(4857 S. K. m. 19, 20, 25)
Dava: Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, istemi kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi E. Çolak tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin iş sözleşmesinin geçerli sebep olmaksızın feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğin tespiti ile işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacının Koordinatör Yardımcısı olarak işe başladığını, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Müfettişlerince yapılan inceleme sonucunda düzenlenen 27.8.2010 tarih ve 2010/3-2 Sayılı inceleme raporunda koordinatör yardımcısı kadrosunun ihdas edilme amacının tamamen davacıya menfaat sağlamak niyeti taşıdığı, davacının çalıştığı dönem itibariyle hiçbir projeye imza atmadığı hiçbir şekilde şirketin koordinasyonunda yer almadığının tespit edildiğini, iş sözleşmesinin haklı ve geçerli sebeple feshedildiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacının Sanayi ve Ticaret Bakanlığı İş Müfettişlerince düzenlenen raporda davacıyla doğrudan doğruya ilgili bir hususun olmadığı, yönetim kurulu üyelerinin faaliyetleriyle ilgili tespitlerin yer aldığı, 4857 Sayılı Kanunun 20. maddesi uyarınca iş akdinin haklı sebeple feshedildiği hususunda ispat yükümlülüğü kendisinde bulunan davalı tarafça davacının şirketi zarara uğrattığı, haksız kazanç elde ettiği hususunun ispat edilememiş olması gerekçesiyle davanın kabulüyle feshin geçersizliğine ve davacının davalı şirkette işe iadesine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında, iş sözleşmesinin feshinin haklı nedene dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 Sayılı İş Kanunu'nun 18. ve devamı maddeleridir.
4857 Sayılı İş Kanunu'nun 20. maddesinin 2. fıkrasına göre feshin geçerli nedene dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
4857 Sayılı Kanunu'nun 19. maddesinin 1. fıkrasına göre işveren fesih bildirimini yazılı yapmak ve fesih sebebini açık ve kesin bir şekilde belirtmek zorundadır. Fesih bildirimi yazılı yapılmamışsa veya fesih sebebi açık ve kesin bir şekilde belirtilmemişse aynı kanunun 21. maddesi gereğince geçerli sebep gösterilmediği kabul edilir.
Buna karşılık, aynı Kanun'un 25. maddesinde öngörülen, işverenin haklı sebeple derhal feshinde ise yazılı şekil şartı aranmamaktadır.
Davalı işyerinde, Koordinatör Yardımcısı olarak çalışan davacının iş sözleşmesinin, 27.8.2010 tarih ve 2010/3-2 Sayılı müfettiş raporu doğrultusunda Sanayi ve Ticaret Bakanlığı İç Ticaret Müdürlüğü'nün Bakan adına imzalı talimat yazısı üzerine haklı sebeple feshedildiği dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.
Somut olayda, müfettiş raporunda belirtildiği üzere, davalı şirketteki koordinatör yardımcılığı kadrosunun usulsüz olarak ihdas edildiği, bu rapor doğrultusunda davacının iş sözleşmesinin geçerli sebeple feshedildiği anlaşılmakla, fesih geçerli nedene dayandığından davanın reddi yerine kabulüne karar verilmesi hatalı olup, hüküm bozmayı gerektirmiştir.
Belirtilen nedenlerle, 4857 Sayılı Kanun'un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda belirtilen nedenlerle;
1) Mahkemenin yukarda tarih ve sayısı belirtilen kararının bozularak ortadan kaldırılmasına,
2) Davanın reddine,
3) Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4) Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 30,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsiliyle davalıya ödenmesine,
5) Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6) Peşin alınan temyiz harcının istemi halinde davalıya iadesine, kesin olarak, 19.06.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy