MAHKEMESİ :İş Mahkemesi(Müstemir Yetkili)
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı dava dilekçesinde özetle; davalı iş yerinden emekli olduğunu, ... kurulmadan önce Köy Tüzel kişiliğinde elektrik arızalarına müdahale ettiğini ve fatura tahsilatı yaptığını, emekli olduğunda kıdem tazminatı hesabında köy tüzel kişiliğinde geçen sürenin hesaba katılmadığını beyan ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 5.000,00 TL kıdem tazminatının davalı kurumdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı Savunmasının Özeti:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının çalışma süresi karşılığı kıdem tazminatının kendisine tam olarak ödendiğini beyan ederek haksız açılan davanın reddini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mülga 1475 sayılı Kanun'un 14/2 maddesi gereği işçinin aynı işverene bağlı olarak bir ya da değişik iş yerlerinde çalıştığı sürelerin kıdem hesabı yönünden birleştirilmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. Somut olayda, davacının 01.09.1983-03.03.1986 tarihleri arasında köy tüzel kişiliğinde geçtiği anlaşılan iki yıl, altı ay, iki gün hizmetinin bulunduğu ve bu hizmetlerin kıdem tazminatı hesaplanırken dikkate alınması gerektiği kanaati ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
Davacı işçinin kıdem tazminatı hesabında daha önce çalışılan sürenin dikkate alınıp alınamayacağı noktasında taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
İşverene ait bir ya da birkaç işyerinde belli bir süre çalışmış bir işçinin, işini kaybetmesi halinde, işinde yıpranması, yeni bir iş edinmede karşılaşacağı güçlükler ve işyerine sağladığı katkı göz önüne alınarak, geçmiş hizmetlerine karşılık işveren tarafından kanuni esaslar dahilinde verilen toplu paraya “kıdem tazminatı” denilmektedir. Kıdem tazminatının koşulları, hesabı ve ödeme şekli doğrudan yasalarla düzenlenmiştir.
Kıdem tazminatı, feshe bağlı haklardan olsa da, iş sözleşmesinin sona erdiği her durumda talep hakkı doğmamaktadır. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 120. maddesi hükmüne göre, halen yürürlükte bulunan mülga 1475 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca, kıdem tazminatına hak kazanabilmek için işçinin işverene ait işyerinde en az bir yıl çalışmış olması gerekir.
Kıdem tazminatına hak kazanma noktasında en az bir yıllık çalışma yönünde yasal koşul, İş Kanunu sistemi içinde nispi emredici bir hüküm olarak değerlendirilmelidir. Buna göre toplu ya da bireysel iş sözleşmeleri en az bir yıl çalışma koşulu işçi lehine azaltılabilir.
İşçinin işyerinde fiilen çalışmaya başladığı tarih en az bir yıllık sürenin başlangıcıdır. Tarafların iş ilişkisi kurulması yönünde varmış oldukları ön anlaşma tarihi dikkate alınmaz. Yine iş sözleşmesinin imza tarihi yerine, fiilen iş ilişkisinin kurulduğu tarih, tazminata hak kazanma ve hesap yönünden dikkate alınması gereken tarihtir. İşçinin çıraklık ilişkisinde geçen süreler de kıdem tazminatına esas alınacak süre yönünden değerlendirilemez. Buna karşın deneme süresi, kıdem süresine eklenir.
İşçinin kıdem hakkı bakımından aranan en az bir yıllık süre, derhal fesihlerde feshin bildirildiği anda sona erer. Kural olarak fesih bildirimi muhataba ulaştığı anda sonuçlarını doğur. Bildirimli fesihler yönünden ise ihbar öneli süreye dahil edilir.
İşçinin işyerinde çalıştığı sırada almış olduğu istirahat raporları kıdem süresinden sayılmalıdır. Buna karşın, işçinin çalıştığı sırada bir defada ihbar önelini altı hafta aşan istirahat raporu süresinin, kıdem tazminatı hesabında dikkate alınamayacağı, kararlılık kazanmış Yargıtay uygulamasıdır.
İşçinin iş sözleşmesinin askıda olduğu süreler de, kıdem süresinden sayılmamalıdır. Örneğin ücretsiz izinde geçen süreler kıdem tazminatına esas süre bakımından dikkate alınmaz.
2822 sayılı Kanun'un 42. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca, grev ve lokavtta geçen süreler kıdem süresine eklenemez. Tutukluluk ve hükümlülükte geçen süreler de kıdem tazminatına esas sürede dikkate alınmaz.
