(4857 S. K. m. 20, 25)
Dava: Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, istemi kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi F.Y. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı işçi, iş sözleşmesinin haklı bir neden olmadan işverence feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminatla boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesini istemiştir.
Davalı işveren vekili, davacının, işverenin diğer çalışanı olan E.P.'a telefon görüşmesinde sen kim oluyorsun da beni uyarıyorsun, işten çıkartıyorsanız çıkartın, oraya gelirsem ağzını, yüzünü, kafanı kırarım şeklinde sözler söyleyerek tehditte bulunduğunu, işçinin savunmasında iki gün önce trafik kazası geçirmiş olmasının gerekçe gösterdiğini ve bu şekilde tartıştığını kabul ettiğini, bu sebeple davacının iş akdinin haklı sebeple feshedildiği belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, iş akdinin haklı sebeple feshedildiğini ispat yükünün işverene ait olduğu, davacı işçinin telefondaki tartışmada tanık E.'ın kendisine illa ağzımızı mı bozmamız gerekir dediğini belirttiği, davacı işçinin mahkemedeki beyanının da işveren tarafından alınan savunmasıyla uyum içinde olduğu, bu durumda davacı işçinin ilk haksız hareketi yapmadığı sonucuna varıldığı ve iş akdinin feshinin haksız olduğu gerekçeleriyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
4857 Sayılı İş Kanunu'nun 25. maddesinin II. bendinin ( d ) fıkrasına göre, işçinin işverene veya ailesine yahut işverenin başka bir işçisine karşı şeref ve namusuna dokunacak sözler söylemesi veya davranışlarda bulunması ya da işveren hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ihbar ve isnatlarda bulunması veya işçinin işverene veya aile üyelerinden birine sataşması haklı fesih nedeni olarak sayılmıştır. Böyle durumlarda işçi, anayasanın 25 ve 26. maddesiyle güvence altına alınmış düşünceyi açıklama özgürlüğüne dayanamaz. Buna karşılık işçinin bu ağırlıkta olmayan işveren aleyhine sarfettiği sözler çalışma düzenini bozacak nitelikte ise geçerli fesih nedeni sayılmalıdır. Sadece işverene karşı değil, işveren temsilcisine karşı yöneltilen ve haklı feshi gerektirecek ağırlıkta olmayan aleyhe sözler geçerli fesih nedeni sayılmalıdır. İşçinin, işverenin başka bir işçisine sataşması 25/II, d hükmü uyarınca haklı fesih nedeni sayılmıştır. Sataşma niteliğinde olmadığı sürece, diğer işçilerle devamlı ve gereksiz tartışmaya girişmek, iş arkadaşlarıyla ciddi geçimsizlik göstermek geçerli fesih nedenidir.
4857 Sayılı Kanun'un 25. maddesi kapsamında değerlendirilecek ağır sözleri, işçi, işverenin veya vekilinin tahrikleri sonucu söylemesi, geçerli fesih nedeni sayılmalıdır. Yapıcı ve objektif ölçüler içerisinde belirli bir uzmanlık alanıyla ilgili eleştiri ya da işletmedeki bozukluk ya da uygunsuzluklara dair eleştiri söz konusu olduğunda geçerli fesihten bahsedilemez.
4857 Sayılı Kanun'un 25 II-(h) bendinde ise, işçinin hatırlatıldığı halde görevlerini yapmamakta ısrar etmesi durumunda işverenin haklı fesih imkanının bulunduğu hükme bağlanmıştır. İş görme edimi, işçi tarafından işverenin verdiği talimatlara uygun olarak yerine getirilmelidir.
4857 Sayılı Kanunla işçinin hatırlatıldığı halde görevini yapmamakta ısrar etmesi kuralı getirilmiştir. Bu noktada işverenin hatırlatmasının ardında sadece bir kez görevi yapmama yeterli sayılmamalıdır. İşçinin görevi yapmama eylemi hatırlatmanın ardından da devamlılık arz etmelidir. Devamlılık gösteren görevi yapmama haklı neden kabul edilmeli, ancak devamlılık göstermeyen görevi yapmama, işyerinde olumsuzluklara yol açmış ise, iş sözleşmesinin feshi geçerli neden sayılmalıdır.
Dosyadaki bilgi ve belgelere göre, davalı işyerinde veteriner olarak çalışan davacının iş sözleşmesi, her hafta düzenlemesi gereken raporları yaklaşık iki aydır düzenlememesi ve amiri bunun için kendisini aradığında sen kim oluyorsun da beni uyarıyorsun, beni uyarmak sana mı kaldı, işten çıkartıyorsanız çıkartın, ben de artık bıktım, oraya gelirsem ağzını, yüzünü, kafanı kırarım demesi üzerine işverence 4857 Sayılı Kanun'un 25/2-d ve h maddesi uyarınca haklı sebeple feshedilmiştir. Davacı fesihten önce alınan savunmasında, bahsedilen 16.06.2011 tarihinden itibaren iş yoğunluğu sebebiyle raporlarını gönderemediğinin doğru olduğunu, fakat diğer saha veterineriyle kıyaslandığında üzerine düşen yüksek kapasite ve iş yükünün çok fazla olduğunu, her zaman raporlamalarını mesai saatleri dışında gece bile yaptığını, E.Bey'in senin gibi elemana ihtiyacımız yok, neden raporlarını yollamadın, illa ki ağzımızı mı bozmamız gerekir gibi tahrik edici ifadelerde bulunduğunu, ayrıca iki gün önce trafik kazası yaptığını, bu gibi tahrik edici sebepler ve trafik kazası yapmış olmasının verdiği psikolojik gerginlik sebebiyle kendisiyle tartıştığını, tartışmada kendisine herhangi bir tehditte bulunmadığını belirtmiştir. Ayrıca siz kimsiniz de ağzınızı bozuyorsunuz dediğini kabul etmiştir. Tartışmanın karşı tarafı olan E.P. tanık olarak dinlenmiş ve davacıya illa ağzımızı mı bozmamız gerekir şeklinde bir beyanda bulunmadığını belirtmiştir.
Davacının dosya içeriğiyle sabit olduğu üzere, davacı raporlamaları iki ay geciktirmiş ve bunun üzerine amiri kendisini arayınca telefonda amiriyle tartışmıştır. Davacının görevini yapmamakta ısrar ettiği olgusu ispatlanamamıştır. Ancak iki aydır işini aksatmış olduğu da ortadadır. Davacı ilk tahrik edici eylemin amirinden geldiğini belirtmesine rağmen, o gün gergin olduğunu ve sen kim oluyorsun da ağzını bozuyorsun dediğini, başka bir şey demediğini, ancak amiriyle tartıştığını kabul etmiştir. Bu durumda, fesih sebebi yapılan olgular haklı neden oluşturacak ağırlıkta olmasa bile, işyerinde olumsuzluklara yol açtığından, artık davalı işverenden davacı ile iş ilişkisini sürdürmesi beklenemez. Bu sebeple davalı işverence yapılan feshin geçerli nedene dayandığının kabulüyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Belirtilen nedenlerle, 4857 Sayılı Kanun'un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda belirtilen nedenlerle:
1) Mahkemenin yukarda tarih ve sayısı belirtilen kararının bozularak ortadan kaldırılmasına,
2) Davanın reddine,
3) Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4) Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 78,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsiliyle davalıya ödenmesine,
5) Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6) Peşin alınan temyiz harcının istemi halinde davalıya iadesine, kesin olarak, 28.06.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy