(4857 S. K. m. 18)
Dava: Yerel mahkeme, isteğin reddine karar vermiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Dairemiz Üyesi S. G. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı işçi, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan işverence feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminatla boşta geçen süre ücretinin belirlenmesini istemiştir.
Davalı işveren, davacının altı aylık kıdeminin bulunmadığını, iş sözleşmesinin disiplinsiz davranışları nedeniyle feshedildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece davacının iş güvencesinden yararlanmak için altı aylık kıdeme sahip olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar davacı işverence temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında davacının altı aylık kıdeminin bulunup bulunmadığı ve dolayısıyla iş güvencesi hükümleri kapsamına girip girmediği uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanağı 4857 sayılı İş Kanunu'nun 18 inci maddesidir.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 18 inci maddesinin birinci fıkrasına göre iş güvencesi hükümleri kapsamına girmek için en az altı aylık kıdeme sahip olmak gerekir. Aynı maddenin dördüncü fıkrasına göre altı aylık süre aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde geçen süre birleştirilerek hesaplanır. Altı aylık kıdem şartını öngören hüküm nispi emredici olduğundan, daha az kıdem şartını öngören sözleşme hükümleri geçerli kabul edilmektedir.
Altı aylık kıdem işçinin fiilen çalışmaya başladığı tarihle fesih bildiriminin işçiye ulaştığı tarih arasında geçen süreye göre belirlenir.
Davacının iş sözleşmesinin dava dilekçesinde davalı gösterilen ve dava dışı TEİAŞ'ın alt işvereni olan Boz-Ak Enerji Mobilya Tekstil İnşaat Taahhüt tarafından feshedildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece davacının adı geçen alt işveren nezdinde geçen çalışmasının iş güvencesinden yararlanabilmesi için yasada öngörülen 6 aylık süre koşulunun gerçekleşmediği gerekçesiyle dava reddedilmişse de bu sonuç usul ve yasaya uygun düşmemiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelere göre davalı şirketin dava dışı TEİAŞ'tan ihale yoluyla iş aldığı ve bu suretle davalı şirketle dava dışı TEİAŞ arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisinin kurulduğu anlaşılmaktadır. Alt işveren-asıl işveren ilişkisinin söz konusu olduğu durumda asıl işverenin de dava konusu iddialara karşı diyeceklerinin tespiti, göstereceği delillerin toplanması ve gelecekte başka uyuşmazlıkların da önlenmesi bakımından asıl işverenin de davalı safında yer alması gerekmektedir. Bu itibarla davanın asıl işveren olan TEİAŞ'a da yöneltilmesi ve asıl işverenin davalı safında yer alması sağlanmalıdır. Mahkemece bu yönün gözetilmemiş olması doğru bulunmamıştır. Somut olayda yapılacak iş öncelikle asıl işverenin de davalı safında yer almasının sağlanması bakımından dava asıl işverene de yöneltilmeli, asıl işverenin dava hakkındaki savunmaları tespit edilmeli ve göstereceği deliller toplanmalı, davacının asıl işverenden daha önce iş alan alt işverenler yanında geçmiş çalışması bulunup bulunmadığı tespit edilmeli, alt işverenler değişmesine rağmen çalışmanın sürdürülmüş olması durumunda alt işverenler arasındaki ilişkinin işyeri devri niteliğinde olduğu ve bu sebeple de önceki alt işverenler yanında geçmiş olan çalışmaların son alt işveren olan davalı şirkette geçmiş olan çalışmayla birleştirilmesi ve bundan sonra 6 aylık süre koşulunun gerçekleşip gerçekleşmediği saptanmalı ve tüm bunlardan sonra oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmelidir.
Mahkemece yukarıda açıklanan esaslar gözetilmeden eksik inceleme ve yazılı değerlendirmeyle verilen karar hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan hükmün yukarıda açıklanan sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 01.12.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy