MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı isteminin özeti:
Davacı, 01.12.1998 tarihinden itibaren davalılar nezdinde mekanik ... elektronik uzmanı olarak çalışmaya başladığını, 9 yıl ...'deki işyerinde çalıştıktan sonra, davalılarca Umman'da bulunan şantiyede çalıştırılmak üzere Umman'a gönderildiğini, bu ülkede 03.03.2011 tarihine kadar çalıştığını, ücretlerinin ödenmemesi nedeniyle işten ayrılarak ...'ye geri döndüğünü beyanla, işçilik tazminat ve alacaklarının davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Davalılar cevabının özeti:
Davalı ... davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalı .... Şti. ise davaya cevap vermemiştir.
Mahkeme kararının özeti:
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
1-Taraflar arasında davacının ücret tutarı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 32. maddenin ilk fıkrasında, genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır.
Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta primi ödenmesi amacıyla zaman zaman iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir.
Somut olayda, davacı mekanik ... elektronik uzmanı olduğunu aylık 1600 USD ücretle çalıştığını iddia ederken, davalı taraf davacının ilkokul mezunu ve düz işçi olduğunu savunmuştur. Davacının ücreti, yurt dışında çalışan davacının eşinin adına kayıtlı banka hesabına yatırılan tutarlara göre belirlenmiştir. Mahkemece öncelikle, davacının eşinin hesabına yatan tutarların hangi hesaptan ve kim tarafından gönderildiği araştırılmalıdır. Bunun yanı sıra, davacının meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek, meslek odası ile değişik işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği sorulmalı ve dosya kapsamındaki tüm deliller bir arada değerlendirilerek aylık ücret miktarı noktasındaki uyuşmazlık çözümlenmelidir.
2-6100 sayılı Kanun’un 90. maddesinin birinci fıkrasında, “Süreler, kanunda belirtilir veya hâkim tarafından tespit edilir. Kanunda belirtilen istisnai durumlar dışında, hâkim kanundaki süreleri artıramaz veya eksiltemez.” hükmü; aynı Kanun'un 181. maddesinde, “Kısmen ıslaha başvuran tarafa, ıslah ettiği usul işlemini yapması için bir haftalık süre verilir. Bu süre içinde ıslah edilen işlem yapılmazsa, ıslah hiç yapılmamış gibi davaya devam edilir.” hükmü düzenlenmiştir.
Davacı vekili, 30.09.2014 tarihinde ıslah dilekçesini sunmuş ancak, ıslah harcını yatırmamıştır. Mahkemece, 30.10.2014 tarihli duruşma tutanağının 2 nolu ara kararı ile davacı vekiline 1 hafta süre verilmiş ancak, ıslah harcı yine yatırılmamıştır. 01.12.2014 tarihli duruşma tutanağının 2 nolu ara kararı ile davacı vekiline tekrar 1 hafta süre verilmiştir.
6100 sayılı Kanun’un 90. maddesinin birinci fıkrası hükmü açık olup, kanunda belirtilen istisnai durumlar dışında, hakimin kanundaki süreleri artırması veya eksiltmesi mümkün değildir. Bu halde, Mahkemece, 6100 sayılı Kanun'un 181. maddesinde düzenlenen bir haftalık sürenin artırılması hukuken geçersizdir. Bahse konu ıslah işleminin kanunun tanıdığı bir haftalık süre içerisinde yapılmadığı sabit olup, ıslah geçersizdir. Mahkemece, ıslahın hiç yapılmamış sayılarak hüküm tesis edilmesi gerekirken, süresi geçtikten sonra sunulan ıslah dilekçesine göre karar verilmesi hatalı olmuştur.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınarak karar verilmesi gerekirken yerinde olmayan gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 30.05.2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy