MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, müvekkili işçinin kıdem tazminatı, yıllık izin, aylık ücret, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Somut olayda, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, kayıt bulunmayan 22.01.2009-31.08.2009 tarihleri arası, kasım 2009 ayı ve ağustos 2010 ayında, gece çalışmasının 17:00-08:00 saatleri arasında olduğu kabul edilmiş ise de, dava dilekçesindeki talebin 18:00-08:00 saatleri arası olmasına göre, talebin aşılması hatalıdır. Sözkonusu dönem için, gece çalışmasının 18:00-08:00 saatleri arasında olduğu kabul edilmelidir.
3-Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, kayıt bulunmayan dönem ile ilgili yapılan fazla çalışma ücreti hesaplamasında, izin ve tatil sürelerinin hesaptan dışlanması gerekliliğine dikkat edilmemesi yerinde değildir.
4-Davanın kısmi dava türünde açıldığı, ıslah yoluyla talep edilen miktarların yükseltildiği ve davalı tarafça ıslaha karşı da zamanaşımı savunmasında bulunulduğu anlaşılmaktadır. Hüküm altına alınan kıdem tazminatı, yıllık izin ve aylık ücret alacaklarının ıslaha karşı zamanaşımı savunmasından etkilenmediği açık ise de, fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacakları ıslaha karşı zamanaşımı savunmasından etkilenmektedir. Bu halde, fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacakları, ıslaha karşı zamanaşımı savunması değerlendirilerek yeniden hesaplanmalıdır.
5-Temerrüt ihtarnamesinde, yıllık izin ücreti alacağına yönelik açık bir talep olmadığından, yıllık izin ücretinde temerrüt oluşmamıştır. Bu halde, davanın kısmi dava türünde açıldığı ve ıslah yoluyla değer yükseltildiği de nazara alınarak, yıllık izin ücreti alacağında faiz başlangıç tarihinin belirlenmesinde dava ve ıslah tarihi ayrımı yapılmalıdır.
6-Bilirkişi raporunda, aylık ücret alacağı brüt 5.321,70 TL tutarında hesaplanmıştır. Bilirkişi raporunun sunulmasından sonra, davalı vekili ağustos 2013 ayı için net 500,00 TL ödendiğine ilişkin belge sunmuştur. Mahkemece karar gerekçesinde, net 500,00 TL’nin mahsubunun gerektiği belirtilmiş ve söz konusu alacak taleple bağlı kalınarak brüt 4.582,00 TL tutarında hükme bağlanmış, fazlaya ilişkin hak ise saklı tutulmuştur. Ancak, fazlaya ilişkin saklı tutulan kısım bakımından ileride açılması muhtemel ek davada herhangi bir tereddütün oluşmaması için, hak kazanılan alacağın tüm miktarının açıkça belirtildikten sonra taleple bağlılık kuralının işletilmesi gereklidir. Mahkemenin karar gerekçesi bu yönden yeterli açıklıkta değil ise de, bahsi geçen net 500,00 TL’nin brütü 699,39 TL olup, söz konusu brüt tutarın bilirkişi raporunda hesaplanan brüt 5.321,70 TL’den mahsubu sonrasında kalan miktar brüt 4.622,31 TL’dir. Bu miktar, talep olan brüt 4.582,00 TL’den daha yüksek olduğundan, anılan alacağın taleple bağlı kalınarak brüt 4.582,00 TL tutarında hüküm altına alınması sonuç itibariyle yerinde görülmüştür.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 09.05.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.