MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı isteminin özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı işyerinde 26.03.2007-28.04.2014 tarihleri arasında çalıştığını, iş sözleşmesini emeklilik nedeniyle feshettiğini beyanla kıdem tazminatı ve yıllık ücretli izin alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
Davalı cevabının özeti:
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkeme kararının özeti:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, yazılı gerekçe ile kısmen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Taraflar arasında uyuşmazlık davacı işçinin yıllık iznini kullanıp kullanmadığı noktasında toplanmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 59. maddesinde, iş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde, işçiye kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır. Yıllık izin hakkının ücrete dönüşmesi için iş sözleşmesinin feshi şarttır. Bu noktada ilişkinin sona erme şeklinin ve haklı olup olmadığının önemi bulunmamaktadır.
Yıllık izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile kanıtlamalıdır. Bu konuda ispat yükü üzerinde olan işveren, işçiye yemin teklif edebilir.
Somut olayda, davacının 26.03.2007-28.04.2014 tarihleri arasında davalı işyerinde çalışması sonrası iş sözleşmesini emeklilik nedeniyle feshettiği ve çalıştığı sürece hak edipte kendisine kullandırılmadığını ileri sürdüğü yıllık ücretli izin alacağının tahsilini talep ettiği, buna karşı davalı tarafın davacının 2011 yılı sonrası çalışmalarının toplu iş sözleşmesi hükümlerine göre değerlendirilebileceğini savunduğu, yapılan yargılama sonunda mahkemece alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davacının yıllık ücretli izin alacağı işe girdiği tarihten itibaren sendikalı olup toplu iş sözleşmesinden faydalandığı kabulü ile toplam 103 gün (16 gün x 5 yıl+23 gün x 1 yıl) üzerinden hesaplandığı anlaşılmıştır.
Davacının işyerinde yürürlükte olan toplu iş sözleşmesine taraf sendikaya 19.01.2011 tarihinde üye olduğu ve dosya içerisinde yalnızca 01.12.2012-30.11.2014 arası geçerli 3. Dönem Toplu İş Sözleşmesinin bulunduğu anlaşılmıştır. Mahkemece öncelikle davacının sendikaya üye olduğu tarih dikkate alınarak işyerinde yürürlükte bulunan toplu iş sözleşmesi dosya arasına alınarak toplu iş sözleşmesinin yürürlükte olduğu dönemde yıllık ücretli izin hakkına ilişkin düzenlemeye göre yıllık ücretli izin hakkı belirlenmelidir. Davacının sendikalı olmadığı 19.01.2011 öncesi döneme dair yıllık ücretli izin hakkı ise İş Kanunu hükümlerine göre tespit edilmelidir. Yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak davacının tüm hizmet süresince sendikalı olduğu ve Toplu İş Sözleşmesinin ilgili 57. maddesi uyarınca yıllık 16 gün ücretli izin hakkı bulunduğunun kabulüne göre karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 19.04.2017 tarihinde oy birliği ile karar verildi.