İşçinin en az bir yıllık çalışması aynı işverene ait işyeri ya da işyerlerinde geçmiş olmalıdır. Kural olarak aynı guruba ya da holdinge bağlı farklı tüzel kişiliği haiz şirketlerde geçen hizmetlerin birleştirilmesi mümkün olmaz. Ancak çalışma hayatında işçinin sigorta kayıtlarında yer alan işverenin dışında başka işverenlere hizmet verdiği, yine işçinin bilgisi dışında birbiri ile bağlantısı olan işverenler tarafından sürekli giriş çıkışlarının yapıldığı sıklıkla karşımıza çıkmaktadır. Bu gibi durumlarda, Dairemiz “şirketler arasında organik bağ” dan söz edilerek kıdem tazminatına hak kazanma, hesap tarzı yönlerinden aralarında bağlantı bulunan bu işverenlerin birlikte sorumluluğunu kabul etmektedir (Yargıtay 9. HD. 26.03.1999 gün 1999/18733 E, 1999/6672 K.).
Mülga 1475 sayılı Kanun'un 14/2 maddesi, işçinin aynı işverene bağlı olarak bir ya da değişik işyerlerinde çalıştığı sürelerin kıdem hesabı yönünden birleştirileceğini hükme bağlamıştır. O halde kıdem tazminatına hak kazanmaya dair bir yıllık sürenin hesabında da işçinin daha önceki fasılalı çalışmaları dikkate alınmalıdır. Bununla birlikte, her bir fesih şeklinin kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde gerçekleşmesi hizmet birleştirmesi için gerekli bir koşuldur. İşçinin önceki çalışmaları sebebiyle kıdem tazminatı ödenmişse, aynı dönem için iki defa kıdem tazminatı ödenemeyeceğinden, tasfiye edilen dönemin kıdem tazminatı hesabında dikkate alınması mümkün olmaz. Yine, istifa etmek suretiyle işyerinden ayrılan işçi kıdem tazminatına hak kazanmayacağından, istifa yoluyla sona eren önceki dönem çalışmaları kıdem tazminatı hesabında dikkate alınmaz. Ancak, aynı işverene ait bir ya da değişik işyerlerinde çalışılan süre için kıdem tazminatı ödenmemişse, bu süre aynı işverende geçen sonraki hizmet süresine eklenerek son ücret üzerinden kıdem tazminatı hesaplanmalıdır. Zamanaşımı definin ileri sürülmesi halinde önceki çalışma sonrasında ara verilen dönem on yılı aşmışsa, önceki hizmet bakımından kıdem tazminatı hesaplanması mümkün olmaz.
İşçinin kamu kurumlarında işçi olarak çalıştığı sürelerin birleştirilebilmesi için, önceki çalışmaların fesih şekli itibarıyla kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde sona ermesi gerektiği mülga 1475 sayılı Yasanın 14/5 maddesinde açık biçimde düzenlenmiştir.
Somut olayda davacının iddiası 1983-1986 döneminde köy tüzel kişiliğinde geçen dönemin kıdeme esas alınması ve ödenmesi yönündedir. Dosya kapsamında; davacının kıdem tazminatına esas hizmet süresi hesaplanırken bir yıl sekiz ay askerlik borçlanması ile birlikte 03.03.1986-14.09.2013 tarihleri arası yirmiyedi yıl, altı ay, onbir gün hizmetinin nazara alındığı, Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarından davacının 03.03.1986 tarihinde davalı nezdinde işe başladığı ve 14.09.2013 tarihinde emekli olarak işyerinden ayrıldığı, ... İl işletme Müdürlüğü ile davacı arasında 01.09.1983 tarihinde sözleşme imzalandığı, ... İl İşletme Müdürlüğünün 16.04.1986 tarih, 803 sayılı yazısı ile 2705 sayılı Kanun gereği köylerden devir alınan personelle ilgili 10.01.1986 tarih, 662 sayılı yazı gereği davacının davalı tarafça devir alındığı ve belirli süreli ard arda iş sözleşmeleri yapıldığı hususları tespit edilmiştir. Ancak davacının 01.09.1983-03.03.1986 ve 03.03.1986–14.09.2013 dönemlerinde döneminde hangi statü ile çalıştığı belirlenmemiştir. Mahkemece yapılacak iş söz konusu dönemlerde davacının memuriyette ve işçilikte geçen dönemlerinin belirlenmesi ve sonucuna göre talep konusu dönem hakkında karar verilmesidir. Eksik inceleme ile karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 27.02.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy