MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, 15.05.2003 tarihinden itibaren davalıya ait BP Benzin istasyonunda pompacı olarak çalışmaya başladığını, çalıştığı Benzin istasyonu 13.12.2011 tarihinde kapatılarak iş akdinin bu tarih itibariyle sona erdirildiğini ve işe gelmemelerini söylendiğini ileri sürerek kıdem tazminatı , ihbar tazminatı , yıllık izin , fazla mesai , hafta tatili ,ulusal bayram genel tatil ile bakiye ücret alacaklarının davalı işverenden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir
Davalı vekili, davacının çalıştığı Benzin istasyonu'nun görülen lüzum üzerine 13,12.2011 tarihinde kapatıldığını, ancak diğer işyerinde çalışması söylendiği halde bu işte çalışmaya gelmediğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, süresi içerisinde taraflar vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
A-Davacı temyizi yönünden:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davacının aşağıdaki bendlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Mahkemece gerekçeli kararda davacının genel tatil alacağını ispatladığı ve bilirkişinin raporunda hesaplamasını yaptığı miktar üzerinden, hakkaniyet indirimi yapılmak suretiyle hüküm fıkrasında yazılı olduğu miktarda davacının alacağının bulunduğu belirtilmesine rağmen hüküm kısmında bu alacak hakkında hiç karar verilmemiş olması hatalı olup kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3-Taraflar arasındaki diğer uyuşmazlık giydirilmiş ücretin hesabı konusundadır.
Kural olarak ücretin miktarı ve ekleri gibi konularda ispat yükü işçidedir. Giydirilmiş ücretin tespitinde, 4857 sayılı Kanun'un 32. maddesinde sözü edilen asıl ücrete ek olarak işçiye sağlanan para veya para ile ölçülebilen menfaatler göz önünde tutulur.
Buna göre ikramiye, devamlılık arz eden prim, yakacak yardımı, giyecek yardımı, kira, aydınlatma, servis yardımı, yemek yardımı ve benzeri ödemeler dikkate alınır.
Somut olayda, davacı davalı işverene ait işyerinde yemek uygulaması olduğunu ve işyerinde bir öğün yemek verildiğini iddia etmiştir. Mahkemece her ne kadar hükme esas alınan bilirkişi raporunda yemek uygulamasının tanıklarca doğrulanmadığı gerekçesiyle ücret hesabında dikkate alınmamış ise de, mahkemece dinlenilen taraf tanıklarının yemek uygulamasına ilişkin olumlu yada olumsuz bir beyanlarının olmadığı anlaşılmıştır. Kaldı ki , aynı işverene karşı açılan ve Yargıtay 7.hukuk dairesinin temyiz incelemesinden geçen (2013/8005-7490-9054 esas sayılı dosyalar gibi ) benzer dosyalarda da işyerinde yemek uygulaması kabul edilmiştir. Buna göre mahkemece Lokantacılar Odası’ndan bir öğün yemek bedelinin sorulması suretiyle davacının tazminatlarının hesaplanması gerekirken; işyerinde yemek uygulaması olmadığının kabulüyle bilirkişice hesaplanan miktara hükmedilmesi hatalı olmuştur.
B-Davalı temyizi yönünden;
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı, ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatillerinde çalışıp çalışmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını , genel tatil ile hafta tatili günlerinde çalıştığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma, genel tatil ve hafta tatili alacaklarının ödendiği varsayılır.
Belirtilen çalışmaların ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, belirtilen çalışmaların yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
Somut olayda, davacının davalı işyerinde pompacı olarak çalıştığı anlaşılmaktadır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda fazla çalışma , ulusal bayram - genel tatil ve hafta tatili ücreti alacakları konusunda hesap yapılırken davacı tanık beyanları dayanak yapılmıştır. Oysaki davacı tanıklarının da davalı aleyhine davaları bulunduğu sabit olup; başka delillerle desteklenmeden tek başına husumetli tanık anlatımına itibar edilemez. Belirtilen sebeplerle davacının belirtilen taleplerinin davalı tanık beyanları esas alınarak hesaplanması gerekirken, bu hususa dikkat edilmeden husumetli tanık beyanları hesaplamaya esas alınmak suretiyle fazla mesai , ulusal bayram genel tatil ve hafta tatili taleplerinin kısmen kabulüne karar verilmiş olması hatalı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 16.05.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy