MAHKEMESİ:Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, davacının 12.11.2002-15.10.2010 tarihleri arasında davalıya ait iş yerinde çalıştığını, iş sözleşmesinin haklı bir neden olmaksızın işverence feshedildiğini, hafta sonu izinlerinin ve yıllık izinlerinin kullandırılmadığını, 08.30-18.00 saatleri arasında çalıştığını iddia ederek, kıdem ve ihbar tazminatı ile bir kısım işçilik alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacı ile aralarında işçi işveren ilişkisi bulunmadığını, davacının kendiliğinden işyerinden ayrıldığını, kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanmasının mümkün olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, yapılan yargılama sonucunda toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda. tanık beyanlarına göre davacının haftanın beş günü 07.30-18.30 saatleri arasında çalıştığı, buna göre haftalık beş saat fazla mesai yaptığı belirtilerek fazla mesai alacağı hesaplanmıştır. Davacı taraf dava dilekçesinde 08.30-18.00 saatleri arasında çalıştığını iddia etmiş olup bu iddiası dikkate alındığında haftanın beş günü 08.30-18.00 saatleri arasında çalıştığının kabulü halinde haftalık çalışması 45 saatin altında kalmakla fazla mesai yapmadığı ortaya çıkacaktır. Hal böyle olunca Mahkemece fazla mesai talebinin reddine karar verilmesi gerekli iken yazılı gerekçe ile kabul edilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
3-Ulusal bayram genel tatil alacağı taleplerinin davacı tarafça atiye terk edildiğinden bahisle bu konuda karar verilmesine yer olmadığına dair hüküm kurulmuş ise de 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 123. maddesinde “Davacı, hüküm kesinleşinceye kadar, ancak davalının açık rızası ile davasını geri alabilir.” hükmü yer almakta olup anılan hüküm gereğince davalıya ulusal bayram ve genel tatil talebinin atiye bırakılması yönündeki davacı talebine karşı diyecekleri sorulmadan yazılı şekilde karar verilmesi isabetli olmamıştır. Bu husus netleştirildikten sonra ve hafta tatili alacağının da reddedildiği gözetilerek davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gereklidir.
SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek olması halinde ilgiliye iadesine, 16.03.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.