MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: ALACAK
Taraflar ara
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirket bünyesinde 1984 yılından 01.04.2013 tarihine kadar kesintisiz olarak farklı görevler ifa etmek suretiyle çalıştığını, iş akdini emeklilik nedeniyle sona erdirdiği halde ödenmesi gereken işçilik haklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, fazla çalışma ve yıllık ücretli izin ile hafta tatili çalışma ücretlerinin davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı Savunmasının Özeti:
Davalı vekili, davacının işyerinde kesintili olarak çalıştığını, alacakların zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporu dikkate alınarak davacının taleplerinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar davacı ve davalı vekilleri tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacı işçinin fazla mesai yapıp yapmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla mesai yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp ispatlanmadıkça, imzalı bordroda görünen alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla mesai çalışmasının ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın bu tür yazılı belgelerle ispatlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları şahit beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır. Fazla mesainin yazılı delil ya da şahitle ispatı imkan dahilindedir.
Somut olayda, Mahkemece davacının davalı işyerinde haftanın beş günü çalıştığı kabul edilerek hesaplama yapılmış ise de, davalı vekilinin cevap dilekçesinde işyerinin pazar günleri kapalı olduğunu, cumartesi günleri ise yarım gün çalışıldığını beyan ettiği anlaşılmıştır. Bu durumda mahkemece fazla mesai hesabında davalının kabulü de gözönüne alınarak hesaplama yapılması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olmuştur.
3-Davacının hizmet süresi taraflar arasında diğer bir uyuşmazlık konusudur.
Somut olayda, davacı, işyerinde 1984 yılından emekli olduğu 2013 yılına kadar kesintisiz çalıştığını, işverenin ara ara kötüniyetle sigortasını birinci dereceden akrabalarının şirketlerinden gösterdiğini iddia etmiş, davalı işveren ise işçinin çalışmalarının kesintili olduğunu savunmuştur. Davacıya ait sosyal güvenlik kurum kayıtlarına göre 1989-1990 ve 1998-1999 yılları arasında başka işverenler yanında işe giriş çıkışlar bulunduğu görülmektedir. Tanıkların davacının kesintisiz çalıştığını beyan ettikleri anlaşılmıştır. Mahkemece her ne kadar davacının kesintili çalıştığı kabul edilerek hesaplama yapılmış ise de, sigorta kaydında gözüken tüm şirketlere ait sosyal güvenlik ve ticaret sicil kayıtları dosyaya getirilmemiş, itirazlar doğrultusunda yeterli araştırma yapılmamıştır. Bu nedenle, mahkemece öncelikle sigorta kaydında gözüken tüm şirketlerin (davalı şirkette dahil) sosyal güvenlik kurumu ve ticaret sicil kayıtları getirtilerek incelenmeli, tanıkların davacının kesintisiz çalıştığına ilişkin beyanları da birlikte değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre hizmet süresi belirlenmelidir. Yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm kurulması hatalıdır.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 13.06.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.