçinin bu süre içinde hastalığı nedeni ile rapor alması da bu süreyi durdurmayacaktır.
İş sözleşmesinin önel verilerek feshi halinde, dava açma süresi önelin sona ereceği tarihte değil, işverenin fesih bildirimini tebliğ ettiği tarihten başlar.
Somut uyuşmazlıkta davacı 23/03/2015 tarihinde iş akdinin feshedildiğinin telefonla bildirildiğini iddia etmekte, davalı ise işçinin iş akdinin sözleşmeye aykırı davranması, sürekli işe geç gelmesi, uzun süreli kişisel görüşmeler yapması, işini aksatarak işyerini dolaşması nedeni ile 03/03/2015 tarihinde feshedildiğini savunmaktadır. Dosya içeriğinden davacının, davalıya ait işyerinde 04/09/2013-03/03/2015 tarihleri arasında iç denetim uzmanı göreviyle çalıştığı, iş sözleşmesinin işverence feshedildiği, yazılı fesih bildirimi yapılmadığı, işten çıkış tarihinin Sosyal Güvenlik Kurumuna 03/03/2015 olarak bildirildiği görülmektedir. Her ne kadar davacı taraf 23/03/2015 tarihinde işten çıkarıldığı iddiasında ise de; iş sözleşmesinin Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarına göre 03/03/2015 tarihinde feshedildiği, dosyaya sunulan bilgi ve belgelere göre aksinin davacı tarafça ispatlanamadığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca davanın 14/04/2015 tarihinde açılmış olması karşısında, 4857 sayılı Kanun'un 20/1. maddesindeki bir aylık hak düşürücü süre geçmiştir. Davanın reddi gerekirken, işin esasına girilerek kabul kararı verilmiş olması hatalıdır.
4857 sayılı Kanun'un 20/3. maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Karar tarihi itibariyle alınması gerekli olan 31,40 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 27,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 3,70 TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 78,50 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.980,00 TL ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Yatırılan gider avanslarından varsa kullanılmayan bakiyelerinin ilgili tarafa iadesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 10/10/2017 tarihinde oybirliği ile kesin olarak karar verildi.