MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin alt işvereni .... Ltd. Şti. bünyesinde 18.05.1998-02.12.2002, davalı işveren nezdinde ise 02.12.2002-01.11.2012 tarihleri arasında kasap olarak nizasız, fasılasız yaklaşık 15 yıl süre ile çalıştığını, davalı işverenin müvekkilinin iş akdini 4857 sayılı Kanun'un 25/II-e maddesi uyarınca feshettiğini, müvekkilinin davalı işveren aleyhine ... İş Mahkemesinde açtığı işe iade davasının reddine karar verildiği, ancak mahkemenin gerekçeli kararında “davacının iş akdinin feshine neden olan bu hareketi ilk kez yaptığı göze alındığında ..davacının bu davranışının, davalı yönünden iş akdinin feshi hususunda geçerli neden olduğu kanaatine varılmıştır," demek sureti ile davalının iş akdine yönelik hareketin gerekçesinin haklı neden değil, aksine geçerli neden teşkil ettiğine hükmedildiğini ve söz konusu kararın Dairemizce onandığını, 18.05.1998-02.12.2002 tarihleri arasında davalı işveren ile aynı adreste faaliyet gösteren alt işveren .... Ltd. Şti. kasap olarak çalıştığını, bilahare çalışanların tümünün 15-20 kişilik gruplar halinde işten çıkartılarak, iradeleri fesada uğratılmak suretiyle istifa ettirilerek, işten çıkarıldıklarının aynı günü davalı işveren bünyesine alındığını, davacı müvekkilinin toplu iş sözleşmesi ve 4857 sayılı Kanun'dan kaynaklı kıdem ve ihbar tazminatı ile fazla çalışma ücreti, hafta tatil ücreti, yıllık izin ücretinin kendisine ödenmediğini ileri sürerek davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının fazla çalışma ücreti talebi yönünden zamanaşımı itirazlarını olduğunu, davacının .... Ltd. Şti. çalıştığını belirttiği 18.05.1998-02.12.2002 tarihlerine ilişkin kayıtların ilgili şirketten talep edilmesi gerektiğini, 19.10.2012 tarihinde 19 nolu depoya teslim edilen 37 adet kemiksiz kısa buttan 2 adedinin alt ve yan kısımlarının kesilerek alındığını, güvenlik kamerası kayıtlarından davacın görevi ve sorumluluğu olmadığı halde depoya girdiğinin ve plastik kasaları taşıdığı arabaya etleri koyup uzaklaştığının tespit edildiğini, davacının savunmasının istendiğini, davacının eti aldığını ve hatta yediğini, diğer kalan etleri ise işyerindeki kasaların içine attığını söyleyerek eylemini kabule ettiğini, disiplin kurulu kararı üzerine iş akdinin İş Kanunu'nu 25/2-e bendi gereğince haklı sebeple feshedildiğini, ...İş Mahkemesi kararında davacının iş akdinin feshine neden olan hareketi ilk kez yaptığının belirtilmesine rağmen davacının dava dilekçesinde daha öncede aynı eylemi başka arkadaşlarıyla birlikte yaptığını belirttiğini, davacının açık kabulü olduğunu, ...İş Mahkemesinin yanılgıya düştüğünün tartışmasız olduğunu, kıdem ve ihbar tazminatı ile diğer işçilik alacaklarına ilişkin taleplerinin reddinin gerekeceğini ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, yapılan yargılama sonucunda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar, taraflar vekillerince temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297/2 maddesi gereğince hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin taleplerden her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekmektedir.
Somut olayda; davacı taraf dava dilekçesi ile kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti ve hafta tatili ücreti alacaklarının tahsilini talep etmiştir. Mahkeme ise kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin ücreti ve fazla mesai ücreti yönünden (kıdem tazminatı ve fazla mesai ücreti yönünden fazlaya ilişkin talepler de reddedilmek suretiyle) hüküm kurmuş olup, hafta tatili ücreti alacağı yönünden olumlu veya olumsuz bir hüküm kurmamıştır. Mahkeme dava dilekçesi ile talep edilen her bir alacak yönünden hüküm kurmak zorunda olup, karar bu haliyle 6100 sayılı Kanun'un 297. maddesine aykırıdır. Mahkemece bu husus gözetilmeksizin davacının hafta tatili ücreti talebi hakkında olumlu veya olumsuz bir hüküm kurulmamış olması hatalı olup bozma nedenidir.
3-Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
Dosya içeriğinden, bir kısım ücret bordrolarının imzalı olduğu, imzalara ve izin kağıtlarına itiraz nedeniyle imza incelemesi yapıldığı, 25.03.2014 havale tarihli bilirkişi raporunda, inceleme konusu yapılan ücret bordrolarından raporda belirtilen aylara ilişkin olarak davacı adına atılmış imzaların aidiyetleri hususunda kesin bir tespitin yapılamayacağının, amaca yönelik sahte ve taklit mahiyette atılan imzalarda sahte ve taklit mahiyette imzaları atan kişinin sahte ve taklit mahiyette atmış olduğu imzalara kendi kaligrafik ve karakteristik özelliklerini yansıtmayabileceğinin, bu nedenle sahte ve taklit mahiyette atılmış imzaların aidiyetleri hususunda kesin bir tespit yapılamayacağının ifade edildiği görülmektedir. Yine dosya içeriğinden, imzalı olupta imzaların aidiyetleri hususunda kesin bir tespit yapılamayan bazı ücret bordroları ile bir kısım imzasız ücret bordrolarında fazla mesai ücretinin tahakkuk ettirildiği ancak Mahkemece değerlendirilmediği anlaşılmaktadır. 25.03.2014 havale tarihli bilirkişi raporu karşısında, fazla mesai tahakkuku bulunan imzalı olupta imzaların aidiyetleri hususunda kesin bir tespit yapılamayan ücret bordroları da fazla mesai tahakkuku bulunan imzasız ücret bordroları gibi değerlendirilmek suretiyle bu ücret bordroları ile fazla mesai tahakkuku bulunan imzasız ücret bordroları yönünden, bordrolar ile banka kayıtlarının uyumlu olup olmadığının belirlenerek söz konusu bordrolarda yer alan fazla mesai tahakkuklarının hesaplanan fazla mesai ücretlerinden mahsubu ile oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekmektedir. Anılan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 30.05.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.