MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, asıl davada, fazla çalışma ve genel tatil ücreti alacaklarının; birleşen davada ise, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin, işe başlatmama tazminatı ve 2009 yılı Haziran ayına ilişkin onaltı günlük ücret alacağının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, yazılı gerekçeyle asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın ise kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Somut uyuşmazlıkta, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının ücret bordrolarında 2008 yılı Aralık ayı itibariyle tahakkuk ettirilen aylık ücret miktarının, 2009 yılının Ocak ayından itibaren düşürüldüğü, ücretteki eksilmenin hukuka aykırı olduğu kabul edilerek, alacakların hesaplanmasına esas alınması gereken aylık ücret miktarları belirlenmiştir. Ne var ki, dosya ekinde yer alan hizmet tespit davası dosyası içeriğindeki belgeden, davacının 2009 yılının Ocak ayından itibaren ücretinin düşürülmesine rıza gösterdiği anlaşılmaktadır. Söz konusu belgenin irade fesadı altında düzenlendiği kanıtlanmamıştır. Tarafların karşılıklı anlaşarak ve ileriye dönük her zaman asgari ücretin altına inmemek koşuluyla ücrette indirim yapabilmesi mümkündür. Diğer taraftan, davacının gerçek ücretinin ...’na eksik bildirildiği yönündeki iddiası da, hizmet tespit davasında verilen kararda kabul görmemiştir. Söz konusu kararın, kesinleşmiş olduğu açıktır. Hesaplamalara esas alınan aylık ücret miktarının belirlenmesinde, belirtilen yönlere dikkat edilmemesi hatalıdır.
3-Mahkemece, hüküm altına alınan alacak miktarları bakımından talebin aşılması, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 26. maddesine aykırıdır.
4-Kıdem tazminatına, kesinleşen fesih (işe başlatmama yoluyla gerçekleşen fesih) tarihinden itibaren (18.06.2012) faiz işletilmesi gerekirken, geçersiz sayılan fesih tarihinden itibaren faiz işletilmesi yerinde değildir.
5-Birleşen dava hakkında tesis edilen hükümde, ihbar tazminatı, ücret, işe başlatmama tazminatı ve yıllık izin ücreti alacaklarında, ıslah edilmeyen kısımlar yönünden faiz başlangıç tarihinin belirlenmesinde, dava tarihi 26.06.2009 şeklinde gösterilmiş ise de, birleşen davanın tarihi 26.06.2009 değil, 19.06.2012 tarihidir.
6-İşe başlatmama tazminatına kanuni faiz işletilmesi gerekirken, mevduat faizi işletilmesi, bir diğer hatalı yöndür.
Yukarıda yazılı sebeplerden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 09.05.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.