MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İTİRAZIN İPTALİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, asıl davada davalının ücret alacağının tahsiline ilişkin icra takibine itirazının iptalini, birleşen davada ise, yıllık izin ücreti ve kıdem tazminatı alacağının tahsiline yönelik icra takibine vaki itirazının iptalini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davacının tüm alacaklarını tahsil ettiğini, ödemelerin ödeme belgeleri ile sabit olduğunu ileri sürerek, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, yapılan yargılama sonucunda, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar süresi içerisinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasında davacının ücretlerinin ödenip ödenmediği hususunda ihtilaf söz konusudur.
4857 sayılı İş Kanununa göre ücret en geç ayda bir ödenir (m.32/5).
Ücretin miktarını ispat yükü işçiye, ödendiğini ispat yükü ise işverene aittir.
Somut olayda davacı işçi, 2013 yılının Ocak, Şubat, Mart, Nisan ve Mayıs aylarına ait toplam beş aylık ücretinin ödenmediğini ileri sürmüş, davalı işveren ise birtakım banka dekontları sunarak, ödeme itirazında bulunmuştur. Davalı işverenin sunduğu ödeme belgelerinin varlığı davacı işçi tarafından da kabul edilmekle birlikte; taraflar arasındaki asıl ihtilaf, ödeme belgelerinde yer alan ödemelerin, işçinin ücret alacağına mahsuben yapılıp yapılmadığı noktasındadır. Bu belgelerin bir çoğunun üzerinde “transfer” açıklaması bulunmaktadır. Davacı “transfer” açıklamalı belgelerin, sağlık ekibinin başarı pirimine ilişkin olduğunu ileri sürmüştür.
Davacıya yapılan ödemelere ilişkin belgeler incelendiğinde, belge içeriğindeki ödemelerin belli ve düzenli aralıklarla yapılmadığı, ödeme miktarlarının değişken olduğu, belgelerde çoğunlukla “transfer” açıklamasının bulunduğu, davacıya tüm çalışma süresi (07/02/2012-31/05/2013) boyunca sadece 21/09/2012, 28/09/2012, 23/10/2012 ve 11/04/2013 tarihlerinde “maaş” açıklaması ile ödeme yapıldığı anlaşılmaktadır.
6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun 101. maddesine göre, “Birden fazla borcu bulunan borçlunun yaptığı ödeme, ifa zamanında beyan ettiği borca mahsup edilir. Borçlu, ödeme sırasında, yapılan ödemenin hangi borca ilişkin olduğunu beyan etmemiş veya alacaklının makbuzda belirttiği borca derhal itirazda bulunmamışsa makbuzda belirtilen borca mahsup edilmelidir.”
Aynı Kanun’un 102. maddesine göre de; “Birden fazla para borcunun bulunduğu bir borç ilişkisinde, borçlunun, yapılan kısmi ödemenin hangi borç için mahsup edildiğini belirtmemesi, alacaklının da ödemenin hangi borca ilişkin olduğunu makbuzda göstermemesi durumunda, kısmi ödemenin hangi borca mahsup edileceği sorunu Borçlar Kanununun 86 ncı maddesine göre çözümlenmelidir. Bu gibi durumlarda, kısmi ödeme öncelikle muaccel olan borç için yapılmış sayılır. Ödeme zamanında birden fazla borç muaccel hale gelmişse, ödeme ilk takibe konulan borca mahsup edilir. Muaccel olan borçlardan hiçbiri takibe verilmemişse kısmi ödeme ifa zamanı önce gelen borca mahsup edilmiş sayılır. Borçların ifa zamanları (vadeleri) aynı günde gelmişse yapılan kısmi ödeme borçların miktarlarıyla orantılı olarak mahsup edilir. Borçlardan hiçbirinin ifa zamanı gelmemişse, kısmi ödeme alacaklı için güvencesi en az olan borca mahsup edilmiş sayılır.”
Somut olayda, davalı işveren banka dekontlarında yer alan ödemelerin ücrete ilişkin ödemeler olduğunu ispatlayamamıştır. Dosyada, 2013 yılının Nisan ayı ücretinin işveren tarafından ödendiğine dair belge veya kayıt bulunmamaktadır. Bununla birlikte mahkemece, davacı tarafından 11.04.2013 tarihinde yapılan “maaş” açıklamalı ödemenin, 2012 yılı Aralık ayına ilişkin olduğu ileri sürülmesine rağmen bu iddianın ispatlanamadığı gerekçesiyle, davacının Nisan 2013 ücretinin ödendiği kanaatine varılmıştır. Ne var ki, tüm dosya kapsamına göre, işverenin ücret ödemelerini gecikmeli olarak yaptığı sabit olup, örneğin, Nisan ayından önceki aylara ait ücretlerin ödenmediği Mahkemenin de kabulündedir. Kaldı ki; 11.04.2013 tarihli ödemenin açıklamasında sadece “maaş” ifadesi bulunmakta olup, “nisan ayı maaşı” gibi bir ifade de yer almamaktadır. Mahkemece 2013 yılı Nisan ayına ait ücretin ödenmediğinin kabulü gerekirken; sadece 2013 yılı Ocak, Şubat, Mart ve Mayıs aylarına ait ücretler yönünden değerlendirme yapılarak, hesaplama dönemine Nisan ayının dahil edilmemesi hatalıdır. Açıklanan nedenlerle, Nisan ayı ücretinin ödenmediğinin kabulü ile davalının toplam beş aylık ücret alacağına yönelik itirazının iptaline karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde dört aylık ücret alacağına yönelik itirazın iptaline karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 06.06.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy