MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, müvekkilinin, iş yerinde kötü muameleye maruz kalması ve darp edilmesi sebebi ile haklı sebeple iş sözleşmesini feshettiğini belirterek kıdem, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti ve ücret alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının feshe konu ettiği olayın , davalının aynı işyerinde çalışan oğlu ile arasında gerçekleştiğini ve birbirinden şikayetçi olmadıklarını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan deliler ve bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar, süresi içerisinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasındaki ilk sorun iş sözleşmesinin davacı işçi tarafından haklı sebeple feshedilip feshedilmediği ve ihbar tazminatına hak kazanıp kazanmadığı konusundadır.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 24/2-c maddesinde, "İşveren işçiye veya ailesi üyelerinden birine karşı sataşmada bulunur veya gözdağı verirse, yahut işçiyi veya ailesi üyelerinden birini kanuna karşı davranışa özendirir, kışkırtır, sürükler, yahut işçiye ve ailesi üyelerinden birine karşı hapsi gerektiren bir suç işlerse yahut işçi hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ağır isnad veya ithamlarda bulunursa" işyçininbildirim süresine uymaksızın sözleşmeyi feshedebileceği düzenlenmiştir.
İhbar tazminatı, belirsiz süreli iş sözleşmesini haklı bir nedeni olmaksızın ve usulüne uygun bildirim süresi tanımadan fesheden tarafın, karşı tarafa ödemesi gereken bir tazminattır. Buna göre, öncelikle iş sözleşmesinin 4857 sayılı Kanun'un 24 ve 25. madde yazılı olan nedenlere dayanmaksızın feshedilmiş olması ve 4857 sayılı Kanun'un 17. maddesinde belirtilen şekilde usulüne uygun olarak ihbar süresi tanınmamış olması halinde ihbar tazminatı ödenmelidir. Yine haklı fesih nedenine rağmen işçi ya da işverenin 26. maddede öngörülen hak düşürücü süre içinde fesih yoluna gitmemeleri halinde sonraki fesihlerde karşı tarafa ihbar tazminatı ödeme yükümlülüğü doğar.
İhbar tazminatı iş sözleşmesini fesheden tarafın karşı tarafa ödemesi gereken bir tazminat olduğu için, iş sözleşmesini fesheden tarafın feshi haklı bir nedene dayansa dahi, ihbar tazminatına hak kazanması mümkün olmaz. Yine, işçinin mülga 1475 sayılı İş Kanunu'nun 14. maddesi hükümleri uyarınca emeklilik, muvazzaf askerlik, evlilik gibi sebeplerle iş sözleşmesini feshetmesi durumunda ihbar tazminatı talep hakkı bulunmamaktadır. Anılan fesihlerde işveren de ihbar tazminatı talep edemez.
Dosya içeriğine göre davacı, iş sözleşmesini, aynı işyerinde çalışan davalının oğlunun sataşması, yaşadıkları tartışma sırasında darp etmesi ve can güvenliği bulunmaması sebebi ile haklı sebeple feshettiğini belirterek kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir. Davacı ve davalı tanıkları, davalının aynı işyerinde çalışan oğlunun, davacıya yumruk attığını gördüklerini beyan etmişlerdir. Yaşanılan darp olayına ilişkin sağlık raporu dosyaya sunulmuştur. Bu durumda, işveren vekili konumunda bulunan davalının oğlunun sataşması sebebi ile davacının iş sözleşmesini, 31.03.2011 tarihinde haklı sebeple feshettiği açıktır. Davalının sonradan haklı fesih iddiasına dayalı olarak bildirimde bulunmasının da hukuken bir geçerliliği bulunmamaktadır. İş sözleşmesini haklı sebeplede olsa fesheden taraf ihbar tazminatına hak kazanamayacağından anılan alacağın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulü hatalıdır.
3-Taraflar arasındaki diğer sorun davacının davalı işyerindeki çalışma süresi konusundadır.
Dosya içeriğine göre, davacı 1986 yılından itibaren davalı işyerinde çalıştığını iddia ederken davalı taraf 17.03.2005 tarihinden itibaren çalıştığını savunmuştur. Mahkemece, tanık beyanları doğrultusunda, 10.05.1992 tarihinden itibaren davalı işyerinde çalıştığı kabul edilmiştir. Ancak hizmet döküm cetvelinde, davacının 10.05.1992 -28.02.2005 tarihleri arasında farklı sicil numaralı bir işyerinden çalışmalarının bildirildiği görülmektedir. Bu durumda anılan işyerine ilişkin Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtları getirtilmeli ve davalı işyerindeki çalışma süresi dosyadaki diğer delillerle birlikte değelendirilerek tereddüte yer vermeyecek şekilde ortaya koyulmalıdır. Eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 03.04.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy