MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, müvekkilinin 16.05.2010 tarihinden itibaren davalı işyerinde kapıcı olarak işe başladığını, ancak resmi olarak 02.05.2011 tarihinde başlamış gösterildiğini, 22.02.2013 tarihli yönetim kurulu toplantısında alınan karar ile işten çıkarıldığını beyanla; ücret, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, izin, fazla mesai, ulusal bayram genel tatil, süt parası alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, süresi içerisinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasındaki uyuşmazlık ibranamenin geçerliliği noktalarında toplanmaktadır.
İşçi ve işveren arasında işverenin borçlarının sona erdirilmesine bu tür belgeler yönünden geçersizlik sorunu aşağıdaki ilkeler dahilinde değerlendirilmelidir.
İş ilişkisi devam ederken düzenlenen ibra sözleşmeleri geçersizdir. İşçi bu dönemde tamamen işverene bağımlı durumdadır ve iş güvencesi hükümlerine rağmen iş ilişkisinin devamını sağlamak veya bir kısım işçilik alacaklarına bir an önce kavuşabilmek için iradesi dışında ibra sözleşmesi imzalamaya yönelmesi mümkündür. İbranamenin tarih içermemesi ve içeriğinden de fesih tarihinden sonra düzenlendiğinin açıkça anlaşılamaması durumunda ibranameye değer verilemez.
İbranamenin geçerli olup olmadığı 01.07.2012 tarihine kadar yürürlükte olan mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun irade fesadını düzenleyen 23-31. maddeleri yönünden de değerlendirilmelidir. İbra sözleşmesi yapılırken taraflardan birinin esaslı hataya düşmesi, diğer tarafın veya üçüncü şahsın hile ya da korkutmasıyla karşılaşması halinde, ibra iradesinden söz edilemez.
Somut olayda, 24.05.2012 tarihli noterlikçe düzenleme tarihli ibranamede, davacı, 02.05.2011 – 24.05.2012 tarihleri arasındaki çalışması yönünden davalı şirketten hiçbir alacağının bulunmadığını beyan ederek işvereni ibra etmiştir. İbranamenin miktar içermemesi, ibranameyi tek başına geçersiz kılmaz. Davacı tarafça, ibranamenin baskı altında, iradesi fesada uğratılarak düzenlendiği iddia ve ispat olunmamıştır. Buna göre mahkemece davacının ibranamede bildirdiği çalışma süreleri yönünden miktar belirtmeksizin beyan ettiği alacaklarını aldığı kabul edilmeli ve bu dönem hesaplamada dışlanmalıdır. Eksik inceleme ile hüküm kurulması hatalı olup bozma nedenidir.
3- Davacının ücret alacağı taraflar arasında diğer bir uyuşmazlık konusudur.
Somut olayda, davacının dava dilekçesindeki beyanından aylık 500,00 TL net ücret aldığı anlaşılmaktadır. Buna göre, fark ücret alacağının asgari ücretin net tutarı üzerinden 500,00 TL'nin mahsubu ile hesaplanması gerekirken bürüt tutar üzerinden net ücretin mahsubu hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 16.05.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy