MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, müvekkilinin açtığı işe iade davasında verilen kabul kararının onanmasından sonra, süresi içerisinde işe başlatılma talebinde bulunulduğunu, işe başlatılmayarak işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücreti ödemesi yapıldığını, ancak hesaplama sırasında belirlenen ücretlere 2011 ve 2012 Mart zamlarının yansıtılmadığını belirterek bu sebeple oluşan fark alacaklarını; her ay ödenen sigara, hayat sigortası ve özel sağlık sigortasının dört aylık bedelleri ile yol ve yemek ücretinin dört aylık kısmının, dört ayda bir ödenen prim alacağının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar, süresi içerisinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297. maddesi gereğince hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi zorunludur. Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, hükmün infazında zorluklara ve tereddütlere, yargılamanın ve davaların gereksiz yere uzamasına, davanın tarafı bulunan kişi ve kurumların mağduriyetlerine sebebiyet verecek ve Kamu düzeni ve barışını olumsuz yönde etkileyecektir.
10.04.1992 gün ve 1991/7 esas 1992/4 karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 298. maddesi uyarınca hüküm fıkrası ile gerekçe arasındaki çelişki olması bozma sebebidir.
Mahkeme gerekçesinde önce,davacının boşta geçen dört aylık süreye ilişkin prim alacaklısı olmadığı açıklanmıştır. Bununla birlikte devamında, dava ve ıslah dilekçisinde talep edilen miktarlara göre, yol yardımına hak kazanmadığı açıklanarak hüküm kurulmuştur. Bu şekilde prim alacağı konusunda gerekçenin kendi içinde ve gerekçe ile hüküm fıkrası arasında çelişki oluştuğu anlaşılmaktadır.
Bu çelişki giderilerek talep edilen tüm alacaklar yönünden her biri için ayrı ayrı hüküm kurulması gerekirken kabul ve ret edilen alacaklar açıklanmaksızın ve hepsi yönünden toplam miktara göre karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan sebepten BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 07.02.2018 gününde oybirliği ile hüküm kuruldu.