(4857 S. K. m. 17, 32, 41, 46, 47, 57) (1475 S. K. m. 14) (5953 S. K. m. 14) (818 S. K. m. 81)
Dava: Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, yıllık izin, ücret, fazla mesai, hafta tatiliyle genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi F. Y. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı İsteminin Özeti: Davacı, iş sözleşmesinin haksız şekilde işverence feshedildiğini ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatlarıyla ücret, izin, fazla çalışma, hafta ve genel tatil alacakları istemiştir.
Davalı Cevabının Özeti: Davalı, davacının yasa dışı greve katıldığını ve akabinde de işe devam etmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalının iş sözleşmesini fesihte haksız olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz: Kararı davalı temyiz etmiştir.
Gerekçe: 1. Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2. Davacının iş sözleşmesinin kim tarafından feshedildiği ve feshin haklı olup olmadığı taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
İşçinin emeğinin karşılığı olan ücret işçi için en önemli hak, işveren için en temel borçtur. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 32/4 üncü maddesinde ücretin en geç ayda bir ödeneceği kurala bağlanmıştır. Yine İş Kanununu da, 5953 sayılı Basın İş Kanununun 14 üncü maddesinde öngörüldüğü gibi ücretin peşin ödeneceği öngörülmemiştir. Buna göre, aksi bireysel ya da toplu iş sözleşmesinde kararlaştırılmadığı sürece işçinin ücreti bir ay çalışıldıktan sonra ödenmelidir.
Ücreti ödenmeyen işçinin bu ücretini işverenden dava ya da icra takibi gibi yasal yollardan talep etmesi mümkündür.
1475 sayılı İş Kanunu döneminde bunun dışında toplu olarak hareket etmemek ve kanun dışı grev kapsamında sayılmamak kaydıyla Borçlar Kanununun 81 inci maddesi uyarınca ücreti ödeninceye kadar iş görme edimini ifa etmekten, yani çalışmaktan kaçınabileceğini kabul edilmekteydi. 4857 sayılı İş Kanununda ücret daha fazla güvence altına alınmış ve işçi ücretinin 20 gün içinde ödenmemesi durumunda işçinin iş görme edimini yerine getirmekten kaçınabileceği açıkça düzenlenmiş ve bunun toplu bir nitelik kazanması durumunda dahi, kanun dışı grev sayılamayacağı kurala bağlanmıştır.
Dosya içeriğine göre, işyerinin bulunduğu serbest bölgede davacının da diğer işçilerle birlikte fazla çalışma ücretleri konusunda yapılan eyleme katıldığı, işverence yapılan tespitlerde 20 ve 21 Mart 2007 tarihlerinde işyerinde bulunmadığı, sözleşmenin de devamsızlığı nedeniyle sona erdirildiği anlaşılmaktadır. Davacının toplu halde gerçekleşen iş görme edimini ifadan kaçınma eylemine katıldığı dosya kapsamıyla sabittir. Ancak dinlenilen tanık anlatımlarından, bu eylemin işveren tarafından fazla çalışma ve ulusal bayram genel tatil ücretlerin ödenmemesinden kaynaklandığı sonucuna ulaşılmaktadır. Davacının ödenmeyen fazla çalışma, genel tatil ve hafta tatili alacağı bulunduğu ve bu alacakların mahkeme kararıyla hüküm altına alındığı göz önünde bulundurulduğunda, davacının ödenmeyen işçilik alacakları nedeni ile iş sözleşmesini feshettiği açıktır. Yargıtay'ca incelenen emsal dosyalarda da bu durum işçinin haklı feshi olarak nitelendirilmiştir. İş sözleşmesini haklı olarak fesheden işçi kıdem tazminatına hak kazanır ise de ihbar tazminatına hak kazanamaz. Bu nedenle, davacının ihbar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 28.06.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy