(1475 S. K. m. 14) (4857 S. K. m. 2, 17, 24, 32, 41, 46, 47, 57) (818 S. K. m. 323)
Dava: Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, yıllık izin, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ile ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalılar avukatları tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi F. Benli tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, asıl işveren olan davalı Ülker Bisküvi San. A.Ş.'ne ait işyerinde altı işveren olan diğer davalı şirkete bağlı olarak 02.08.2008-18.10.2010 tarihleri arasında çalıştığını, iş sözleşmesinin işveren tarafından haksız feshedildiğini, işyerinde fazla çalıma yaptığını, hafta tatilleri ile ulusal bayram genel tatil günlerinde çalıştığını, hak kazandığı yıllık izinlerinin kullandırılmadığını ve ücret alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatları ile bir kısım işçilik alacaklarının davalılardan müteselsilen tahsilini istemiştir.
Davalı Ülker Bisküvi San. A. Ş. vekili, müvekkili şirket ile diğer davalı arasında asıl-alt işverenlik ilişkisi bulunmadığını, davacının diğer davalı şirketin işçi olduğunu ileri sürmüş ve müvekkili aleyhine açılan davanın husumet yokluğu sebebi reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı Fehmi Day. Gıda Maddeleri Pazarlama Dağıtan End. ve Tic. A.Ş. vekili ise, taraflar arasındaki iş sözleşmesinin davacının istifası ile sonlandığım, davacının fazla çalışma iddiasının gerçeğe uygun olmadığını, hak kazandığı yıllık izinlerini kullandığını ve müvekkili şirkette ait işyerinde ulusal bayram genel tatil günlerinde çalışılmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalıların aralarında 4857 sayılı İş Kanun'un 2/6. maddesinde tanımlanan asıl işveren alt işverenlik ilişkisi bulunması sebebi ile işçilik alacaklarından müteselsilen sorumlu oldukları, iş sözleşmesinin alt işveren ile asıl işveren arasındaki nakliye işi ihalesinin süresinin sona ermesi nedeniyle haksız feshedildiği ve davacının fazla mesai, hafta tatili ve ulusal bayram genel tatil günlerinde çalışma iddiasını şahit beyanları ile ispatladığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davalılar taraflar temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Taraflar arasındaki iş ilişkisinin işçinin istifası ile sona erip ermediği uyuşmazlık konusudur.
Genel olarak iş sözleşmesini fesih hakkı hak sahibine karşı tarafa yöneltilmesi gereken tek taraflı bir irade beyanı ile iş sözleşmesini derhal veya belirli bir sürenin geçmesiyle ortadan kaldırabilme yetkisi veren bozucu yemlik doğuran bir haktır. İşçinin haklı sebeple derhal fesih hakkı 4857 sayılı İş Kanununun 24. maddesinde düzenlenmiştir. İşçinin önelli fesih bildiriminin normatif düzenlemesi ise aynı Kanun'un 17. maddesinde ele alınmıştır. Bunun dışında 4857 sayılı Kanun'da işçinin istifası özel olarak düzenlenmiş değildir.
İşçinin haklı bir sebebe dayanmadan ve bildirim öneli tanımaksızın iş sözleşmesini feshi, istifa olarak değerlendirilmelidir. İstifa iradesinin karşı tarafa ulaşmasıyla birlikte iş ilişkisi sona erer.
Somut olayda, davacı iş sözleşmesinin işveren tarafından haksız feshedildiğini ileri sürmüş ancak feshin ne şekilde gerçekleştiğine ilişkin bir açıklama yapmamıştır. Davalı işveren ise, davacı işçinin istifa ederek işten ayrıldığını savunmaktadır.
Davacının el yazısı ile düzenlemiş olduğu 31.08.2010 tarihli istifa dilekçesinin incelenmesinde, işçinin şahsi sebeplerle ve işyerinde gördüğü olumsuz sebeplerden dolayı işten ayrılmak istediği beyan ettiği görülmektedir. Davacı istifaya ilişkin irade beyanının sakat olduğunu, başka bir deyimle hata veya hile neticesi bu beyanın yapıldığını iddia ve ispat etmemiştir.
Davacı ve davalı şahitlerinin ortak anlatımından, davalılar arasındaki asıl-alt işverenlik ilişkisinin fesihten iki ay sonra sona erdiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, iş sözleşmesinin davalılar arasındaki ilişkinin sona ermesi üzerine işverence feshedildiğine ilişkin mahkeme kabulü yerinde değildir. Taraflar arasındaki iş sözleşmesinin işçi tarafından feshedildiği istifa dilekçesi içeriği ile sabittir. Davacı istifa dilekçesinde çalışma şartlarındaki olumsuzluklar sebebi ile sözleşmeyi sona erdirdiğini ifade etmektedir. Gerçekten de davacının hak kazandığı fazla çalışma ve genel tatil ücretlerinin ödenmediği dosya kapsamı ile sabittir. Bu durumda, taraflar arasındaki iş sözleşmesinin davacı işçi tarafından, işçilik ücretlerinin ödenmemesi sebebi ile 4857 sayılı Kanun'un 24. maddesinin (II) numaralı bendinin (e) alt bendi gereğince haklı sebebe dayalı feshedildiği kabul edilmelidir. İhbar tazminatı, iş sözleşmesini fesheden tarafın karşı tarafa ödemesi gereken bir tazminat olması sebebiyle, iş sözleşmesini fesheden tarafın feshi haklı bir sebebe dayansa dahi, ihbar tazminatına hak kazanması mümkün olmaz. Saptanan bu durum karşısında ve yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulduğunda, davacı işçinin ihbar tazminatı istemi yönünden davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi isabetsizdir.
3-Taraflar arasında işçiye ödenen aylık ücretin miktarı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı Kanun'da 32. maddenin ilk fıkrasında, genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır.
Ücret kural olarak dönemsel (periyodik) bir ödemedir. Kanunun kabul ettiği sınırlar içinde tarafların sözleşme ile tespit ettiği belirli ve sabit aralıklı zaman dilimlerine, dönemlere uyularak ödenmelidir. Yukarıda değinilen kanun maddesinde bu süre en çok bir ay olarak belirtilmiştir.
İş sözleşmesinin tarafları, asgarî ücretin atanda kalmamak kaydıyla sözleşme özgürlüğü çerçevesinde ücretin miktarını serbestçe kararlaştırabilirler. İş sözleşmesinde ücretin miktarının açıkça belirtilmemiş olması, taraflar arasında iş sözleşmesinin bulunmadığı anlamına gelmez. Böyle bir durumda dahi ücret, Borçlar Kanunun 323. maddesinin 2. fıkrasına göre tespit olunmalıdır. İş sözleşmesinde ücretin kararlaştırılmadığı hallerde ücretin miktarı, İşçinin kişisel özellikleri, işyerindeki ya da meslekteki kıdemi, meslek unvanı, yapılan işin niteliği, iş sözleşmesinin türü, işyerinin özellikleri, emsal işçilere o iş yerinde ya da başka iş yerlerinde ödenen ücretler, örf ve adetler göz önünde tutularak belirlenir.
Somut uyuşmazlıkta; davacı aylık net 1.200.00 TL ücret ile aldığını ileri sürmektedir. Davalı ise işçinin asgari ücret ile çalıştığını savunmuştur. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacı şahitlerinin beyanı esas alınarak, işçinin aylık ücret miktarına ilişkin iddiasını ispatladığı kabul edilmiş ise de, mahkemece emsal ücret araştırması yapılmamıştır. Öncelikle yukarıda belirtilen ilkeler doğrultusunda ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücret araştırması yapılmak, davacının görevi, işyerindeki çalışma süresi ve şahit beyanları bütün halinde değerlendirmeye tabii tutularak, sonucuna göre işçinin aylık ücret miktarı belirlenmelidir. Eksik inceleme dayalı karar verilmesi isabetsiz olup, bu husus ayrı bir bozma sebebi olarak kabul edilmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 09.07.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
NOT: KONUNUN ÖNEMİ GEREĞİ YEREL MAHKEME İLAMINI AŞAĞIDA YAYIMLIYORUZ.
T.C.
İZMİR
5. İŞ MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
ESAS NO: 2011/460
KARAR NO: 2012/669
DAVA: Alacak (İşçi İle İşveren İlişkisinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 02.06.2011
KARAR TARİHİ: 25.09.2012
Mahkememizde görülmekte bulunan Alacak (İşçi İle İşveren İlişkisinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı Vekili Dava Dilekçesinde Özetle; ...müvekkilinin davalı işveren Ülker Bisküvi A.Ş.'nin Sanayi Cd. No: 41 Sarnıç - Gaziemir/İzmir adresindeki işyerinde 02/08/2008 tarihinde iş akdinin işverence haksız fesih edildiğini 18/10/2010 tarihinde kadar satış temsilcisi sıfatı ile en son aylık net 1.200,00-TL ücret ile sürekli çalıştığını, çalıştığı süre boyunca müvekkilinin haftanın 6 günü ayda en az 2 gün saat 23.00'e kadar devam etmek kaydıyla sabah 07.00 - akşam 21.00 saatleri arasında dini bayramların birinci günü dışındaki genel tatiller ile ulusal bayramların tamamında da çalıştığını, müvekkilinin yapmış olduğu bu çalışmalarının karşılıkları ile Ekim 2010 ayına ait ücretinin kendisine ödenmediğini, ayrıca çalıştığı tüm süre boyunca yıllık izin hakkının kullanamayan müvekkilinin bu alacaklarının da ödenmediğini, davacı müvekkilinin her ne kadar iş akdinin kağıt üzerinde davalı Fehmi Daya Gıda A.Ş. üzerinde gösterilmiş ise de, davalılar arasında kanuna karşı hile ve muvazaa durumunun söz konusu olduğunu, gerçekten çalışanlar üzerinde bir çok yetkilerin davalı Ülker A.Ş. üzerinde bırakıldığı gibi, münhasıran işçilerin aynı işyerinde çalışmaları nedeni ile müvekkilinin tün alacaklarından her iki şirketinde birlikte sorumlu olduğunu... beyan ve iddia ederek 900,00 TL. Kıdem tazminatı alacağı, 100,00 TL İhbar Tazminatı alacağı, 100,00 TL-Yıllık izin ücret alacağı, 100,00 TL -Fazla çalışma ücret alacağı, 50,00 TL -Ulusal bayram ve genel tatil ücreti,50,00 TL -Ücret alacağı, olmak üzere toplam 1.300,00 TL alacağın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı Ülker A.Ş. Vekili Cevap dilekçesinde özetle; ...davacı tarafça her ne kadar Ülker Bisküvi San. A.Ş.'nin İzmir Şubesinde çalıştığı iddia edilmiş ise de, müvekkili firmanın İzmir'de şubesinin bulunmadığını, aynı zamanda davacının müvekkili şirket nezdinde herhangi bir çalışma kaydına da rastlanılmadığını, dolayısıyla işbu davanın müvekkili şirket açısından husumet yokluğu nedeni ile reddinin gerektiğini... beyan ile davanın reddini savunmuştur.
Diğer davalı Fehmi Daya Gıda Tic. A.Ş. Vekili Cevap Dilekçesinde Özetle: ...davacının müvekkili şirketten kendi isteği ile ayrıldığını, ayrıca dava dilekçesinde davacının işe giriş ve çıkış tarihlerinin doğru ifade edilmediğini, doğru kayıtların resmi kurum kayıtları olduğunu, davacının davalı işyerinde asgari ücret ile çalıştığını, bunun dışında başkaca bir sosyal yardım ödemesinin bulunmadığını, yine fazla çalışma süreleri ile ilgili olarak ileri sürülen iddialarında gerçeği yansıtmadığını, davacının davalı işyerinde sabah 08.30 - akşam 18.30 saatleri arasında çalışmış olup fazla mesai yapmadığını, yıllık izinlerini düzenli bir şekilde kullanan davacının iddia ettiği gibi müvekkili şirkette resmi tatil ve dini bayramlarda da çalışmasının bulunmadığını... beyan ile davanın reddini savunmuştur.
DELİLLER:
-Davacının hizmet döküm cetveli muhteviyatı.
-Davacının işyeri şahsi dosyası muhteviyatı.
- Davalı işverene ait SGK kayıtları.
-Yeminle dinlenilen davacı tanıkları B. A. ve İ. A. ile davalı tanıkları T. A. ve S. S. 'm beyanları.
-Uzman bilirkişinin 16/07/2012 tarihli ayrıntılı ve gerekçeli raporu.
-Tarafların dosyaya sunduğu diğer belgeler ve tüm dosya muhteviyatı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ. HUKUKİ VE VİCDANİ KANAAT:
Tüm dosya muhteviyatı nazara alındığında; dosya kapsamıyla uyuşan ve Mahkememizce de kabul edilen, keza karara esas alınan uzman bilirkişinin 16/07/2012 tarihli raporunda ayrıntılı ve gerekçeli açıklandığı üzere; Davacının 28/08/2008-18/10/2010 tarihleri arasında 2 yıl, 1 ay, 20 gün (780 gün) hizmetinin bulunduğu, davacının tazminata esas günlük brüt ücretinin 58,87-TL olduğu, hizmet döküm cetveli, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamından anlaşılmış olup, her ne kadar davalı Ülker AŞ vekili husumet itirazında bulunmuş ise de; davacının davalı Ülker AŞ.ye ait işyerinde diğer davalı Fehmi Dayanıklı Gıda AŞ işçisi olarak çalıştığı, davalılar arasında 4857 sayılı İş Yasasının 2/6 md. de tanımlanan asıl işveren alt işveren ilişkisinin bulunduğu, davalı işverenin yardımcı iş niteliğindeki fabrika dışı nakliye işini üstlendiği, bu suretle işçi alacaklarından davalı şirketlerin dayanışmalı olarak sorumlu olacakları kanaatine varıldığından aksi yöndeki itirazları mahkememizce yerinde görülmemiştir.
İş akdinin fesih biçimi taraflar arasında çekişmeli olup, iş akdinin ihbar ve kıdem tazminatı ödenmesini gerektirmeyecek şekilde sona ermesinin İspat yükünün işverene düştüğü, dosya içeriğinde yazılı bir fesih bildiriminin olmadığı, iş akdinin alt işveren Fehmi Dayanıklı Gıda AŞ nin asıl işveren olan Ülker AŞ 'den almış olduğu bayilik ilişkisinin sona ermesi nedeniyle işin sonlanmasından dolayı işverence fesh edildiği, aksi yöndeki savunmaların somut delillerle ve tereddüte yer bırakmayacak şekilde ispatlanamadığı bu nedenle davacının ihbar ve kıdem tazminatına hak kazandığı yönünde Mahkememize kanaat gelmiş olup, bilirkişi raporunda denetime olanak verecek şekilde tespit edildiği üzere davacının 3.749,22-TL net kıdem tazminatı ve net 2.085,34 TL ihbar tazminatı alacağının bulunduğu anlaşılmıştır.
Davacının 2010 yılı Ekim ayı ücret alacağının ödenmediğini ileri sürdüğü ve talep ettiği anlaşılmış olup, işçi ücretinin ödendiği işverence belgelenmesinin 4857 sayılı İş Yasası'nın 37. maddesi gereği olup, işçiye ücretinin ödendiğinin imzalı ücret bordrosu ve işçinin imzasını taşıyan diğer belgeler ile ödeme banka aracılığıyla yapılmış ise banka dekontu ile ispat edilebileceği, davalının bu yönde herhangi bir belge v sunmadığı ve iddiasını ispat edemediği anlaşıldığından, 01.10.2010 - 18.10.2010 tarihleri arasında ücret alacağı olan net 719,95 TL'ye hak kazandığı tespit edilmiştir.
Davacı taraf yıllık izin ücreti talebinde bulunmuş olup, davacının yıllık izinlerini kullandığı ya da bedelinin ödendiğinin yazılı belgelerle davalı işverence ispat edilmesi gerektiği, davacının hak ettiği 28 iş günü yıllık izninin kullandırıldığı ya da ücretinin ödendiğine dair davalı tarafın iddiasını ispat edemediği ve belge sunamadığı anlaşıldığından, davacının net 1.319,38 -TL yıllık izin ücreti alacağına hak kazandığı anlaşılmıştır.
Davacının fazla çalışma ücretlerinin ve genel tatil ücretlerinin ödenmesi talebinde bulunduğu anlaşıldığından, dosya kapsamı ve tanık beyanlarına göre davacının haftalık 21 saat fazla çalışmasının bulunduğu, keza raporda belirlendiği üzere genel tatil çalışmalarının olduğunun belirlendiği, denetlemeye olanak verecek şekilde bilirkişice hesaplandığı üzere davacının net 338,21 TL genel tatil ücret alacağına ve net 7.054,76 TL fazla çalışma ücretine hak kazandığı belirlenmiş İse de, davacının devamlı fazla mesaiye kalmasının ve tüm genel tatillerde çalışmasının hayatın olağan akışına uygun olmayacağı, hastalık, izin, vs. dönemlerde fazla mesainin yapılamayacağı gibi genel tatillerde de çalışılamayacağı gözetilerek belirtilen miktarlar üzerinden takdiren 1/3 nispetinde hakkaniyet indirimi uygulanarak net 4.703,17 -TL fazla çalışma ücreti alacağına ve net 225,47 TL genel tatil ücreti alacağına hak kazandığı kanaatine ulaşılmış, davacı vekilinin bilirkişi raporunda belirlenen bakiye alacakları yönünden davasını harçlarını yatırmak suretiyle usulüne uygun olarak ıslah ettiği anlaşıldığından, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla çalışma ücret alacağı, ücret alacağı ve genel tatil ücreti alacakları yönünden davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1 -Davanın KABULÜ İLE;
a-) 3.749,22-TL Net kıdem tazminatının akdin fesih tarihinden itibaren işleyecek mevduata uygulanan en yüksek banka faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacı tarafa ödenmesine,
b-) 2.085,34 -TL Net ihbar tazminatının 100,00- TL.sinin dava tarihinden, bakiyesinin ise ıslah tarihi olan 08.08.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacıya ödenmesine,
c-) 1.319,38 -TL. net yıllık izin ücreti alacağının 100,00- TL sinin dava tarihinden, bakiyesinin ise ıslah tarihi olan 08.08.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacıya ödenmesine,
d-) 719,95 -TL. net ücret alacağının 50,00- TL sinin dava tarihinden, bakiyesinin ise ıslah tarihi olan 08.08.2012 tarihinden itibaren işleyecek mevduata uygulanan en yüksek banka faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacı tarafa ödenmesine,
e-) Bilirkişi raporunda belirlenen fazla mesai ücreti alacağına takdiren 1/3 oranında hakkaniyet indirimi uygulanarak 4.703,17 -TL net olarak belirlenmesine, 100,00-TL sinin dava tarihinden bakiyesinin ise ıslah tarihi olan 08.08.2012 itibaren işleyecek mevduata uygulanan en yüksek banka faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacı tarafa ödenmesine,
f-) Bilirkişi raporunda belirlenen genel tatil ücreti alacağına takdiren 1/3 oranında hakkaniyet indirimi uygulanarak 225,47 -TL Net olarak belirlenmesine, 50,00- TL sinin dava tarihinden bakiyesinin ise ıslah tarihi olan 08/08/2012 itibaren işleyecek mevduata uygulanan en yüksek banka faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacı tarafa ödenmesine,
2-Harçlar Yasası'na göre belirlenen 760,40-TL nispi harçtan bakiye 570,10-TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye irat kaydına,
3-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre kendisini vekile temsil ettiren davacı lehine 1.536,00-TL vekalet ücreti takdirine, davalıdan alınarak davacı tarafa ödenmesine,
4-Davacı tarafın yapmış olduğu 531,65 -TL yargılama giderlerinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa ödenmesine, davalıların tarafın yapmış olduğu yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına.
Dair verilen karar tefhimden itibaren 8 gün içinde Yargıtay'da temyiz kabil olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı açıkça okunup usulen anlatıldı. 25.09.2012 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy