(4857 S. K. m. 21) (4721 S. K. m. 2)
Taraflar arasındaki, kıdem, ihbar, işe başlatmama tazminatı, ücret, yıllık izin ile genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi taraflar avukatlarınca istenilmesi ve davacı avukatınca da duşuma talep edilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşıldıktan sonra tetkik hakimi tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; davacının kesinleşen işe iade kararını tebliğ aldıktan sonra süresi içinde işverene işe iadesi için başvurduğunu, davalı işverenin işe başlatacağını beyan etmesine rağmen bunda samimi olmadığını, kendisini eski işinden farklı bir işte, içi boş olan bir görevde çalıştırmak istediğini, davalının amacının davacının istifa etmesini sağlamak olduğunu iddia ederek kıdem ve ihbar tazminatı, işe başlatmama tazminatı, ücret, yıllık izin ücreti ile genel tatil çalışması alacaklarının faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili; davacının iş sözleşmesinin haklı sebeple fesih tarihi olan 18.10.2007 tarihinden işe iade kararının kesinleşmesine kadar yaklaşık 1,5 yıl kadar bir süre geçtiğini, bu konuma dava aşamasında başka bir eleman alındığını, davacının eski konumundan daha iyi bir konumda görevlendirilerek tüm sosyal haklarının aynı şekilde verilmesine devam edildiğini, davacının 15.06.2009 tarihinde işbaşı yaptığını, ancak kendisine işverence verilen işlemleri yerine getirmek yerine olumsuz tavırlar takınarak işyerinde huzursuzluğa sebep olup diğer personeli de olumsuz etkilemeye başladığını, kendisine yazılı olarak verilen görevleri yerine getirmediğini, davacının son olarak bazı çalışma arkadaşlarına artık işe gelmeyeceğini beyan ettiğini ve 02.07.2009 tarihinden 08.07.2009 tarihine kadar geçen sürede işe gelmediğini, bu sebeple iş sözleşmesine devamsızlık sebebi ile son verildiğini, davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanmadığını, davacının işe başlatmama tazminatı talep etmesinin hukuken mümkün olmadığını, davacının yıllık izin ücreti alacağı, ücret alacağı, milli ve dini bayram çalışma alacağı bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının süresi içinde işe başlatıldığı, ancak çalışma şartlarının uygulanmaması nedeniyle davacı tarafından iş sözleşmesinin haklı sebeple feshedildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davacı ve davalı vekilleri temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı ile davalı arasındaki uyuşmazlık davalı işverenin davacıyı işe başlatma iradesine sahip olup olmadığı, bir başka ifadeyle işe başlatmada Samimi olup olmadığı ve bunun sonucuna göre de davalının işe başlatma iradesine sahip olup teklifinde samimi olduğu kabul edilirse iş sözleşmesinin kim tarafından ne şekilde sona erdirildiği noktasında toplanmaktadır.
Geçersizliğine karar verilen feshin hükümsüz olabilmesi için işçinin kendisinin ya da vekilinin feshin geçersizliğine ilişkin kesinleşen ilamın tebliğinden itibaren on iş günü içinde işe başlatılmak için işverene başvurması zorunludur. Bu başvuru yapıldıktan sonra işverenin bir ay içinde işçiyi iade edildiği işe başlatma yükümlülüğü doğmaktadır. Bu yükümlülüğe uymamanın yaptırımı ise iş güvencesi tazminatı olarak belirlenmiştir.
İşverenin işe davete dair beyanının ciddî olması gerekir. İşverenin işe başlatma amacı olmadığı halde iş güvencesi tazminatı ödememek için yapmış olduğu çağrı, gerçek bir işe başlatma daveti olarak değerlendirilemez.
Dosya içeriğine göre; davacının kesinleşen işe iade kararına dayalı olarak süresi içinde işe iade başvurusunda bulunduğu, davalı işverenin de süresi içinde davacıyı işe başlatacağına dair bildirimde bulunduğu, davacının 15.06.2009-02.07.2009 tarihleri arasında davalı işyerine gittiği konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Davacının eski görevinin ön büro müdürlüğü olduğu ve lobide görev yaptığı, işe iade başvuru tarihinde bu pozisyonda başka bir kişinin çalıştığı, davacının dördüncü zemin katta ön büro koordinatörü olarak görevlendirildiği, davacının da 15.06.2009 tarihinde çalışma şartlarına ilişkin bilgi içermeyen işe başlatma yazısında belirtilen tarihte işyerine gittiği, 15.06.2009 tarihinde davacıdan VIP ile ilgili rapor hazırlanmasının istendiği, davacının ise aynı tarihte gerekli programın bilgisayarında bulunmadığını belirterek bu programın yüklenmesi ile gerekli yetkilendirmenin yapılmasını istediği, ayrıca görev tanımı ile ilgili belgelerin gönderilmesi ile görevi konusunda bilgilendirilmesini istediği, davalı işveren vekilinin ise yine aynı tarihte işe girişten itibaren üç ay geçmeden şirket programlarının yüklenmemesinin şirket kuralları gereği olduğunu belirterek mesleki bilgi ile tecrübesine göre verilen işin yapılmasının istediği, daha sonra 22.06.2009 tarihinde verilen görevin yapılmadığı, şirket bilgisayarın kişisel amaçlı kullanıldığı gerekçesiyle davacıdan savunma istendiği, davacının da 23.06.2009 tarihinde ön büro koordinatörü olarak görevlendirildiğini ancak ön büroya girmesine izin verilmediği gibi bilgisayarına gerçek dışı bir beyanla program yüklenmediğini, görev tanımı konusunda kendisine bilgi verilmediğini, VIP ile ilgili bilgi alabilmesi için ön büro çalışanları ile görüşmesi gerekmesine rağmen buna müsaade edilmediğini ifade ederek eski işi olan ön büro müdürlüğüne iadesini talep ettiği, daha sonra da aynı doğrultuda olmak üzere 24.06.2009 tarihli ihtarnameyi çekerek davalının işe başlatma iradesinin olmadığını beyan ettiği, bu sırada da davalı tarafından davacı hakkında 02.07.2009-08.07.2009 tarihleri arasını kapsar şekilde devamsızlık tutanakları tutulduğu anlaşılmaktadır.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacıya görevlendirildiği konuma ilişkin görev tanımı, yetki ve sorumluluklarına dair bir açıklama yapılmaması, verilen görevi yapabilmesi için gerekli teknik donanımın sağlanmaması ve idari yetkilerin davacıya verilmemesi, mesleki bilgi ve tecrübesine göre verilen görevi yapmasının istenmesi hususları birlikte dikkate alındığında davalı işverenin davacıyı işe başlatma konusunda samimi ve ciddi olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Diğer taraftan davacının bir süre işyerine gitmesi ve görev tanımı ile buna dair yetki ve sorumluluklarının bildirilip bu kapsamda iş ya da işlerin verilmesini beklemesi, davacı işçinin kanunun aradığı şekilde işe başlatıldığının kabulü için yeterli değildir. Çünkü davacının görevlendirildiği işin davalı tarafından belirtildiği gibi eski işi ya da ona eşit bir iş olup olmadığını anlayabilmesi için bir süre işyerine gidip değerlendirme yapmasının da gerekli olabileceği göz ardı edilmemelidir.
Ayrıca burada üzerinde durulması gereken bir diğer husus da işe başlatmama ve bu itibarla işverence iş sözleşmesinin feshedildiği tarihin belirlenmesi ile buna bağlı olarak davacının ücret talep hakkı olup olmadığının tespitidir.
Somut olayda, davalı işverenin başlangıçtan itibaren işe başlatma iradesi olmamasına rağmen davacıyı işe davet ederek davacının 15.06.2009-02.07.2009 tarihleri arasında işyerine gelmesine ve bu süre içinde kendisine görev tanımı ve yetki ile sorumluluklarının bildirilmesini beklemesine sebep olması sebebiyle dürüstlük kurallarına aykırı davrandığı açıktır. Kişinin kötüniyetli davranışının sonuçlarına katlanması ve kötüniyetli davranışı neticesinde elde etmeyi umduğu sonuçlardan yararlandırılmaması 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesinin gereğidir. Bu noktada davalı işverenin işe başlatmama iradesine sahip olmadığının davacı işçi tarafından anlaşıldığı anda yani 02.07.2009 tarihinde iş sözleşmesinin işverence feshedilmiş olduğunun kabulü dava konusu olaya uygun düşer. Bu şekilde davacı işçinin işverence oyalandığı on yedi günlük süreye ait ücret alacağına hükmedilmesinde sonuç itibariyle bir isabetsizlik bulunmayıp bu durum 4857 sayılı İş Kanunu'nun 21. maddesinde yer alan Kararın kesinleşmesine kadar çalıştırılmadığı süre için işçiye en çok dört aya kadar doğmuş bulunan ücret ve diğer hakları ödenir. hükmünden bağımsız değerlendirilmelidir. Çünkü buradaki ücret, işe iade kararının kesinleşmesinden sonraki bir dönemle ilgilidir.
Sonuç olarak; davacının iş güvencesi tazminatı ile ihbar tazminatı taleplerinin kabulü gerekirken yazılı şekilde reddine karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 27.11.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy