MAHKEMESİ:Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkette 1996 yılında çalışmaya başladığını, 1999 yılında ise işine son verildiğini, yurtdışına mal götürdüğünü, döndüğünde ise şirket işlerinde çalışmaya devam ettiğini ileri sürerek bir kısım işçilik alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; davacının 1997 yılında emekli olduğunu, bu sebeple kıdem tazminatı talep etmesinin mümkün olmadığını, ... hattında çalıştığını, başka işlerde çalışmadığını, maaş alacağı bulunmadığını, sair alacak kalemlerinin de bulunmadığını, hafta sonu ve tatillerde çalışmasının söz konusu olmadığını, ...'ya giriş çıkış kayıtları bulunduğunu, yılda 9 sefer yapılabildiğini, beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar, süresi içerisinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının tüm, davacının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasında işçiye ödenen aylık ücretin miktarı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 32. maddesinin ilk fıkrasında, genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır.
Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta primi ödenmesi amacıyla zaman zaman iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir.
Dosya içeriğine göre, uluslararası tır şoförü olarak çalışan davacı aylık asgari 1500 Amerikan doları ücret aldığını, bundan başka gün hesabı yurtdışı harcırahı verildiğini belirterek dava açmıştır. Davalı taraf ise davacının asgari ücretle çalıştığını savunmuştur. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda tanık beyanlarından davacının ayda bir sefer yaptığı, sefer başına ayda 500 Dolar aldığı kabul edilerek hesaplama yapılmıştır. Ancak davacı giydirilmiş ücretin hesabında aldığı prim ücretinin dikkate alınmadığına itiraz etmiştir. Mahkemece davacıya sabit ücretinin ne olduğu, prim ücretinden neyi kastettiği, ne kadar prim aldığı, hususları açıklattırılmalı, sonucuna göre davacının ayda kaç sefer yurtdışına çıktığı kayıtlardan tespit edilmeli ve gerekirse ücret araştırması da yapılmak suretiyle davacının ayda ne kadar prim aldığı ortaya konulmalıdır. Diğer taraftan bu primin ücret eki niteliği göz önüne alınarak hesaplama yapılmalıdır. Bir başka ifadeyle prim giydirilmiş ücretin tespitinde dikkate alınmalıdır. Eksik inceleme ile yazılı şekilde hüükm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
3-4857 sayılı İş Kanunu'nun 59. maddesinde, iş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde, işçiye kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır. Yıllık izin hakkının ücrete dönüşmesi için iş sözleşmesinin feshi şarttır. Bu noktada, sözleşmenin sona erme şeklinin ve haklı nedene dayanıp dayanmadığının önemi bulunmamaktadır.
Yıllık izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile kanıtlamalıdır. Bu konuda ispat yükü üzerinde olan işveren, işçiye yemin teklif edebilir.
Akdin feshi halinde kullanılmayan yıllık izin sürelerine ait ücret, işçinin kendisine veya hak sahiplerine ödenir. Böylece, iş sözleşmesinin feshinde kullanılmayan yıllık ücretli izin hakkı izin alacağına dönüşür. Bu nedenle zamanaşımı da iş sözleşmesinin feshinden itibaren işlemeye başlar.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 31. maddesinde, hakimin davayı aydınlatma ödevi düzenlenmiş olup, madde uyarınca, hakim uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabileceği, soru sorabileceği ve delil gösterilmesini isteyebileceği düzenlenmiştir.
Somut olayda, davalı işverence dosyaya davacı imzalı yıllık izin cetveli sunulmuştur. Mahkemece davanın aydınlatılması ödevi çerçevesinde yıllık izin cetveli davacıya gösterilerek bu konudaki beyanları alınmalı ve sonucuna göre yıllık ücretli izin alacağı hesaplanmalıdır. Yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 20.06.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy