MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İTİRAZIN İPTALİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, spor hekimi olarak ekibindeki iki fizyoterapist ve üç masör ile davalı spor klübünde çalıştığını, ... Futbol Federasyonu Sağlık Ekiplerinin Yapılanmaları ve İşleyişleri Talimatının 9. maddesi gereğince hem davacıya hemde sağlık ekibine dağıtılmak üzere maç başarı primi ödenmesinin taahhüt edildiği, davacının imzaladığı sözleşmede, sağlık ekibine dağıtılmak üzere, ilgili müsabakaya ait 2 tam primin davacıya ödeneceğinin düzenlendiğini belirterek 18.08.2012 tarihindeki ilk müsabaka ile 17.05.2013 teki son müsabaka arasındaki eksik ödenen toplam 66.350,00 TL prim alacağının tahsili amacı ile yapılan icra takibine itirazın iptali ve takibin devamına karar verilmesini, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, maç primi uygulamasının kulübün ihtiyarında olan bir husus olduğunu, kulüpte maç primi uygulaması olmadığı, ödeme belgelerinde prim ödemesi olduğuna ilişkin bir açıklama yer almadığı, dava dışı futbolcuya banka aracılığı ile yapılan ödemelerin de prim ödemesi olmadığını, bu ödemeler prime ilişkin olsa bile davacıya prim ödemesi yapılması gerektiğinin kanıtı olamayacağını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, tanık beyanları ve banka ödeme kayıtlarına göre, maç primi adı altında ödeme yapıldığının anlaşıldığı belirtilmiş ve 61.950,00TL üzerinden yapılan icra takibine itirazın iptaline, davalı aleyhine alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiştir.
Karar, süresi içerisinde davalı ve katılma yolu ile davacı vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1-Taraflar arasındaki ilk uyuşmazlık davacının maç primi alacağına hak kazanıp kazanmadığı ve hak kazanmışsa miktarı konusundadır.
Prim, işçinin mal veya hizmet üretiminde daha istekli hale gelmesi ve başarısının artması için işverence ödül niteliğinde verilen ek ödemeler şeklinde tanımlanabilir. Prim ödemesinden amaç, işçinin dava verimli bir şekilde çalışmaya özendirilmesidir. Pirimin kişiye özgü olması sebebiyle ikramiyeden farklı olarak prim ödemelerinin genel bir nitelik taşıması gerekmez. Bununla birlikte, işveren tarafından ayrımı haklı kılan geçerli nedenler olmadığı sürece pirim uygulaması yönünden de işverenin eşit davranma borcu söz konusudur.
İşçinin prime hak kazanması için işyerinde pirim ödemesini gerektiren dönemin sonuna kadar çalışmış olması gerekmez. İşyerinde çalışılan süreyle sınırlı olmak üzere işçinin prim talep hakkı vardır.
Prim uygulaması, bireysel ya da toplu iş sözleşmeleri ile de kararlaştırılabilir. İş sözleşmesinde kararlaştırılmamış olsa dahi, işverence tek taraflı olarak düzenli şekilde yapılan prim ödemesi “işyeri şartı” niteliğindedir.
Somut olayda, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacıya, futbolculara ödenenlerin iki katı oranında maç başarı primi ödeneceğine ilişkin sözleşme dosyada yer almamakla birlikte taraflar arasında görülen diğer bir dava dosyasına ibraz edildiğinin anlaşıldığı, işyerinde galibiyet ve bazı beraberlik maçları için prim ödemesi uygulaması yeraldığı, davacının 64.700,00 TL başarı primi alacağı bulunduğu belirtilmiştir. Ancak bilirkişi tarafından yapılan inceleme ile hesaplama yöntemi, denetime ve hüküm kurmaya elverişli değildir.
Bu sebeple öncelikle, başarı primi ödemesine ilişkin düzenleme bulunduğu belirtilen ve taraflar arasında imzalanan iş sözleşmesi dosya arasına alınmalıdır. Ardından, uzman bilirkişiden yeniden rapor alınarak davacıya ve diğer çalışanlara yapılan ödemelere ilişkin banka kayıtları ve ödemeye ilişkin diğer belgeler denetime açık şekilde değerlendirilmeli, hak kazanıldığı halde ödenmeyen prim alacağı bulunup bulunmadığı, varsa miktarı denetime açık şekilde ortaya koyulmalıdır. Hesaplama sırasında, aynı mahkemenin 2013/518 esas, 2014/465 karar sayılı dosyası ile açılan davada tespit edilen alacaklarla mükerrer ödemeye sebebiyet verilmemesine dikkat edilmelidir. Eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.
2-Taraflar arasındaki diğer uyuşmazlık icra inkar tazminatının şartlarının oluşup oluşmadığı konusudur.
İtirazın iptali davasında borçlunun haksızlığına karar verilmesi halinde ve alacaklının talep etmiş olması şartıyla, borç miktarının kanunda gösterilen orandan az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilir. İcra inkar tazminatına karar verilebilmesi için alacağın belirli ya da belirlenebilir olması gerekir. Ancak, hak tartışmalı ise icra inkar tazminatına hükmedilemez. Alacağın likit olması şartıyla itirazın iptali davası sonunda borçlunun itirazının kısmen kabulü halinde dahi, kabul edilen kısım bakımından icra inkar tazminatına hükmedilmelidir. İcra inkar tazminatı, asıl alacak bakımından söz konusu olur. İşlemiş faiz isteği yönünden icra inkar tazminatına hükmedilmesi mümkün değildir.
Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması, böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Bu şartlar yoksa likit bir alacaktan söz edilemez.
Somut uyuşmazlıkta, dava konusu alacağın varlığının tespiti yargılamayı gerektirdiğinden, alacak likit değildir. ... halde, mahkemece icra inkar tazminatı talebinin reddi gerekirken kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 29.05.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.